Bu sabah namazına uyanmnadan hemen önce gördüğüm ilginç rüyanın başka bir versiyonunu da kahvaltıya kalkmadan önce uyandığımda gördüm. Rüyada gördüklerim şimdilik izleme fırsatı bulamadağım “Kaplan ve Ejderha” filmine çok benziyordu. Genellikle metafizik hareketlere dayalı, dini derinlikten ilham alınarak yapılmış film ya da filmlerdi. Ben de bu filmlerin ne içinde ne de dışındaydım, rüya işte ne olacağı belli olmuyor. Esas konumuza gelirsek; uyanır uyanmaz “Tamam şimdi kararımı verdim, ben yönetmen olacağım, er ya da geç. Şimdilik tahminim onbeş yıl sonra yani 2015-2020 yılları gibi hedefime iyice yaklaşırım ve birkaç yıl içinde de ürünlerimi vermeye başlarım.
Nereden aklıma geldi bilmiyorum ama dün baktığım bir kitapta insanların bazı ihtiyaçlarından bahsediyordu; -karşılıklı- sevgi (cinsel değil), saygı görme isteği, kendini bulma isteği ve topluma ürettiklerini verme isteği. Ben henüz kişiliğimi bulma mesafesindeyim ve ancak kişiliğini bulabilenlerin topluma ürün verme aşamasını kat’edebileceklerinden bahsediliyordu. Aniden kalkar kalkmaz evet ben yönetmen olacağım demekte pek mantıklı değil gibi geliyor. Esas düşüncem, yola çıkacak olan bölümümle ilgili ya da ilgisiz beni tatmin edecek bir uğraşı. Ayrıca yönetmen olma fikri de öyle kısa vadeli tamam tamam ben yönetmen olacağım diyilecek kadar kolay olmasa gerek.
Ama her neyse, bir gerçek şu ki yıllar çok hızlı akıyor ve dünayaya yatırım yapmak pek mantıklı değil ama dünyevi olan hedefi uhrevi yolda katalizör olarak kullanmak en akıllıcası olsa gerek. Elde edeceğim her ne ise onu amaç değil O’nun rızasını kazanma yolunda araç olarak kullanmak çok daha iyisi olacaktır. Ne olacağı bilinmeden Allah insanların önlerine birçok fırsat zaten koyar önemli olan o fırsatları iyi kullanmak olmalı. Dünyevi açıdan bakarsak önümüz her zaman sisli yani üzerine düşen görevi yaparsan her iki dünya için de en kârlısı olacaktır.
Ve en gerçek olana gelmek gerekirse saat onbire kadar üç sayfalık kaynaklı maynaklı bilimsel herhangi bir final mahyetinde makale hazırlamam gerekliyor …. dersi için ve kısa bir sürem kaldı. … dersini mutlaka geçmem gerekiyor perşembeye vizem var, …’ü de yüzde ellilik kısmı sıfır olmasına rağmen yüzde ellilik finalden iyi bir not almalıyım. Aman her neyse…
“Geleceğe selam.”
Evet gelecek de ne çok çabuk geldi mesela 2018 yılı gibi. Kimbilir o yılı görmem bile ya da o yıldan sonrasını. kimbilir kimbilir.?. Kiramen Katibin bekleyin geliyorum hazır mıyım? Bilmiyorum ama O’nun Rahmetine güveniyorum, şimdiye kadar verdiği nimetleri zaten devam ettirir. Bu hamur çok su götürüceğe benzer..şu anda Bruce Springsteen’den Badlans parçasını dinliyorum iki dakikası kalmış.. birazdan …’le buluşacağız Atatürk Kütüphanesinde niçin? Tabiki ikimizde …. ödevlerimizi yapmak için. ….’e saat dokuzda kütüphanede olmasını söyledim uyanamayacağını söylemesine rağmen, ama bu gidişle ben uyanık halimle geç kalacağım gibi. ÖĞHHKĞ!!! Şimdi de Sounds Like a Melody adlı parça çalıyor. Alphaville’in herhalde ya da değil yok yok değil B ile başlayan bir grup falan da olabilir. Ayrıca işe bak ki hem şarkılar hem ilahiler olmasına rağmen iki keredir şarkı çalıyor, ve şimdi ise Mustafa Demirci’den Güllere Vurgunum adlı parça çalıyor……………yeter be geç kalacağım saat 08:29 oldu………………..
Sabah söylemeyi unutmuşum cebimde yalnızca bir milyon ve dolabımda ise ikiyüzbin lira var, bu şu demek oluyor eğer elbiselerimi yıkatırsam (Kaldığım bu yurtta elbise yıkatmak parayla!) toplam 450 bin liram kalacak, eğer telefon kartımdaki son birkaç kontürü de harcarsam; evden ne zaman geleceği belli olmayan parayı istemek için alacağım otuzluk kart da bana tamı tamına 1.250bin liraya mal olup geriye hiç param kalmayacak. Yani canım bir şey çekip de birşeyler almak bile isteyemez. En iyisi ne yapayım bu parayla yatırım yapayım bu parayla bir kaç elma alıp onları parlatayım sonra param iki buçuk milyon, beş milyon derken evden de para gelir herhalde… ikincisi ise dün Stephen King’in Tuzak isimli kitabını bitirdim ve bu yazarın okuduğum ilk kitabı olmasının da etkisiyle olsa gerek çok etkilendim diyebilirim. Değerlendirmesini bilahare yapacağım. Ha, ya ben buraya aslında saatin kaç olduğunu öğremnek için gelmiştim. Çünkü saatimi aylar önce …’e vermiştim, cep telefonum da acayip bir şekilde kayboldu ve saati öğrenebilmek için geriye sadece bilgisayar kaldı…hayat çok zevkli. Zevkten kafayı sıyırabilirim saat 14:51 kaçırdığım öğle yemeğinin 16:00 servisini kaçırmamalıyım yoksa bünyeme gereksiz lipid türü şeyler ekleyemem. biraz önce bu dosyayı kapatıp çıkacakken Salı yazısını aslı gibi okudum bana birşeyler oluyor.
[O gün ki bir defterden..]
Hiç bir şey yazmadım yazmayı da istemiyorum kafayı sıyırmaktan bıktım başaracağım
2001 05 29
