Bugünlerde kendimi kısmen iyi hissediyorum gibi, tabi kendimi iyi hissediyor olmam, beraberinde garip duyguları da getiriyor, acaba kendimi niçin iyi hissediyorum ki, bu olamaz olmamalı yok yok kesinlikle kendimi kötü hissetmeliyim amaan neyse ya. Kendimi iyi hisetmem herhalde uzun zamandır hasret kaldığım rahat stressiz sınav yaşamamdan kaynaklanıyor olsa gerek. İnanılmaz bir şey … sınavım iyi geçti, 80 puanlık kısım kolay yapabileceğim cinstendi ve yaptım da.
Sınav iyi geçince yazacak bir şey de çıkmıyor herhalde ki anlatacak pek bir şey bulamıyorum ama 10 yıl sonrasını çok merak ediyorum acaba beni nasıl bir gelecek bekliyor. Ne gibi sorunlar sırada ya da cennet-asa günler mi beni bekleyen. Acaba ne olacak. Aslında biraz düşününce de insan pek ne istediğinin de farkında değil gibi sanki. Maddi zenginlik mi istiyorum, hayır fakat maddiyattan kaynaklanan sıkıntıların olmadığı bir durum hayal ediyorum. Biliyorum insan hayalleri ve istekleri sınırsız her eline geçen eline geçmemiş olanı isteten bir faktör, ve ulaşamadıkları hep ulaşmak istediklerini teşkil eden ihtiyaçlar oluyor.
Bu durumdan daha çok merak ettiğim şey gelecekte ne ile meşgul olduğum, hayata beni bağlayan değil de daha çok neyi Hak rızası kazanmaya vesile kılacağım onu merak etmek istiyorum. Bu günlerde kafam da bir adet kitabı beynimin reklamına vesile olması için yazma isteği içerisindeyim niye bilmiyorum ama denemek belki güzel olur bakarsın iyi bir şey ortaya koyar da bir şeyler bana değişik güzel hisler yaşatır.
Şu anda yazmayı tasarladığım (acaba 10 yıl sonra bu yazıyı okuduğum da niçin güleceğim, acaba uzaktan yakından yazmayla alakası olmayan ve duygularumla dalga geçen birisi olarak mı yoksa 10 yıl sonrasını hayal edip ele geçirmiş ve olduğu merdiven basamağının birincisine adımına atmış birisi olarak mı? Eğer geleceği biliyor olsaydık hayat hiç bu kadar zevkli olmazdı, ya da ölümü hiç hesap etmemek (benim ölümün ardından bu yazıyı okurlarsa “!?’&” duygularına mı kapılacaklar acaba, insan hiç ölümü hesap etmiyor, daha trajiği hiç aklına getirmiyor bile, aklına getirse de unutmaya çalışıyor.) ) belki de 10 yıl sonra ölmüş olacağım.
Yeter mi bu kadar yazı diyeceğim ama biliyorum ki eğer bu yazıyı okuduğum zamanı yaşayacaksam şöyle düşüneceğim “keşke biraz daha yazmış olsaydım, keşke o zaman çok basit gibi gelen fakat şimdi çok hoş duygular yaşatacak olan bir sürü yazı yazsaydım” Ama yazı yazmanın da içinde bulunulan durum itibariyle biraz masrafı oluyor kardeşim ya, klavyeye parmaklarını dokundurmak çoğu kere itici olabiliyor hele bir de sıkıntılı değilsen sıkıntı kaynağı oluyor.
