Ey Bir Hiç Kimse, yine bir sürü saçmalık kafamı kurcalamaya başladı, insan ne sallayabiliyor, ne de üzerine gidebiliyor, ve en kötüsü de zaten bu sorunun seni çaresiz bırakması. Aslında hiç bir şey problem yapmaya değmez, her zaman için kendinden daha kötü durumdakilere bakıp haline şükretmek gerekir, hayatta karşılaştığımız sorunlar karşılaşmadığımız sorunların yanında neredeyse bir hiç hükmündedir. İnsan bir hastaneye gitse ya da sorunlu durumdaki birisine rastgelse haline daha da şükrediyor. Bu konuda halime şükürler olsun. Fakat şimdi şikayet edeceğim durum ve sorun bir nankörlük göstergesi olarak, bir halini beğenmemek olarak algılanmamalı. Anlatacaklarım bir kişinin kendisi için daha iyi ortamları sağlama çabası (kendisine faydası olmayanın ne topluma ne de başka bir şeye de hayrı zaten olmuyor) olarak görülmeli. Ben belki yaşadığım sorunları dert etmeyebilirim, bazı şeyleri sineme çekebilirim fakat yaşadığım basit sorunlar üniversite son sınıfa yaklaştığım bu zamanlarda beni ümitsizliğe itiyor. Bu ümitsizliğe bir son vermek ve daha anlamlı bir kendi dünyam için maalesef acı ki dünyalığa, paraya ihtiyacım var buna bir çeşit mecburum. Kiramı zar zor ödüyorum. Kirayı toplayan kişinin dikkatinden kaçtı ama geçen ay 60 milyonu verip 20′yi sonra veririm demiştim fakat bu 20 milyon ararda kaynadı gitti, ama benim kafama bir kanca gibi takıldı bu 20 milyon.
Elbiselerimi yıkamaya götüremiyorum çünkü deterjanım yok, para. Bir iki ufak elbise (tişört falan(umurumda değil ama dış görüntü yaşadığım dünyada önemli bir faktör)) almam lazım, para. Sakal traşım hızla büyüyor, traş bıçağı almam ya da berbere gitmem gerek ikisini de yapabileceğimi zannetmiyorum, Kaptan Mağara Adamı’na dönecem, para. Okula gittiğimde ve evde yemek yeme konusunda hiç para harcamıyorum, evde iken makarna ve bulgur pilavı tek başına yiyorum, ekmek alamam, para. Meyve falan canım çekiyor özellikle de manavların önündeki en sevdiğim meyve olan üzüm, hırsızları daha iyi anlayabiliyorum, para. Ayakkabım iki senelik ve kışlık ama olsun sevdiğim bir ayakkabı. Kitap okumak satın aldığım ve sahip olduğum altını sonuna kadar karalayabileceğim bir şekilde fakat nene gerek. Bu trajik liste daha da büyütülebilir. Ama sorun şu sonum ne olacak ey Bir Hiç. Bu konuda sen tabi ki çok rahatsın senin benim bu bahsettiklerimle pek bir alakan yok. Ama ne olur bana çözüme götürücü şeyler fısılda. Artık Pollyanna’cılık gibi şeyler işitmek istemiyorum.
Karakterimi yaşamak istiyorum, karakterim ne o da meçhul ama ne bileyim bir şeyler başarmak bir işe yaramak, topluma bir şeyler sunmak ya da bir şeyler üreterek kendimi tatmin etmek istiyorum. Bunlardan da öte yapacağım faaliyetleri para şeklinde somutlandırarak bana para kaynaklığı yapan aileme ve paraya maksimum ihtiyacı (Allah’ıma şükürler hastalık gibi durum yok..) bana, kendime yarar sağlamak.
Şimdi düşünelim bakalım bu para meselesini nasıl halledebiliriz. (i) Bir kere bir faaliyetin içinde bulunmak gerek, (ii) bu faaliyet konu için bilgisine sahip olduğum bir iş olmalı, bu konu lisans türünden elle tutulur bir şeylere ihtiyaç duyuyor Ben de bununla alakalı ne var, Ms Office, hepsi bu kadar, bunu da herkes biliyor zaten o halde elime bir şey geçirmeliyim ve elime geçireceğim beceri bana uygun bir şey olmalı. Photoshop gibi, Diyelim ki Photoshop hakkında bayağı bilgiye sahip oldum hemen ardından Flash’a geçmeliyim, Freehand vs derken işin içine girmiş olurum. Peki ya sonra (iii) Bildiğin şeyi birilerinin bilmesi gerekir …. şeklinde devam ediyor. Daha ne yapılabilir Allah (cc) bilir nasip meselesi… Neyse hayırlısı. Ufff uykum geliyor.
Sevgili Bir Hiç Kimse nasıl beceriyorsun bilmiyorum ama sanki hiç yokmuş gibi davranıyorsun. Neyse olmaman olmandan daha iyidir. 01:10
2002 06 29