Bugün bir Kurban Bayramı’nın ikinci günü ve gerek çevremdekiler gerekse genel olarak insanlar bu günde çeşitli faaliyetlerde, çeşitli insanlarla beraberler. Duygusal olarak belki gerçekten belki de yapmacıktan ama öyle ya da böyle çeşitli sevinçler yaşıyorlar. En azından çeşitli dertlerinden uzaklaşıyorlar.
Ama ya ben; ne yaşadığımı bile bilmiyorum, bayram zaten umurumda değil, benim için sıradan günler ama manevi bir tatminsizliği böyle bir günde daha da fazla hissediyorum. Can sıkıntısından öğlene doğru yarı uykulu yarı uykusuz ama derbeder bir uykudan anca uyandım. Hiç dışarı çıkmadım, hiç bir şey yapmadım. Hiç bir şey yapmak istemiyorum. Hiç bir şey ama hiç bir şey niye yapmak istemiyorum. Ama ben bu olmamalıyım, çeşitli aktivitelerin hep içinde olmak, hep bir şeylerle uğraşmak, kendimin istediği yalnız kalma dışında hiç de yalnız kalmak istemiyorum. Ama benim istemem ya da istememem herhangi bir şey de ifade etmiyor.
Normalin dışında hareketlerde bulunmak, üretmek, ürettiklerimle gurur duymak istiyorum, herhangi biri dışında ama insanlardan bir insan olmak istiyorum ama şimdi bunları istemeyi istemekten fazlasını beceremiyorum. Gerçekten de bu aptal dünya bir gölgelikten fazlası değil ama herhangi bir misafir olmaktan fazlasını istemek de Allah’ım sen haddini aşmak olarak görme (Ya Rabbi, şüphesiz ki senin verdiklerine sonsuz şükürler olsun).
Allah’ım ne istediğimi ben de bilmiyorum, ne olur ne istediğimi bilmediğim şeyin içine ilet beni. Kafam şimdi daha da bir allak bullak oldu. İnsanlar her zaman organik her madde gibi zihinsel ve fiziksel olarak çürümeye meyilli, tıpkı kâinattaki entropi kanununda olduğu gibi. Ben de “ben”li ifadelerden anlaşılacağı üzere çürümeye doğru gidiyorum, artık bazı şeyleri kaldıramayacak hale geldim.
Allah’ım hep senin için koşturmak istiyorum ama gereksiz şeyler beni çok sıkıntıya sokuyor ve şu müziği dinliyor olmak istemezdim, bunun yerine senin nağmeni dinlemek isterdim ama olmuyor. Duygularım hep bir boşluk ve hep bir paradoks yaşıyor. Bir zamanlar saf iken kendimi zorlardım ve o kadar hoşuma gitmesine rağmen kadın şarkıcı dinlemek istemezdim ve derken en azından bir kısmını dinleyip tamamlamadan frekans değiştirirdim…
Ah bir zamanlar saf iken, ah bir zamanlar, o zamanlar..Hissediyorum bu yaşadıklarım başaramamış olmanın ve başarabileceğine olan güveninin azalmış olmasının ve de birçok duygunun eksikliğini yaşıyor olmam. Başararak belki bazı duygusal eksikliklerimi unutabilirim fakat şimdi hepsi açığa çıktı. Kendimi çok aciz, işe yaramaz, beceriksiz, başarısız, mücadele gücünü yitirmiş, kandırılmış, yalnız bırakılmış, ihanete uğramış, aşağılanmış (tüm bunlar yaşadığım ama içime attığım duygular), kullanılmış, asi, aşağılık, değersiz, duygusuz, aptal, geri zekâlı… Hissediyorum.
Hiç bir şey hissetmiyorum, ne hissediyorum, bir gün geriye dönüp baktığımda acaba neler söyleyeceğim..
2002 02 23
