00:55 Aman Allah’ım tüm bunlar nedir, ve bunlar nasıl izah edilebilir? İnsan ne kadar garip bir canlı ve duygular dünyası ne kadar da insanı etkileyen ve de yönlendiren birer etken. Robert de Niro’nun da oynadığı Ronin adlı filmde bir zamanlar savaşçı samuray olan kişilerin savaş sonrası savaşçı kişiliklerini illegal işler yaparak kullanmalarından bahsediliyordu. Ben de kutlu ortamın biraz dışına çıkınca hemen kendimi garip bir âlemde buldum ve birden de kendimi kaybetme durumuna geldim. Böyle yazarak az çok muhasebe falan da yapmasam tam anlamıyla sineğin biraz sonra yapışıp kendisi için tuzak maksatlı koyulmuş bal tepsisine düşüp oradan ölene kadar çıkamaması gibi bir durumla karşılaşacaktım. Ve halen de böyle bir sürecin için de olduğum da söylenebilir. Çünkü o kız, adını bile bilmediğim ne zaman ders sırasında ona doğru baksam bir iki erkekle beraber oturduğunu gördüğüm kişi o kadar çok ilgimi çekiyor ki aklıma sık sık hep o geliyor. Çok saçma bulduğum halde. Bu nedir? Neden bana hiç uymayan bir kız beni bu kadar çekiyor hem de ilk gördüğüm sıralarda güzel ve çekici bulduğum ama kendime yakıştıramadığım bir halde algılamış olmama rağmen? Bu ne biçim his, bu ne biçim bir zayıflık ya da farkında olmadan veya engelleyemeden yenilgiye gidiş süreci.
Razi’ye göre nefsin bedensel ilgilerine şiddetli meyil etmesi ve onları gerçekleştirememesi, bir kimsenin bir aşk bağı kurup onu elde etmediği zaman kalbinin onun üzerine kuvvetle yanışı gibi şiddetli bir yanmayı “cehennem” olarak niteliyor. Ve ben de şimdi Razi’ye göre kendi cehennemimi ateşlemiş gibiyim. Sonra bu adam mahrumiyetin kederini ve ayrılmanın elemini yudum yudum içer. Sonra bunlar sebebiyle Allah’ın nuruyla aydınlanmaktan ve kutsanmışların zümresinde olmaktan mahrum olur. Bu da “acı verici bir azap” olarak nitelendirilir. Aman Allah’ım tüm bunlar ne demek?
İnsanda nefis-irade, vicdan-şeytan mücadeleleri ve bunların bir benzeri olan his-mantık savaşı yaşanıyor ve şimdi ben bu savaşın içindeyim. Hislerime göre; ben şu anda kendimi boşluk içinde hissediyorum. Her ne durumla karşı karşıya olsam da eninde sonunda kendimi mutsuz edecek bir şeyler buluyorum. Hiç yoktan kafaya takılabilecek birçok şey oluşturabiliyorum bunlar genelde duygusallıktan kaynaklanan zayıflıklar ya da zayıflıklarımın üzerine bir de duygusallığımın eklenmesi oluyor. Çoğu kimsenin hiç de etkilenmediği şeyler benim için kafayı sıyırma sebebi olabiliyor. Bazen hedeflerimin büyüklüğü altında eziliyor olmam ve hiçbir zaman hedeflerime ulaşamayacağıma dair düşünce beni bunaltıyor, bazen de başka şeyler. Belki de parasızlık, derslerin kötü gitmesi, bazı görevlerimi yapmakta başarısızlık ya da görev sonunda idealime ulaşamamış olmak gibi bir sürü sorunun yığılması da ben de daha büyük bir yıkım oluşturmuş olabilir. Ya da her neyse işte. Sonuç olarak çok duygusal birisiyim veya olaylar beni daha da duygusallaştırdı. Belki de kendi kendime yaşadığım dünya duygusal birikmeye neden oldu. Bir de karakterimin gereklerini sergileyemiyor olmak da beni hırpalıyor. Bu durumdan kurtulmak istemem de bana bir şeyler yapmam gerektiğini fısıldıyor ama peki ne? İster istemez Allah’ın birbirimizi tamamlamak üzere yarattığı nisalara ilgi uyanıyor, tabi bir de yoğun bir hayattan sakin bir hayata geçmiş olmakta bunu ateşliyor. Şehvani duygular bir yana bana duygusal partnerlik yapacak birisi ya da birileri gerekiyor. Buna da en uygun cevap nisa taifesinin -olduğunu zannettiğim içgüdüler veya sezilerimden anlıyorum- vereceğini, yani bana yarenlik yapacak sadece bir kişinin vereceğini düşünüyorum. Gözlerimize bakışacağımız, karşılıklı gülümseyeceğimiz ve sadece ölü olmayan bir canlı olarak onun varlığı ile beni mutlu edeceği bir kişi. Hep yüzüne bakmak isteyeceğim ve gözlerindeki rampanın bana mutluluk dünyasına fırlatacağı bir çift ruhun aynası güzel göz. Böyle bir bakışta benim ona, onun bana birden elektriki bir etkileşim hissedeceğimiz, daha sonra tekrar birbirimize bakmak isteyeceğimiz ve birden başımızın döneceği -nisalar da böyle bir his var mıdır ki?- bir karşılaşış. Kısaca sebepsiz sempati, dayanılmaz karşılıklı birbirimize çekici bir güç. Ben ya delirdim, ya da aklımı kaybettim. Böyle birisi dünya da var mıdır? Dünyada varsa Türkiye’de midir? Yani karşılaşma şansımız var mı böyle bir kişi ile?. Tabi sonrası hayat tarzlarımız, kişiliklerimiz ve daha bir sürü şeyimiz uyacak mı? Tamam zırdeliyim. İnşallah böyle birisi ile karşılaşırım.
