Bu ne biçim durumdur ki, hiçbir anlam veremiyorum. Elimden neredeyse hiçbir şey gelmiyor ve suya kapılmış bir ceviz kabuğu gibi çaresizce suyun akışı istikametinde ilerliyorum. Şimdi çok daha iyi anlıyorum bu kadar çok aşk eksenli romanı, filmi, efsaneyi. Bu gizemlilik ya da saçmalılık insanı adeta uyuşturuyor ve insana mazoşistçe zevk veriyor. Âşık olmak bu mazoşistçe zevki almak için yeterli, visale ulaşılamasa bile.
Olay nasıl oluyorsa iradenin sarsılmaz gücünü alaşağı ediyor. Hani irade ile her zorluk aşılabilirdi? Ben onu kafamdan sildim, bu aptallığın ne kadar mantıksız olduğunu, yaşadıklarımın ne kadar saçma olduğunu, bir hiç için geri zekâlılık sınırlarında dolandığımı kesin bir şekilde kendime ispatladım. Halen de bunun böyle olduğunu biliyorum. Ama..
Ama yine de onu görmek beni büyülüyor (ya da etkiliyor). Onun olduğu yana istemeyerek ama iştiyakla bakıyorum. Allah’ım bu bir virüs falan olmalı. Kafama kancalandı ve bir türlü çıkmak istemiyor. İşin kötüsü bir iki yıl daha devamlı onu görebileceğim ve bu istemediğim aptallığı yaşayacağım (inşallah yaşamayacağım).
Bir şey yapıp bu lanetten kurtulmalıyım.