İnsan ümit ve ye’s, sevgi ve nefret, sevinç ve üzüntü, x ve x olmayan arasında gidip gelen bir varlık. Bu bir realite. Aslında üzülürken ya da sevinirken bunun geçici bir şey olduğunun farkına varılır. Kötü geçirilen günler, iyi günler düşünülerek “bu da geçer ya hu” denilerek atlatılabilir. İçinde bulunduğumuz her durum kabul edilebilir ve sadece düşünmekle üstesinden gelinebilir. Ama ya bazı şeyler, ya bazı durumlar. Onlar ne Pollyannacılıkla, ne mantıklı davranmakla ne de düşünmemekle geçiştirilebilecek gibi değildir. O durumlar ne bağırarak, ne içe atılarak, ne başkalarıyla paylaşılarak ne de ağlanarak kurtulunulabilecek gibi değillerdir. O durumlar istesen de istemesen de yaşamak zorunda kaldığın ve istemesen de kabullendiğin durumlardır. Bu durumlar acizliği, çaresizliği, beceriksizliği kısaca yaşanmasını irade ile engelleyemediğin ruh haletini acıta acıta, düşündüre düşündüre, kafaya saplanmış bir kanca gibi yaşatır.
Kocaman yüzünü kaplayan kanca bir kaç santimetre ok ucu biçiminde geri çekilemeyen çengelleriyle yüzüne saplanmıştır. Yapabileceğin fazla bir şey yoktur. Sadece kabullenme fiilini yüklem olarak kullanabilirsin. Bı durumu artık hissetme gerçeğiyle karşı karşıyasın ve ilk anda yapılabilecek en mantıklı davranış hiç kıpırdamamaktır. Zira özellikle ilk anda fazla telaşa kapılmamak gerek. Telaş yanında kıpırdamayı, kıpırdama acıyı, acıları, acılar ise daha çok paniği ve derken kafa dank edene kadar kıpırdanma ve yüzünden akan kanı dudağınla ağzına alma dilinle tadına varma sürecine ilerlersin. Bu sürec acı ve paniğin birbirlerini artırmaları şeklinde devam eder.
Ahh!
Şimdi ne yapacaksın?
İşte ben şimdi o durumdayım. Telaşlanmamam gerek, fakat yine de telaşlanmamak acıyı ne gideriyor ne de azaltıyor sadece daha fazla olmasını engelliyor gibi yapıyor.
_____________________
Hormon sistemi. Psikolojik duygularımızın ve ruhsal çözümlemelerimizin fiziksel tezahürü. Fiziksel yaşamımızın bünye düzenleyicileri. Hormon sistemine yardım eden bezler. Tükrük bezleri, göz yaşı bezleri, her türlü salgı bezleri. Hormonlar, büyüme hormonları, düzenleyici hormonlar, ACTH, adrenalin, pregesteron, östrojen ve testesteron. Bu ne biçim dünya, her şey, her ortam (istisnalar hariç tabi), gözle görülen her yan son birkaç hormon üretimini artıracak şekilde oluşmuş. Bu dünya nasıl oluştu? Dünya bu mu? Bu kadar tahrik unsuru niçin var? Hangi şerefsizler buna katkı sağlıyor? Bilerek mi yapıyorlar, farkında olmadan mı? Karşı koymuyorlar mı, karşı koymaktan çekiniyorlar mı, böylesi daha mı çok hoşlarına gidiyor? Bu ne kadar sürecek? Hormon sistemimi bozmak üzere olan bu dünya ve bu dünyayı oluşturanlar, sizden nefret ediyorum, sizinle savaş etmek istiyorum sizi, sizi, sizi aşacağım! Ciddi olmalıyım, aşmak o kadar kolay mı? İstediğin kadar görmemezlikten gel, istediğin kadar kaç, bu bir gerçek bu dünyaya şerefsizler hükmediyorlar ve sen de bu yüzden, her gazete sayfasında, her televizyon kanalında, her sinema filminde ve çoğu sokakta bunları görüyorsun, görmek zorunda kalıyorsun ve yapacağın ne ki. Sakın kıpırdama ve panikleme yoksa yüzün daha fazla kan içinde kalır. Daha çok çırpınırsın ve kancayı yüzüne takana, kim olduğunu bilmediğin manevi kişiye daha çok esir olursun. Şimdilik en mantıklısı sadece beklemek.
Haayır. Bu olmamalı.
2002 05 28