Şimdi probleme tekrar dönelim. Bu kız ile göz göze geldik ve ben hemen gözümü çektim, bir de bu sırada kaburgaların ucundaki yerde kalbe yakın bir noktada bir şeyler oldu. Güçlü bir hormonumsu bir şey salgısı. Evet, çok tatlı birisi, hayallerime yakın.
AMA.
Ama o bana göre değildir ki, benle aynı hisleri hissetmemiştir. O nefret ettiğim üzere birkaç değişik erkekle beraber gezen, muhabbet eden birisi. Şimdilik istediğim ruh göstergesi gözlere sahip alternatifi olmadığı için kendi kendimi kandırmış olduğum bir kişi olabilir.
O zengin ve mütedeyyin olmayan bir hayat tarzı olan bir ortam da yetişmiş bir görüntü çiziyor. Yani ona göre maddi olarak geri ve mütedeyyin değil. Yani farklı sosyal çevrelerin ve bambaşka dünyaların insanları. Sadece dış görünüş bu kadar belirleyici değildir. Tesettürsüz bir kişi ise benim açımdan hafiften yaşadığım dünyaya ihanet etmektir. Bu yeri geldiğinde ikinci plana yine ileride problem olmaktan çıkacağına inanç beslenen bir durum olsa kabul edilebilir. Ama ebedi hayatın kapılarını açacak en azından anlaşılabilir hali ile bir kişi en güzel ve uygun kişiden daha önemli, evet kesinlikle daha önemli. Yani işim daha da zor. İstediğim eğer nasibimse ve bir aksi şey olmazsa cenneti burada yaşamaya başladık demektir. (İnşallah asıl olan öbür âlemde yaşarız, bu da ayrıca anlattığım her şeye bir açıda anlam da kattı).
Her neyse his ve mantığın savaşı devam ediyor. O kız benim için şimdilik olumsuz bir diyalogla karşılaşmadığım için önemli. Yani hislerim 1-0 önde. Ama mantığım da olumsuzluk ihtimallerini düşündüğü için durumu 1-1 yaptı. Şimdilik mantığın istediği vazgeçme isteği daha iyi oynuyor. Ama ne olur ne olmaz his de bakarsın galip gelir. Neyse ki kendimdeki değerlendirme kıstaslarım hislerimi çığırtkanlığını ve mantığın mantıksızlığını aşabilecek güçte olduğundan eminim.
Allah’ım ne olur bana hayalime ulaştığım anı kısa sürede yaşat ya da bu aptal düşüncelerin aklıma hiç gelmeyeceği bir hayat tarzı lütfet. 02:02
09:59 aklıma o geliyor. Çok tatlı ve güzel, hayali bile bana adı konmamış bir mutluluk ve haz veriyor. Ama biliyorum ki bu benim psikolojik doyum içinde olmamamdan kaynaklanan bir durum. Ama gözlerimizin birbirine baktığı ve göz bebeklerimizden birbirimize verdiğimiz duygusal akım sanki içimde bir düğmenin dokunulması etkisi uyandırdı. Duyguları bastırma çabalarım artık çok zorlanıyor. Bu da, bu da eksiklik veya irade güçsüzlüğü. Bu tespitler de ya kaçış ya da çaresizlik veya geri zekalılık. Hadi hayırlısı!!
2002 09 28