İlkokul dörde gidecek olan çocuğu, asansörden beraber indikten sonra beraberce sokağa çıktığımız sırada dondurma yemeye çağırdım. Normalde böyle bir çağrıda bulunma sebebim zaten yolumun üstünde bulunan dondurmacıdan tek başına dondurma alıp yemenin sıkıcılığını yaşamak istememek, hem çocuğa çocuğu sevdiğimi göstermek hem de çocuğa hoşuna gitmesini umduğum bir şey ısmarlayarak çocuğu sevindirmekti Peki ya çocuğun cevabı ne oldu. Hayır. Üstüne üstün bir de alel acele sokaktaki mahalle arkadaşlarının yanına koştu. Bu işte bir gariplik olmalı, böyle bir şeyin ters bir vakitte söylenmiş olması bir yana bu çocuğun sevgiye ihtiyacı yok muydu? Her çocuk sevilmek istemez miydi? Ama hayır, bu çocuğun sevgiye daha fazla ihtiyacı yok, çocuk çok tatlı ve fazlasıyla seviliyor. Ve benim tutumum, ve alınan hayır cevabından hoşlanmamam, yoksa ben mi sevgiye muhtacım. Bilmem aslına bakılırsa bir sürü arkadaşım ve tanıdığım var ve bir çoğunun yanında sevildiğimi hissedebiliyorum hatta bazı kişileri tersleme konumunda bile oluyorum. Peki niye bu canımı sıktı. Küçüklüğümde çok sevilmemiş olmamdan dolayımı da ilkokula gelene kadar el üstünde tutulan bir çocukmuşum yani 0-7 yaşlarımda sevgiyi yeterince almışım. Eee peki. Ama ilkokul çağımda kendi halinde bir aile olmamız pek insanlarla etkileşim halinde olmamam ile sonuçlanmış da gene de ilkokulda da sevildiğimi anımsamamın yanında zaten oldum olası öpülmekten, okşanmaktan kendim hazzetmezdim. Orta birde öğretmenin gözdesiydim, orta ikide de ilk dönem sevildiydim de ikinci dönem benden tatlı ve kedimsi olan kişi benim yeterince sevilmememi engellemesi bir yana beni bir de kıskançlık içine sokmuştu. Daha zeki ve çalışkan olmama rağmen … diğer çocuğu bariz bir şekilde daha çok seviyordu da ben de zaten …nin beni sevip sevmemesini de pek umursamazdım zaten. Orta üçte de aynı rol benzeri bir durum vardı falan. Yani genel olarak pek sevgi sorunu yaşamış birisi değilim. Peki şimdi niye hem sevmek hem de sevilmek istiyorum. Yo aslında şimdi sevmek ama sevilmek de istemiyorum. Aslında benim orta lisede istediğim sevgi falan değildi, benim istediğim ilgi idi, pofpoflanmakdı, üstün olduğumu (üstün olduğumu iddia etmiyorum ama üstün(müş gibi) olmak istiyorum) kabul ettirmek, ve en iyi olmaktı. Aslında bu durumda da sorun yok çünkü lise üçe kadar zaten böyle kabul edildiğimi hissediyorum. Allah Allah benim derdim ne ya. Benim derdim yükselmek ve parmakla gösteriliyor olmak istemek. Ve bu çocuğun dondurma yemeye gelmek istememesi bu isteğimin tersi bir durumu ortaya döküyordu. Ee ne olacak şimdi en iyi olmadığım halde (ki olmaya mümkün değil çünkü dünyada neredeyse 7 milyar rakibim var) en iyi mi kabul edilmek istiyorum. Tamam tamam ben eşeğim. Yo olmadı o da değil. Ya kardeşim salaklık yapma tamam mı haline şükret, aptal aptal bir çocuğun dondurma yemeye gelmemesi gibi geri zekalılıkları dert etme. Güçlü ol! Hah buldum ben güçlü olmak istiyorum. İstiyorum da şu anki halim benim güçsüzlüğümün göstergesi (dersler, maddiyat..). Güçsüzlüğü aşmak benim elimde değil. Tamam güçsüzlüğü realite olarak kabul ediyorum, halime rıza gösteriyorum. Ben akıl-delilik skalasında zaman zaman delilik kısmına doğru skalayı iten tutarsız birisiyim. Ya yeter ya öğle kaçacak şimdi. Cık cık cık. 17:00′ye geliyor.
2002 08 14