Bir şeyler kesinlikle üzerimde oluyor ama bu durumda rolüm elinden hareketine müdahale edemeyen su üzerinde sürüklenen bir çöp. Bilmiyorum, anlayamıyorum içimde bazı hisler kaynıyor, tamamen insan olarak yaratılmış olmamdan kaynaklanan bu duyguların tezahürü ise içimdeki sevgiyi bir şeylere yansıtmam gerektiği. Nasıl olacak bilemiyorum yaşadığım çaresizlik bana neye mal olacak düşünemiyorum. Acaba yaşadığım ve ört bas etmem gereken duygular bastırılmış olarak patlama namzedi mi olacak? (ki bunun olacağına pek ihtimal vermiyorum, şimdiye kadar n kez olabilirdi) yoksa sabır ufkunda ızdırap yolunda ilerlemeler mi kaydedeceğim? Ne olacak bilmiyorum ama dayanılmaz bir sevgi zehirlenmesi ile karşı karşıyayım. Biliyorum ben birilerini sevmek ona bağlanmak istiyorum, çok sevdiğim (bu sevginin kaynağı hiç bir şey sadece neden olduğu bilinmeyen sihirli sevgi belki de aşk da denebilir) birisi aynı zamanda çok sevildiğimi hissettiğim bir kişi ama bu nasıl bir şey pek anlayamadım. Galiba olaylara biraz teknik açıdan bakıyorum bu da sevgi denen şeyde çatışma oluşturuyor.
İlkokulda Serpil’e aşıktım, defterlerime falan hep onu temsil eden S harfini, kendi baş harfim olan N ile beraber yazar, kalp içine çizerdim, daha sonra da gördüğüm bu kişi şimdi hiç ilgimi çekmeyen, ilgimi çekmesi için bir sebep olmayan bir kişi. Orta okulda çarpıldığım bir kişi olmadı fakat lisede de Ceyda çok hoşuma gitmişti, fakat bu da ölü doğan bir sevgi ya da aşktı, bir kere çevrem ve konumum itibari ile onunla yüz yüze bile konuşmam mümkün olmadığı gibi, bir çok erkekle sarmaş dolmaş olan bir kişi benim iç değerlerim açısından da ne kadar güzel, çekici ve muhteşem olsa da değerini yitiriyordu. Zaten öyle de oldu. Lise ikideyken de birisi, ismini bilediğim ama hoşuma giden bir alt sınıf vardı , ilkokulda sadece bir iki kez görüp elbiseye vurulur gibi vurulduğum ve bir daha görmediğim birisi de vardı.
Ve şimdi üniversitede hazırlık senesiyle beraber beşinci senesinde olan ben şimdi neler yaşıyorum. Bunları seninle Bir Hiç Kimse ile paylaşmak istiyorum. Hazırlık öğrencisi iken hiç bir kimse umurumda değildi, Bölüme geçince de pek kimse umurumda değildi fakat bir kişi sadece dikkatimi çekmişti, çok çarpıcı ve etkileyici birisi ve tahmin ediyorum ki çok da geçimli ve tatlı birisidir. Bir de alt sınıflardan tıpkı çok hoşuma giden tatlı ilkokul çocuklarına benzeyen, kısmen çocuksu görünümlü bir kişi. Şimdi bu durum neyin nesi oluyor. İki tane birden ikisi de birbirinden hoş ve ikisinin gözlerine ve yüzlerine bakmaktan öte başka hiç bir etkileşim hele de karşılıklı etkileşim olmayan kişiler. Ve benim garibime giden husus ben bunlara aşık falan değilim ama onlar çok hoşuma gidiyor. Ben bekleyen kişi ile (batıl inanç herhalde) Amerika’da tanışacağıma ve ikimizin karşılıklı etkileşim ile birbirimize çarpılacağımızı düşünüyorum. O dünyadaki milyarlarca kişi içinden bana uyan en uygun diğer parça. (Bu düşünceler acaba psikolojik bir sorunun dışa vurumu mu? bilmiyorum ama en azından kendimi şimdilik engellememin en büyük faktörü) Evet onun için buralarda hiç bir kişi ile bir diyaloğa bile girmiyorum. Sadece ona (acaba olmayan biri mi? Ona şimdilik Biriye Hiçiye diyeceğim) olan vefam beni burada başkalarına gönül vermekten alıkoyuyor. Tıpkı ilkokuldan önce beraberliğimiz olan birisine olan sanal aşkımın şimdilere kadar olan dönem boyunca beni birilerine gerçek aşık yapmaktan engellemesi gibi. (Aşık olduğumu varsaydığım ve tıpkı Leyla’ya Mecnun’un aşkı olarak düşündüğüm ve sırf ona ihanet olmasın diye hayatımın en çok birileriyle beraber olmak istediği lise yıllarımda başkalarından alıkoyan o kişiyi silmemin tek sebebi benim için çok büyük değer ifade eden bu kişinin ilkokul döneminde beraberlik yaşadığımız zaman hakkında hiç bir şey hatırlamaması oldu, bir de büyüleyici bulmadığım gözlerden yoksun olması..)
Sadede gelmek gerekirse ben şimdiki iki kişiden de çok hoşlanıyor onlardan biriyle ya da ikisiyle bir şekilde kesişim sağlamaya çalışmayı düşünüyorum ya da bilmiyorum işte.. Bu durumda acaba ne yapmam gerekiyor, bu kişiler özellikle bu sıralar aklıma gelip duruyor özellikle de beraber aynı dersi alıp haftada iki kez görmek durumunda olduğum kişiyi. Şimdi açıklamak istediğim şeyler bir sürü aptallıkla karşı karşıyayım. Bir kere bir insan niçin iki taneye birden vurulur, birini yedek olarak mı saklıyorum, olası “hayır” cevabına karşı ya da en iyi ihtimal için. İkincisi farklı dünyaların insanları olduğumuzdan yüzde yüz eminim. Üçüncüsü platonik sevgi yaşamak aşağılayıcı ve adi bir durum demektir yani “hayır”‘a hayır. Dördüncüsü Hiçiye ne olacak. Beşincisi böyle bir durum üyesi olduğum ve üyesi olmaktan şeref duyduğum topluluğa hiç de uymayan bir durum. Altıncısı, fani aşk bize zaten uymayan bir şey ve bunların ikisi de tamamen fani (Hiçiye?!). Ve bir de anti tezler, birincisi, onlarla konuşmak beni kesinlikle çok rahatlatacaktır. İkincisi, değişik bir şeyler yapmaktan hoşlanıyorum.
İşte böyle sevgili Hiç Kimse diyorsun ki altıya iki ise sen bu işten vazgeç de peki benim duygusal dünyam ne olacak. Ben saf sevgi istiyorum ve bunu onlarca ortak paydada bulunduğum kişiden görebileceğimi zannetmiyorum. Ayrıca sevgi alternatifi olarak çocukları çok sevmem de saçma gelmeye başladı. Bu iki kişiden sonra çocuk sevme olayı demo gibi geliyor. (Zaten klansmanları farklı, benim canım süt istiyor, çocuk sevgisi ise meyve suyu gibi, istediğim kadar meyve suyu içeyim süt tüm cazibesini muhafaza ediyor. hih hih hi-Love Story Winamp’daki parça-). En iyisi ben bu aptal ikiliye kafa yormayayım da mantıklı bir sonuca ulaşayım diyeceğim ama halen paradoksun içinde yüzüyorum.
Böghğ sevgi, mantık, fıtrat, engel, irade, çaba, haz…01:05, Çarşamba, yaklaşık 45 dakika oldu.
2002 06 26