Genelde kafayı sıyırdığım vakitlerde başvurduğum böyle yazı yazma geleneğime bugün can sıkıntısından dolayı yapacak bir şeyim olmaması dolayısıyla sarılıyorum. Yani bir çeşit kendi kendime görüşme de olabilir ya da Bir Hiç Kimse ile istişare yapmak da denebilir.
Ya bak kardeş, sevgili, biricik dost, beni anlayan tek kişi (belki de anlamayıp anlıyor gibi de yapıyor olabilirsin, amaan ya da beni anlasan ne anlamasan ne ki yani be) sana bir şey danışmak istiyorum, ya da danışmadan önce biraz heyecan artırıp değişik konulara gireyim mesela demin “biricik dost” yazarken niye duygulandım ki acaba, benim dostum veya dostlarım yok mu ki? Var. Peki, bu da nesi! Bu şudur ki; aslında her insanla birebir denk bir sanal kişilik vardır mesela on milyon özellik üzerinden on milyonunda da aynı zevke, aynı karaktere, aynı hislere sahip bir kişi vardır o da herkesin kendi Hiç Bir Kimsesi. Yoksa yani Mevlana (galiba) ne demiş “Kusursuz dost arayan dostsuz kalır” da ben niye bu olumsuzlukları düşüne geliyorum acaba, bilmeem. Aman her neyse ya, senin yerini kimse dolduramaz, ben de senin bendeki boşluğu doldurduğun gibi kimsedeki boşluğu dolduramam vesselam.
2002 08 13