Yarın seçim var. Türkiye’de, benimde muhtarlığında kaydım olan ülkede. Ama kimin umurunda, seçim ne, oydan kime ne, kim seçilecek kimin umurunda.
Acaba kendi sıkıntılarımın sorunları çözmesi beklenen siyasilerin çözmesi gereken ya da seçim sonrası kesin(!) çözecekleri problemler arasında değil diye mi, yoksa bütün siyasilere olan aşırı güvenimin nasıl olsa herhangi birisinin ülkenin kurtuluşu için yeterli olacağına olan güvenim mi, ya da daha başka akla gelebilecek ve de gelemeyecek çoğu seçmenin düşüne geldiği sebepler mi seçimleri bana umursatmayan.
Bir sürü (sürü) parti var. Çoğunun adını bile bir çok kişi bilmez bile. Hepsi ülkeyi kurtaracak(!) bu partiler için yarın çok önemli bir gün. Onlar için çok önemli. Seçmen için de önemli. Ben ve benim gibi belki de %10luk barajı rahat aşabilecek bir kısım kişiler (oy vermeyerek demokratik(!) haklarını kullanmayanlar) için ise hiçbir öneme haiz olmayan oldukça sıradan bir gün.
Dışarıda iken birçok farklı fraksiyonun seçim dolayısı ile propaganda çalışmaları süreçlerinin halen içinde olduklarını müşahede ettim. Ay aman! Her taraf parti afişleri ile sarılmış, neredeyse tüm reklâm panoları partiler arasında parsellenmiş, en ufak boşluklar bile ufak tefek de olsa bir şekilde yapıştırılmış kâğıtlarla doldurulmuş. Birçok fanatik parti taraftarı için bu gün çok iyi bir şekilde değerlendirilmeye çalışılıyor, son gayretler gösteriliyor.
Neyse işte bu tür yazılar istense çok daha fazla uzunlaştırılabilir ama gerek yok çok da daha fazla tasvire. Nasıl olsa gelecekte de böyle seçimler olacaktır, en azından bir yirmi yıl falan.
Hepsi ne yapacağını bil(e)meyen bir sürü kalabalık ve bir sürü ne olduğunun farkında bile olmayan ama ne olduğunu kestiremediği sorunlarına çözüm adına çözüm gibi görünen ama aslında sorun üzerinde ağrı kesici gibi bile etki etmeyen, daha çok ilaç görünümlü uyuşturucu olan seçimlere katılan kişi yarına çeşitli anlamlar yükleyecekler ve yarından medet bekleyecekler, yüz yıldır bekledikleri gibi.
2002 11 02