Canım o kadar çok sıkılıyor ki, adeta kabz halleri bileşkesi bir hal yaşıyorum. Hayat o kadar çekilmez geliyor ki, ölüm cazibesiyle göz kırpıyor ve ruh haletim belki de ilk kez bu kadar ölümü yaşama bu kadar tercih ediyor. Yaşamak başlı başına bir zorluk olsa gerek. Bıktım geçmişte ve gelecekte yaşamaktan, hayaller dünyalarında gezinmekten, olmayanın hayallerini kurmaktan ve bilinmeyenler gel gitlerinde turlar atmaktan. Usandım artık duygular dünyasında, gerçekler dışında saçmalıklar yaşamaktan. Yazı da yazmak istemiyor, bu geri zekalılığı da bir daha, bir daha yapma fuzuliliğini de yaşamak da istemiyorum. Yoksa gerçek dünyanın farkına mı vardım? Hayaller dünyasından mı uyandım? Yoksa geleceğe dair kurduğum planlar, idealist yaklaşımlar masaldan mı ibaretmiş? Ah ah, güçlü bir kişilik ve karakter sahibi olmak isterdim ama gel gör ki gerçekler dünyası git gide beni güçsüzleştiriyor ve beraberinde de kişilik ve karakterimi de alıp götürüyor. Allah’ım ben bu olmak istemiyorum, bunu sen de biliyorsun, ne olur Allah’ım senden uzaklaşmaktan sana sığınıyorum, ne olur Ya Rabbi yalvarışlarımı duy ve rahmetinden üzerime lütuflar da bulun. Ne olur Allah’ım sapıp gitmekten çok korkuyorum…
…çok da üzülmek istemiyorum zira bu durum biyofiziksel yapıma da zarar verebilir ama duygusal karmaşa da insanı ister istemez üzüyor. Biliyorum ki üzülmek pek bir çözüm değil ama çözümün düşünülemediği zamanda arabesk yaşam kaçınılmaz oluyor ve tabi bir de günahların cazibesi. Bir çok parametre içerisinde uygun bir formülü çıkarmak zorundayım, üzüntüyü bırakmalıyım ama ne yapabilirim ki çaresizliğin sıkıntıları ancak gözyaşları ile akıp gidiyor ve gözyaşları da yoğun üzüntü sonrası çağlıyor. Peki hadi duygusallığı bir kenara atalım da ne halt edebileceğiz ki. Ne yapalım ki? Ne, ne, ne? Kurallarını koymadığım bu kavgada yeniliyorum. Çektiğim sıkıntılar da galiba gerilme sıkıntılarından çok enayi ızdırapları oluyor, zaten bir çok şeyi de bıraktım. Artık eskisi gibi kitap okumuyorum, film izleyip not almıyorum, risale özeti çıkarmıyorum, şekil mekil çizmiyorum, bunlar artık benim için pek bir anlam ifade etmiyor, ne bir rahatlatıcı etkileri ne de bir anlamları var, belki bu aptal aptal duygularımı dökme işine de son veririm, bu da hiçbir anlam ifade etmiyor. Sadece müzik biraz anlamlı, hepsi bu kadar. İdealli yaşayıp kahır çekeceğime, boş yaşar zihnimi kurcalamam daha iyi. Bunları yazıyor olmak beni hislendiriyor ama gerçekler, ah gerçekler. Çok uyumak da hiç beni bu kadar çekmemişti. Çok yemeyeyim ama sağlığa zararlıdır da zaten çok yiyen birisiyim ya, stres ve aşırı yemek beraber oluyor. İdeallerin eğer ulaşılacak gibi değilse niçin kendini sıkıntıya atıyorsun ki onu istemekten vazgeç de onun sıkıntısını çekme. Fight Club’daki karakter haklı. Eğer battıysan tabana iyice yaklaş ki…yani.. mantıksız gibi ama, mantık da ne ki? Zaten mantıklı olma gerekliliği beni bu denli mantıksız olmaya itmedi mi? Bu da bir mantık….ÜZÜLME!.. üzülmeye değmez, üzülmek fayda da sağlamaz, üzülmek hormonal dengeyi sağlama açısından gerekli ise o zaman bazen üzül ama sakın fazla üzülme! Saçını dökmeye değmez, çabucak yaşlanmak da iyi olmaz, takma rahat ol, normal ol. Belki sen Nietche’nin demiş olabileceği üst sınıf bir insan olmak emelindeydin ama boşver. Üst sınıf olmanın çilesine değmez, basit ol! beklentiye girme! Therion dinle rahatla! Artık eskisi gibi olma, olma, olma. Rahat ol, rahatla, kendine yazık etme,
Ne kadar acı çektiğini biliyorum, sevgili x. Buradan o kadar uzaklardasın ki senin düşüncenden başka hiçbir şey beni senin uzaklığın hususunda teselli etmiyor. Sevgili x, sen yağan yağmurda beraber yürüdüğümüz, sen bisikletle uzaklara beraber gittiğimiz, sen beraberce tavada yumurta kırıp yediğimizsin. Mesafeler uzak fakat hayalin o kadar yakın ki, kilometreler ötesinin yüreğime bu kadar yakın olmasını ancak sen sağlayabilirdin bir de belki Bir Hiç Kimse, doğru ya sevgili x sen zaten Bir Hiç Kimse’sin. Ne olur artık acı çekmeye bir son verir misin? Senin acılar içinde kıvranman beni de kederlendiriyor. Şimşeğin çaktığı, gök gürültüsünün ortalığı bir anda seni bekliyorum. Ve geleceğin zaman sana kendi ellerimle hazırladığım çiçek buketini sunacağım, biliyorum sen böyle standart davranışları sevmezsin ama ben artık sıradanlaştım. Senin yokluğun beni sıradanlaştırdı ve bu sen gelene dek sürecek. Seni yalnızca müziklerde yaşıyorum, biraz eksik ama olsun. Sevgili x aslında senin için yazmak istediğim bu ifadeleri süslü yazmak isterdim ama dedim ya artık ben eskisi gibi değilim senin beni bırakıp gittiğinden beri bir şeyler, çok şeyler kaybettim. Sen bile artık benim için uygun ortamı bulunca ortaya çıkacak bir virüs ya da spordan farklı değilsin ki benden süslü yazılar nasıl bekleyebilirsin?
2002 09 12