Neyse biraz şimdi anlamsız gelen o zaman ise manalı gelecek basit eylerden bahsedeyim. Mesela günü bir özetleyeyim. Sabahleyin 06:15′de kalktım fakat aslında 05:15 gibi kalkmalıydım. Yani anlıyacağın sabah namazı kaçtı (Bunu aslında belirtmemem gerekiyordu, zira bu başkaları için mahrem bir konu Allah (cc) kimse bilmezse beni belki affederdi ama artık bundan haberi olan bir çok kişi var. Neyse hemen kazasını kılayım da bari suçumu hafifleteyim. Ayrıca beni sabah namazını kaçırdı diye eleştiren olursa kendine baksın). Bu arada yani yazıyı yazdığım bu sıralarda (20:03) içeriden … bana gece 23-24 maçına çağırdı ben de bayağı bir nazdan sonra kabul ettim (canım hiç maç yapmak istemiyor, halı saha ücreti ödeyebilecek durumda değilim, yarın sabah 9′da çok önemli … dersim var yani kalkamayıp derse bugünkü derse gidemediğim gibi gidemiyebilirim, gıcıklık gibi olsun, maçı umursamamazlık vs..) üfff. neyse bu sabah 09:15′de kalktım ve ilk tepkim kendimden nefret etmek oldu çünkü 06:15′de kalkmış olmama rağmen kendimi yatakta kalmaya zorladım ve olan oldu sabaha kadar geçirdiğim beş saatlik yeterli uykunun ardından iğrenç bir üç saatlik gereksiz uyku çektim ve bunu yapmak bana üç ölü saat üretmeme mal oldu. 09:15′de yataktan kahvaltı hazır olduğuna dair sözlerle kalktım. Kahvaltının sabahın 9′unda olması ise başlı başına (Şimdi bana dediler ki su almaya gidermisin sırf cinslik olsun sanki buzdolabı tamircisi eve getirtilirken su da beraberce alınıp gelinemezdi!!!
Neyse su almaya gidiyorum devvam edeceğim ___ …
…. ____ eveet geldim.
Ya aslında çok gıcık birisiyim adamlar evin bozulmuş buzdolabını tamir etmek için o kadar uğraşıyorlar ben ise bi bakkala gitmeye bile nazlanıyorum. Neyse bu hamur çok su götürür (bu söz de Risale’den)) bir ilginçlik çünkü genelde sabahları kahvaltı denen şeyden pek olmaz çünkü insanların bir kısmı o saatlerde okulu varsa okula gitmiş olur bir kısmı ise uyuyor olur. Kahvaltıdan sonra banyo yaptım. Bir kaç gündür leş gibi olmuştum zaten bu sıcaklarda insan çok terliyor ve dolayısıyla da ter kokusu oluyor. Banyo yapıp okula gtmeyi düşünüyordum fakat vaktin gecikmiş olması okula gitmemi anlamsızlaştırmıştı. Okulu salladıktan sonra ki okula da mutlaka gitmem gerekiyordu çünkü dün …1 dersinin geçmiş yıllarda çıkmış sorularının cevaplarını içeren kitabı sınav çıkışı almayı unutmuş okulda bırakmıştım ve o kitabı bugün almalıydım. Her neyse. Daha sonra Feriköy’e yapmam gereken keyfiyet programı için gittim. Saat 13′de buluşma noktasında olmalıydım çünkü. Feriköy’e gitmişken birikmiş çamaşırlarımı da yıkayayım diye kirli renkli elbiselerimi de alıp …’ler de yıkamaya da götürdüm. Çamaşırları yarın alacağım. Elbiselerimi yıkamaya götürürken açık deterjan satan bir dükkanda … Dağ Esintisi’nden yarım kilo aldım ve ücret olarak da bir milyon TL verdim. Programı 16:40 gibi bitirdikten sonra öncesinde evde kimse olmadığı için bırakamadığım ve apartmanın çatı kısmına bıraktığım elbiselerimi çamaşır makinesine bıraktıktan ve biraz da evdeekilerle muhabbet ettikten sonra Tophane’ye doğru yöneldim Aslında bahsedilecek bir sürü ayrıntı var ama fazla abartmasak iyi olur herhalde. Üff yeter ya. Böghğk. 20:55, Tophane
2002 07 11