İnsan ne kadar da basit ve kompleks bir yaratık (yazıya başlamadan önce saate bir baktım ve 19: 45 falan olduğunu gördüm bu demek oluyor ki kerahet iyice yaklaşmış yani hemen kalk ikindiyi eda et ondan sonra devam edersin. Zaten o kadar iğrenç bir durum ki hep namazı nasıl beceriyoruz bilmiyorum -aslında biliyorum- ama bir şekilde kerahete denk getirip sonra da -ah vah tüh kerahet girmiş bari sadece farzı kılalım- dememiz yok mu. Çok saçma ve aptalca çabuk kalk ve kerahet girmeden şu namazı hallet! …. ….. …. eveet başlayabilirim de namazdan önce aklımda olanlar nelerdi ki?). Basitlikler ve mükemmellikler, ahsen-i takvim suretinde yaratılmış alay-ı illiyininde esfeli safilinin de kendisi için uygun olduğu yaratık. Acaba hayvanlar aleminde durum nasıl? Bizler kendi dünyamızda yaşarken onlarla sadece onlara yönelik etkileşimlerimiz sınırında karşılıklı davranış sergiliyoruz; sütünü sağmak, otunu vermek, etini yemek, ve onların bizim için önemi ve anlamı bu kadar. Onların iç dünyasını düşünmek bir yana, iç dünyaları var mı yok mu bu bile umurumuzda değil. Aman neyse onlarda kendilerine göre yaşıyorlar işte. Onların iç dünyası her neyse beni pek ilgilendirmiyor. Ama ya insanlar, ya da bir kısım insanlar. Ne kadar da çok duygumuz ve ne kadar da çok etkileşim alanımız var. Duygular sonsuz tane. Yemeğe karşı ve yenen her şeye karşı binlerce beslenen duygu, sevinç yaşatan bir sürü olay, kafayı yedirtmeye yarayan bir sürü etkilenilen vaka, sevinç çığlıkları attırtan bir sürü mutlu edici olay falanlar filanlar.
İsim konulmuş duyguları bir ara listelesem bakalım ne duygular varmış. Şimdi aklıma gelenleri bir yazayım.
Sadistlik – Nefret duyguları; birisini kıl etmek, böceği kafasını ezip bünyesindeki sıvıyı baskı sonucu fışkırtarak öldürmek, bıçakla adamın gövdesine beş on santim derinliğinde şekiller çizmek, kıl olduğun adamın tam alnına kafa atmak, bir kuşu avucuna alıp onu bir güzel sıkmak bir daha sıkmak bir daha sıkmak ölene kadar, izbe yerlerde kafayı çeken adamların kafasına içki şişesini geçirmek alttan yukarı doğru o pis çenelerine sert yumruklar geçirmek, toplumu uyuşturan … üreticilerinin bileğini kesip kanlarını eşantiyon olarak verdikleri bardaklara doldurup bardakları klozetin içine boşaltmak, fahişeler gibi dolaşan bütün kadınların bel altında ve bel üstünde çıkıntılık yapan bütün fazlalıklarını kesip doldurulmasını istedikleri delikler olan girinti kısımlarına sokmak, cinsiyetini kendi isteğiyle değiştirenleri bir santimetre kare alan kaplayan parçalara bölüp leşlerinden hangi cinsiyete belli olduklarını yaşadıkları zaman da olduğu gibi belirsiz hale sokmak, bir kadının boynunu ısırıp damarlarını koparmak, birisinin dediğinin tersini yapmak, sana umut bağlayanları beklentilerinin aksiyle şok etmek, kötü not veren hocayı bulunduğu kattan aşağıya kafa üstü yere gelecek şekilde fırlatmak, batakhanelere molotof kokteyli atıp çığlıkları dinlemek, fahişenin korkusundan dolayı çıkardığı böğürtüyü dinlemek……
