Saçlarım çok uzamıştı ve bu saçlardan kurtulmamın vakti gelmişti. Ben aslında biliyordum uzadığını fakat çevrenin reaksiyonunun da her geçen zaman artması artık sabrımı tüketti. Ve saçımı kısalttırdım, tabi saç gibi olumsuzluk oluşturacak biçimde oldukça uzamış olan sakal traşımı da unutmadım.
Saç traşıma uzun zamandır karar vermeme rağmen gah param olmuyor, gah vaktim olmuyor, gah durduk yerde engel olacak bir iş çıkıyordu fakat sonunda saçlarımı kısalttım. Dün berbere gittiğimde bayağı sıra vardı ve sıra beklemek de istemiyordum, berbere sıranın daha uzun olup olmadığını sorduktan sonra sıranın çok olması yüzünden traşım bugüne ertelendi. Berberden olumsuz sıra çokluğu cevabı alınca sırf traş için berbere kadar gelmiş olmamak için geri dönmeden yoluma devam ettim ve Karabaş Cami’sinde (Tophane) ikindi namazımı eda edip, cami bahçesindeki kediyle biraz oyalananıp, biraz da cami yanındaki basket sahasındaki minyatür kale maçı izledikten sonra tekrar eve doğru hareket ettim, dönüşte berber de yine sıra vardı.
Bugün de tam bir Kaptan Mağara Adamı (Çizgi film kahramanı, saç ve sakaldan müteşekkil yaratık) gibi idim neyse ki okul dönüşü berberde sadece bir kişi gördüm ve sıraya girdim. Cebimde beş milyonum vardı ve saç sakal traşımı birlikte halletmek istiyordum. Berberin “Nasıl olsun” sözüne “Saç+sakal ne kadar?” şeklindeki cevabım, “3.5 milyon şeklinde yanıtlanınca saç yıkamasız, her ikisini de saçıda sakalı da kes” dedim. Ücret olarak verdiğim 3.5 milyonun yanında bir de ismi Yasin olan ve dersleri pek iyi olmayan çırağa da fiyatı baştan sormamın ayıbını örtmek ve gururumu okşamak bir de çocuğu sevindirmek için 500 bin lira verdim.
Berberde iken bir sürü acayip düşünceler de aklımdan geçmedi değil. Bir kere adam sakal traşı yapmak için usturanın jiletini değiştirmedi, ikincisi kan taşı denen HIV taşıyabilme ihtimali olan taştan kullandı, ayrıca her an adamın boğazını deşebilecek donanım traş esnasında kullanılabilir.
Saçın taranıp taranamaması, şekil kazanması gibi ayrıntılarla pek ilgilenmeyen ben traş sonrası yüzüme sürülen kremden, pudra gibi bir şeyden ve yüzüme sıkılan parfümden bir de yüzümdeki kılların çakmak ile yakılması sonucu oluşan iğrenç kokudan kurtulmak için hemen eve geldim ve iyi bir saçımı başımı sabunla (yeşil sabun) yıkadım. Zaten şampuan falan kullanmıyorum ya neyse.. 21:05, Pazartesi, dinlediğim parça Era – Mirror’du şimdi de Dream Theater – Wait for Sleep parçası. Yaz okulum var, …, … 1 ve … 1 derlerini mutlaka geçmem lazım… Ayrıca bu yazıları okuyan bana da selam ederim, şimdiki beceriksizliklerimden dolayı da özür dilemem çünkü ancak bu kadar oluyor, daha iyisi nasip…
2002 06 24