“Yarın … dersinden benim için önemli bir vize sınavı var. Hep aklımda olan ise bir zihin virüsü. Kafayı sıyırmamak mümkün değil. Hıııııı!!!! Param pulum yok, borcum çok, ne yapacağım bilemiyorum. Beni düşündüren ise o. Bela, tam bir bela. Zor köşeden gelen, çaresizlik zerk eden iğrenççç bir badire. Ahhkkgg!!!
Artık bir çok şey beni bunalıma itemez (İnşallah). Kendimi bundan sonrası için güçlü hissediyorum. Bu ise danayı ele geçirdiğim anda kuyruğunu koparacağım bir vakay-ı sınaviyye.
Bu ne zayıflıktır. Allah Allah! Aslında fena biri değilim dininde diyanetinde, pek bir sorun olmayan mütedeyyin bir adamım da işte bir bu sorun var. Bu kusurumu da af mı etsek? Baksanıza çocuk (koca ayı!) ne kadar da zorluk çekiyor. İstemiyor da işte ne yapsın, belki başka birinin başına gelmiş olsaydı kim bilir şimdiye ne hâllerde idi. Yok ya!”
Bu adam da iş yok. Adam tam sapık ruhlu bir şey. Filmlerden çok etkileniyor herhalde. Birazda geçmişi hafiften garip olsa gerek. Bu adamın sorunu dokunularak sevilininmiş çocukluk devresi yaşamaktan çok, kendinden küçük diğer kardeşlerini annesi evde yokken idare etmek gibi koruyucu abilik şeklinde geçirmiş olmasında da olabilir. Yazık! Bu adamın kafayı sıyırmış olması düşünülemez, zira kafayı zaten sıyırmış olduğu her halinden belli. Gerçekten bu adamın bu durumuna üzülüyorum ama elden ne gelir ki? Adam daha mantığını dinlemiyor benim gibi Bir Hiç Kimse’yi mi dinleyecek.
Bak o’ğlum sana tavsiyelerde bulunmak isterdim ama beni dinlemeyeceğinden adım Bir Hiç gibi eminim. O yüzden sana hiçbir şey demeyeceğim. Ne hâlin varsa gör. Seni Allah kurtarsın! Allah’tan tavsiye mavsiye etmek zorunda değilim çünkü adamın durumu o kadar acayip ki onu anlayışla karşılamakla beraber, ona pek diyecek bir şey de aklıma gelmiyor. Kendisi bayağı uğraştı ama, işte.
2002 12 11