Yapabileceğimi hiç zannetmiyorum. Zaten ne yapmak istediğimin de farkında olduğum söylenemez. Bilemiyorum, anlayamıyorum, hükmedemiyorum. Çaresizim. Sıkıntılıyım, ve daha büyük sıkıntı ise sıkıntıyı her zaman çekmek zorunda olacağıma dair kafamdaki düşünceler.
Biliyorum öyle ya da böyle sıkıntı mutlaka çekilecektir ama benim korktuğum sıkıntı değil. Ben neden korktuğumu neden sıkıldığımı neyin telaşını yaptığını bilmeyen birisiyim. İçimde bazı tatminsizlikler hep olageldi ve bu gidişle de pek sükunet olacak gibi görünmüyor. Sorun gelecekle ilgili planlarımı kurarken ki düşüncelerim olan film yönetmeni olamamak ya da benzeri bir işle iştigal edememek veya herhangi bir şeyin ticaretini yapacak olan esnaf olmanın beni beklemesi değil. Gelecekte her ne yapacaksam o hiç umurumda değil. Bir senaryo yazarı, bir öğretmen, bir esnaf, bir inşaat işçisi ya da işsiz olmak. Bunların hiçbirisi de beni gelecekte ne çok sevindirecek, “oh be” dedirtecek; ne de üzüntüye sokacak, “tüh be” dedirtecek. Gerçekten gelecekteki statüm umurumda değil, hepsini de yaşayabilir, hepsinin ağırlığını kaldırabilir, hepsini kabullenene bilirim. Ama gene de bu kadar satır beni problemime yaklaştırmadı, yaklaştıramadı. Problemi bilen adam probleme karşı savaşır ya da problemi çözemeyeceğine inanır pes eder ama eğer problemin ne olduğunu bilmeme gibi bir problemle karşı karşıyaysan sadece olup biteni izleyebilir ve ne olacağını beklemekten başka yapabileceğin hiç bir şey olmaz.
Toplumun içinde yaşadım mutsuzdum, şimdi toplumun dışındayım yine mutsuzum. Param çok olduğunda mutsuz oluyorum, param olmadığında mutsuz oluyorum. Yapıyorum mutsuzum, yapmıyorum mutsuzum; oluyor neşem yok, olmuyor yüzüm asık!!?=)(//&%+^’!&)/(=??_(/(_
En güzeli eskiden de tasarladığım gibi çekilmek köye yaşamak toprakla. Ne aptal aptal ekonomiyle uğraşırsın, ne salak salak kendinin geliştirmeye çalışmazsın. Hiç sorunu olmadan kendi halinde yaşar gidersin. Ne yapayım, biraz para eline geçirip köye yerleşeyim ve orada krallar gibi yaşayayım. Hiç haberleri dinlemeyeyim, hiç global dünyada neler olup bittiğini takip etmeyeyim. Oh be birkaç kuzu, bir iki inek, tavuk, horoz ne harika. Aptal hayallerimi de bir kenara bırakayım. Böyle bir dünya bana göre değil gibi. Amaan hep en iyi olmazsam salak salak üzüntüler, travmalar yaşayacağım; kötü olursam öleyim daha iyi en iyisi iddialaşmak gerekecek her şeyi bırakıp köşene çekilmek. Allah’ım her şeyi bilen, her şeyi gören sensin, ne olur bana inşirah ver.
Şimdi ne yapacağım, bu ne olduğu belirsiz yazı bitti. Hemen … çalışmalarına devam edeceğim. Ne işime yarayacak ya da .. benim için ne ifade ediyor şimdilik hiç bir şey, gelecekte ne bileyim ne, somut olarak aptal aptal çaba sarf etmeler, … dersinin geçebilmek için uğraşmalar. Ya diğer dersler ne yapıp edip geçecen de ne yapayım bu salaklıkları. Hayırlısıyla şu bölümü bir bitirirsem bakalım ne yapacağım. Ya Amerika’ya benzer saçmalıklarla daha çok uğraşmaya ya da memlekete mütevazi bir yaşama ya da (büyük ihtimalle) işsizler, geleceği belirsizler ve geleceksizler kervanına katılacağım. Ooof ooof
Kendimde hiç ileriye (bu da izafi ya neyse) gitme gücü bulmuyorum, ve BIKTIM, BIKTIM, BIKTIM ARTIK…….
18:00 gibi
Bu yazıdan biraz sonra gittim karnımı doyurdum. Menüde bulunan harika yemek ise ekmek arası tereyağı+zeytin+peynir+salça+yoğurt’du. 0.6 ekmek yedikten sonra bir de 0.4 ekmek bu yemekten yedim. Müzik olarak dinlediğim ise Oliver Shanti. Mp3 cdsini aldım güzel olan müziklerle diğerlerini ayırırken bir yandan da Teach Yourself .. kitabının beşinci bölümünde ilerliyorum.
22:30 gibi
Çalışmak için …’den aldığım Veri Analizi defterinin parçasını geri götürdüm Said’e iade ettim. 21:00′de Şirintepe otobüs son durakta vermem gereken kitabı 21:15 civarında verdim ve geldim, yatsı falan derken biraz önce de arasında Shöller marka Maraş Usülü dondurma ve biraz peynir bulunan yarım ekmek yedim çayımı da bir yandan şu anda da içtiğim gibi.. Her neyse tüm saçmalıkları bir kenara bırakıp başka saçmalıklara geçeyim. Bu arada bu iş yani salak salak bu tür yazılar yazma işi de beni sıkmaya başladı.
2002 05 19