Yine içimi garip duyguların daha da kötüsü beni karamsarlığa değil de hedeflerime ulaşmada vakit kaybettirecek şeylere fazlasıyla daldım ve tahmin ediyorum ki bu karmaşık duyguları yaşamakta iradem dışında gelişen olaylar fazlasıyla mevcut ve daha önceleri de söylediğim biçimiyle okyanusta başıboş seyahat eden bir hedefi ne olduğunu bilmeyen ya da hedefinin dışında şeylerle uğraşan garip bir ceviz kabuğu gibiyim. Hatırlıyorum ki daha önceleri de bu tür yazıları yazmaktan nefret ettiğimi belirtici yazılar yazmıştım ama durum gittikçe ciddiyet kesbetmeye başladı ve daha fazla vakit kaybetmeye takatim kalmadı acziyetimi tamamen ilan ediyor ve Yüceler yücesinden en hayırlısı neyse onu diliyorum.
Durum artık gerçekten içinden çıkılmaz bir hal aldı ve gerçekten ne yapacağını şaşırmış bir halde afallamış haldeyim. Keşke müthiş bir müjde haberi alsam ve şu Şehr-i İstanbul’da geçirdiğim yılların acısını unuttursa, ama heyhat. Heyhat ki ne heyhat.
Alttan bir sürü dersim kaldı, ailem para göndermekte zorlanıyor, kaldığım yer bakımından da benden yani derslerimin kötü gitmesinden kaynaklanan sorunlar var. Ve belki de en kötüsü ders çalışmak istemiyorum ve dersler çok sıkıcı geliyor, okula gitmekten kaçıyor, ödevleri görmezlikten geliyor, kısacası derslerin düzelmesi adına doğru dürüst adım atamıyorum. Bugün belki de hayatımın en kritik kararlarından birini vereceğim. Evde kalmaya devam etmek, ya da etmemek. Gerçekten benim açımdan çok acı sonuçlar içeren bir durum, ne demek kendimi bildim bileli içinde bulunduğum kutlu insanlardan ayrılmak durumunda olmak, belki ben son senelerdeki performansımla buralarda kalmaya liyakatım olmadığına iyice inanmaya başladım ama olsun bir köpek de olsam bu gemi benim dahil olduğum gemi ve ben bu gemiden asla ayrılmamam gerekiyor.
Biliyorum ki tüm bu içimin bunalmasının sebebi belki de hizmet etmek isteğinde değil, belki de başka topluluklara ayak uyduramama korkusudur, ne bileyim her şeyi bilen, bu durumu da en iyi şekilde bilir ama ben yine de ümidimi hiç kaybetmedim ve kaybetmekte hiç ama hiç istemiyorum. Aaah ne olurdu şu derslerim iyi olsaydı da tüm bu iğrençlikleri yaşamasaydım, aah ne olurdu hep düşündüğüm başarılı bir ‘ben’ olabilseydim ama hayat her şey sürprizlere çok açık ve insanın başına neler geleceği belli olmuyor, zaten belli de olsa çoğu kere başına geleceklere engel olamıyor.
Ah Allah’ım hep sana, bana verdiğin şükür hislerinden dolayı şükrediyorum ve bu yaşadıklarımı da iyi bir şeylerin olma sebebi olarak görüyorum, ama şimdiki durumumu değiştirmek için sadece senin lütfunu bekliyorum.
Artık parasızlık da sorun olmaya başladı ve benim aklıma gelen çözümlerde elinde ateş tutmaya benzeyen çözümler, artık nisa meselesi ayrı sorun, takva ehli olamamam, keyfiyet yapmak istememem ayrı sorun. Sorun sorun sorun…
Bu garip satranç oyununda nasıl davranmam gerektiğini düşünemiyorum, hangi taşı oynamaya kalksam çeşitli ve önemli kayıplarım olacak gibi görünüyor. Ve rakibim çok dişli, bana hamle hakkı tanımıyor ve hep beni taviz vermeye zorluyor, öyle ki piyonlarım bitti gibi ve şimdi de veziri vermem gerekiyor ve veziri vermeye de niyetim yok çünkü benim bütün oyunum vezir üstüne kurulu, bu durumda çok acı ve dişli rakibimden başka bir de zaman denen çok önemli bir rakibim var yani kısa sürede karar vermem gerekiyor. Hamle çok önemli ve en azından benden önce çeşitli hamleler yapmış kişiler yanı başımda artık bir de onlara sorayım eğer ferahlatıcı bir cevap vermezlerse kendi hamlemi kendim vermeliyim ki, ben de son çare olarak veziri vermeyi ve bir piyonu daha da ileri sürerek yeni bir vezir kazanmaya ya da vezirsiz kazanmaya çalışayım. Allah’ım ne olur hamlemi doğru yapabileyim!!! 10 Nisan 2001, 02:07-02:40
