Bu yazıları yine yazma gereği hissetmeye başladım. Ama artık eskisi gibi psikolojik problemler yaşayan bir insan şeklinde değil, değişik bir perspektiften daha iyimser bir açıdan bakıyorum. Belki de başka çarem kalmadığındandır ama her neyse.. Öğrendim ki …. dersinin finaline giremiyormuşum ne kadar üzüldüm bir bilseniz. -ha bu arada kime hitap ediyorum ki- çılgına döndüm, feryad-ü figan, ah-vah yaptım, değil tabi.
… denen kaliteli ama biraz garip adamla konuşmamdan sonra ve finale de giremeyeceğimi anladıktan sonra dertli günlerimin gamlı mekanı kütüphanenin, yalnızca süreli yayınlar için kullanılan bu kısmına geldim ve yapabileceğim başka hiç bir şey olmaması hasebiyle, bir iç döküş, kendimce bir teselli ya da kendi kendimi kandırma psikolojisiyle bu yazılara başladım. Bakıyorum da yazılar hiç düşünmeden hızlıca devam ediyor. Artık ne yazacağımı düşünmüyorum, daha doğrusu düzgün bir yazı yazma gereğini duymuyorum. Böylesi daha iyi aklıma ne gelirse onu yazayım, zaten bu yazı türü de bu şekilde yazılmıyor mu ki?
Dersler konusunda sıkıntılarımın maksimum kötü seviyeye düştüğüne inandığım finaller öncesi bu zamanda artık bir şeyler yapmam gerekiyor. Ama bugün bile 9′da buraya gelmem gerekirken 12′ye doğru buraya gelmem alacağım kararları uygulamam noktasında beni ciddi ciddi düşündürmüyor değil. Sanki yazmaktan bıktım gibi bir haldeyim niye yazmak istemiyorum ki o da ayrıca bir konu.
Şimdi şunu söylemek gerekirse 60 yıla topluca bakarsak şu an yaşadığım sıkıntılar gereksiz sıkıntılar olarak algılanıyor, ama beş yıl sonrasını bilmediğim için sıkıntılarımı anlamam anlaşılmaz sayılmaz. Peki ne yapmalı, öncelikle önce kendimi değiştirmeliyim, her şeyi sallayan ve boş günleri yudumlayan durumun esas faili olan kendimi bir düzeltmeliyim. Kendi kendimi düzeltmek de çok zor gibi geliyor ya.
Tamam, ben müthiş değilmiş, süper değilmişim aslında diğer insanlardan hiç farkım yokmuş, bunu anladım sezimin farkına vardım, ama işte ne desem ki. Geleceğe dair yatırımlarda bulunmam gerekir. Gelecekteki rahat için şimdi ızdırap çekmeliyim. Aman Allah’ım ya ebedi hayat. Şu kısacık fani dünyada beş sene sonraki mutluluğum için şimdi ızdırap çekmeyi göze alıyorum ama ebedi mutluluğa götüren yolda ne yapıyorum, ibadetlerimi hakkıyla eda ettiğim söylenebilir mi? Üzerime düşen vazifelerin hakkını verebiliyor muyum? Evet, esas şimdiki geleceğimi alakadar eden derslerdeki başarısızlığıma döneyim. Ya’a yazmaktan sıkıldım_______ Bir şeyler yapmalıyım, hislerimin kölesi olmamalıyım, geleceğimin yatırımlarını hızlandırmalıyım. Düşünmekle yetinmemeli, harekete geçmeliyim. 15 OCAK 2001
Aradan bir yıldan fazla bir zaman geçti ve derslerim ve de dertlerim hususunda pek değişen bir durum yok. Sorunlarım daha da büyüdü. Artık bu sorunların üstesinden gelebileceğime dair az ufak ümitler de azaldı. Ümit mü’minin sahip olduğu bir değerdir ama sadece ümit etmekle nereye gidilebilir ki. Artık işler o kadar içinden çılmaz hal aldı ki, 2002 yılına kadar ilke olarak gördüğüm birçok değer (itaat, teslimiyet, …i her şeyden önce tutma düşüncesi ve ve ve …..) benden uzaklaştı. Belki bu durum benden kaynaklandı ama o kadar zor günler geçiriyorum ki şimdiye kadar çektiğim sıkıntılar, benim içinde bulunduğum durumdan kurtulmak için kendimi yüksek bir yerden aşağıya atmamı önlemem için yalnızca birer aşı olmuş. Paradokslar içinde yaşamak artık pes ettirdi. Bilemiyorum zaman ne gösterecek ama vaziyet iç açıcı olmaktan oldukça uzak.
Allah’ım tutunacak tek dalım sensin, ne olur Allah’ım ya taşıyamadığım yükü üzerimden al ya da ne olur yalvarıyorum, taşımak durumunda olduğum yükün daha da ağırlarını taşıyacak güç ver. Şüphesiz sen Rahmet sahibi, merhamet edici duaları işitensin…
frfasf
2001 01 15