Sevmeyle alakalı bazı duygular; bir çiçeğin rengini kıvrımlarını ahengini sevmek, bir çocuğun başını okşamak, bir kişiye gözlerinin içi ile gülümsemek, sevimli bir çocuğun üzerine doğru koşması, müziği tüm duyularınla hücrelerine dek hissederek dinlemek, suyun içinde durmak, kayda değer bir eser üretmek, sevilmek, beğenilmek, birilerinin sana hayran olduğunu sana hissettirmesi, kedinin kafasını altını sıvazladığında gözlerini sevimli bir şekilde kapatıp açması, ummadığın anda mutlu bir haber gelmesi, güzel koku, seher vakti hafiften serin esen bir rüzgarın yüzünü okşaması, şu anda dinlediğim Enigma – The Eyes Of Truth parçasının bana yaşattığı halet-i ruhiye, yalnız kalmak, bir bebeği havaya fırlatıp çocukta havaya fırlatılmayla oluşan neşe sonucu çıkan sesi hissetmek, önemli bir işin olduğu sabahlar uyumak, yaz günü soğuk su içmek, bir kitabı okumayı bitirmek……
Mazoşistlikle alakalı duygular; yaranın kabuğunu soymak, duvara atılan yumruk sonrası acı hissetmek, ağrıyan bademciğinin seni çaresiz bırakması, banyo yaparken başından aşağı soğuk su dökmenin ardından vücudun her tarafını hareket ettirirken bir yandan da acayip ses efektleri çıkarmak, masaya kafanı vurmak, rahatlatıcı ağlama…
Bu yukarıdaki şeyleri niye yazdım bilmiyorum ama yazdım işte. Biraz kafa yorulsa o kadar çok içimizde hissettiğimiz duygu var ki milyonlarca. Bütün bu duygular arasında dengeyi muhafaza etmek rüyalardaki saçma sapan rüyalarla oluyor olsa gerek. Esasında bu yazıda karmaşa içindeki basitlikle alakalı kendi kendimle konuşmak istiyordum, dolu dolu bir yazı bekliyordum ama beyinde düşünülen her şey düşünülürken ki gibi somutlaştırılamıyor. Kafada düşünülenleri yazıya dökmek düşünceleri elekten geçiriyor. Ayrıca bir de bir bakıyorsun daldan dala atlar olmuşsun.
Aklıma hep nedense sadistlikle alakalı garip garip şeyler geldi. Acaba bu benim ruh halimin bir aksetmesi mi ki? Olabilir mi? Belki biraz ama bendeki duygular bir sonuca ulaşmak istiyor. O da başarmak ve sonuca ulaşmak. O da insanın elinde olmayan, ya da cüzi iradesiyle çok az katkıda bulunabildiği bir sonuç. Bazen sistem hazırdır, düğmeye dokunman yeterlidir, sen bir türlü düğmeye dokunamazsın hatta dokunmak istemezsin ya da dokunman gerektiğinin farkında değilsindir belki de görünen yüz ve görünmeyenler seni ikileme paradokslara iter, bazen de sen düğmeye basmaya fazlasıyla hazırsındır fakat ortada sistem yoktur, sistem vardır hangi düğme olduğuna karar veremezsin, ya da düğmenin yerini bir türlü bulamazsın.
Şu duygusal savaş konusunda biraz araştırma yapmak bu konu bilgi sahibi olmak istiyorum. Şimdi baktığımız zaman bazı şeylere karşı bir isteğimiz oluyor. İsteklerimizin bir kısmı bizim için hayati önem taşıyor, su içmek, yemek yemek. Bir kısmı gereklilik boyutunda, yani olmazsa ölmezsin ama eksik olursun kol, bacak gibi bir şey. Bir kısmı ise lüks sayılabilecek şeyler. Bir de bu isteklerimizin bazen kesişimi oluyor yani ikisinden birini seçmen gerekir veya biri diğerinin yerini tutar. Benim sorunum acaba nedir? Benim sorunlarım gerekli olan ama olmazsa ölmeyecek olunan ama bende ciddi eksikliklere neden olacak cinsten. İçimdeki ben ya da “ene” istiyor ki hayat standartı maddi boyutta yüksek olsun ve dünyalık manevi duyguda da “ene”mi tatmin edecek duygularımın istediği bir yerde olayım. Aklıma gelmişken hastalığı teşhis edip onu basite indirgeyince ondan kurtulmak da basitleşiyor. Neyse bu konuya daha derinlemesine sonra devam ederim.
2002 07 13