O yaratıkla görüşemedim çünkü aradan geçen dört-beş gün zarfında sadece bir kez uzaktan gördüm. Durduk yerde beraber muhabbet ettiğim kişileri bırakıp aniden “seninle bir mesele konuşmak istiyorum, tabi müsaade ederseniz” diyecek kadar da aptallaşmadım henüz. Başından beri olmaması için hem içimden, hem de dilimle dışımdan yaptığım dualar bu beladan kurtulabilmem yönünde idi. Her ne kadar bazı dualarım olayın mutlu (ne demekse!) sonla bitme ihtimaline karşı “Allah’ım hayırlısı ne ise o olsun” şeklinde olmuş olsa da, içimde hep bir endişe vardı. Şimdiki endişem ise yaranın ne kadar süreceği, ve ne zaman kapanacağı. Tabi ki yara izi kalmayacak.
İnsan denen mahluk, alay-i illiyin ve esfel-i safilin skalası boyunca hep hareket yönünde ve tabi ki cenneti kazanmanın zorluğu gerçeği tam bir realite. Tabi ki bu iş bir visal şeklinde de bitebilirdi fakat bir şey var ki mücadele edilen engeller çok çeşitli ve hepsinin kendine göre zorlukları var. Demek ki Allah’ın olumluya yönelten rahmeti olmasa nefis ve nefsin katalizörü ortam ve şartlar zayıf psikolojili insanları çok kolaylıkla istediği yöne itebiliyor.
Bütün sorun aslında büyük bir aşkın hiçbir engel karşısında yılmaması ve böylece büyüklüğünü göstermesi ile iradenin en zorlayıcı şartlar karşısında bile mantık yardımıyla her türlü zorluğun üstesinden gelebilmesi arasında idi. Belki halen savaş sürüyor. Bunu ise mantıklı olanın niçin o kişi ile bir muhabbet etmeyeyim ki şeklinde aklıma gelenlerden çıkarıyorum. Ama ey ben, ey gerzek bu olay kendisine herhangi bir şekilde yaklaşıldıkça büyüme istidatı gösteren, kendisinden uzaklaşıldıkça da unutulan bir yapıda. Ve eğer sen beynine takılmış kancanın ancak eritilmesi ile yerinden çıkarılabileceğini dolayısıyla da onunla mutlaka konuşulması gerektiğini en azından platonik aşk yaşamak zorunda kalmış, bu lekeyi içinde hissetmek istemeyen birisi olmak isteyebilirsin. Ama istersen onunla hiçbir zaman göz göze gelmemeye çalış ha. Nasıl olur. Belki ayıdan kurtulmak için ayının üzerine doğru gitmen gerektiği düşüncesi senin parçalanmana sebep olabilir. Hâlâ düşünebilen bir beyne sahipsen ayıyı görmemeye çalış, çünkü bu şartlarda ayının seni görebilmesi ancak onunla göz göze gelmenle gerçekleşebilen bir durum. Hâ, bir de senin o buz gibi duruşun nasıl olsa kimseyi sana yaklaştıramayacaktır. Sendeki sıcaklığı bilmesi gerekenler de zaten biliyorlardır.
- Ya bir dakika, beynimde hâlâ saplanmış bir kanca taşıyorum.
Kanca yokmuş gibi davran. Nasılsa unutursun. Vücudun alışır. Adamlar vücutlarında kurşun taşıyorlar bir şey olmuyor sen geberecek değilsin ya.
- Ya baba ya, ben bunca laftan bir şey anlamadım.
Üfff, sen gerçekten delirmişsin. En iyisi sen dualarına devam et. Elbette duaların boşa gitmeyecek ve asıl sevilmesi gereken sana el uzatacaktır.
- Bu son cümle… Aman Allah’ım bana doğruya ilet. “İhtinas sırat el müstakim”
Ah beynim, çok yetersizsin!
2002 12 17