Ne kadar garip bir şey ki insan kesinlikle istemediği bir olguyu yapmak zorunda kalıyor. Belki bu altına etmemek için kendini sonuna kadar sıkıp, idrar etmemeye çabalamak gibi. Belki de idrardan kurtulmak ne kadar fıtri ise birisinden hoşlanmak da onun kadar fıtridir.
Ama bir dakika. Yanılıyor olmalısın bu belki çiş etme isteği gibi fizyolojik, belki de hem fizyolojik hem de bir de ruhsal bir ihtiyaçtır. Nasıl çişin geldiğinde her ortamda çişini bırakmazsın veya her ortamda çişini salıvermezsin.
Birine ilgi duyma olayında da sonuna kadar sabretmediktem sonra pes etmemeli. Şu anda kendimi sonuna kadar sıktığımı zannetmiyorum. Ayrıca çiş etmenin alternatifi yoktur. Her ne kadar çiş etmeden dayanma süresi uzatılabilse de. Fakat birine ilgi duyduğun hâlde ondan vazgeçmenin yolu vardır.
Onu düşünmezsin. Dünyada en az frekansı onun kadar hatta ondan daha fazla uyum sağlayabilecek birilerinin olabileceğini düşünebilirsin. Düşünmeye gerek yok. Dünyadaki tüm elternatif kişileri araştırmadığına veya daha iyi ihtimale rastlamadığına göre acele etmenin anlamı yok.
Aptal herif, geri zekalı manyak. Niçin dar dairede karşılaştığın ve uyumsuz bir sürü özelliği olan birisi ilgini çekiyor. Biraz akıllı ol! Daha kendine uyumlu olmasını umduğun bir kişi ile karşılaşmayı umduğun vakit gelmedi. Bu ne acele? Nasıl olsa bir gün en uyumlu alternatifi göreceksindir.
Hem elinde olanın çok daha müthişi ile karşılaşma ihtimalin, bir daha bundan daha iyisi ile karşılaşamama ihtimalinden kesinlikle çok çok fazla.
Şimdi elinde bir çürük elma var. Elmayı yemek istiyorsun ve yememek için sabredemediğinden bahsediyorsun. Unutma! Bu daha karşılaştığın ilk elma ve kesinlikle farkındasın ki çok daha güzel elmalar, daha da önemlisi senin için “en güzel elma” da henüz ortlıkta yok.
Hiç mi oruç tutmadın. Hiç mi mantıklı olamıyorsun. Hayvan mısın? Bu ne kendini kaptırmaktır. Bu ne küçüklüktür! Ölecek misin?
2002 10 24