Her şey bitti ve rahatladığımı hissediyorum. Bu his ne biçim bir şey gerçekten anlayamıyorum. Yumuşak bir geçişle bu işin sona ermesi gerekiyordu ve büyük oranda da oldu. İnanılmaz bir şey bir çocuk niçin sevilir, hemen söyleyeyim ki bu olay duygusal eksikliklerimden dolayı olan ya da olmuş bir olaydı.
Bu arada üniversitede geçen günler ailemin bana bir hayat arkadaşı bulmaları ve bunu da tamamen banim iyiliğimi düşündüklerinden dolayı elden kaçırmamaya çalışmaları ve nihayet ben pek olayı hissetmesem de onların beni nişanlamaları gibi bir oldu bitti ye geldim.
Ee sonra; aslında o nişanladıkları kişiyi platonik olarak hep sevmiştim. Niye sevmiştim, çünkü o bana beni sevdiğini farkında olmayaraktan da olsa (bir gün köyümüzün ortasında … denen yerden suyunu doldurmuş hemen …ın yanında olan evlerine giderken ağzında benim ismim ve beni sevdiğine dair sözler geçiyordu ama şu işe bak ki ilkokul iki (büyük ihtimal köye yaz tatili için gitmiştik ve ilkokul ikinci sınıfa gidiyordum) öğrencisi olan ben bu sevgiyi karşılıksız bırakmadım ve orta-lise dönemimde onun da beni unutmadığını düşündüğümden dolayı ( ve biraz da harama girme kaygısı tabi. Hz Yusuf ..) başka hiçbir nisaya gönlümü kaptırmadım.
Hep onun beni sevdiğini varsayarak ve ona vefasızlık etmemek istediğimden dolayı oldu bu. Ben de aslında nasıl birisi olduğu aklıma bile gelmeyen, nasıl birisi olduğu hakkında çok az bilgiye sahip olduğum bu kişiyi günahlara karşı paratonerlik yapsın diyerekten de sevgimi verdim. Fakat ya sonra annem sırf ne olduğunu bildiğimiz birisi aynı zamanda kendi teyzesinin kızı hiç de nişanla falan uğraşabilecek durumu bana mümkün kılmıyordu. Hatta bu durumu onlara dünyanın en zeki, en güzel, en mübarek kısaca an iyi kızını getirseler de olamayacağını belirttim fakat onlar bir kere akıllarına koymuşlardı bu kız kaçmamalıydı. Benimse durumum açıktı. Gerçekten de o günlerde hiç bu tür konuları düşünmek bile istemiyordum vay anasını be!
Ne oldu. A’ nın kardeşi bir gün hem onu hem beni oyuna getirdi ve bizi … Camii’nin orada bir araya getirtti. Ve iki saat boyunca konuştuk. Konuşmanın bir yerinde beni ve köydeki günlerimizi ( zira ilkokula gitmeden önce ki günlerde de …’de hep evcilik falan oynardık) hatırlayıp hatırlamadığını sordum, ve cevap; hayır!!? Ve beynimde çakan şimşekler “demek beni hiç hatırlamıyorsun” ve bir dönemin sona erişi !ben hatırlanmalıydım! Şok oldum, vuruldum ama o hiçbir şey anlamadı ve de anlaması da zaten beklenemezdi nereden bilebilirdi ki. Konuşmalarımızın sonucu; ben okulu bitirmeden asla bu tür konulara girmeyeceğim ve onun fikri “bekleyemem” “ben sallanacak, önemsenmeyecek birisi değilim” ve ayrılış o … (?)’a doğru ben ise tam tersi istikamete doğru. Esasında ben zaten böyle bir durumu hiç yaşamak istemiyordum ve bu durumdan kurtulmak, onun bağlayıcılığından kurtulmak istiyordum. Minimum beklentim olan ilkokul zamanlarının hatırlanması beklentim de boşa çıktığına göre artık rahattım. Bu konu hakkında şimdiki düşüncem ise ömür boyu beraber olacağım kişi birinci ya da ikinci görüşte hemen kanımın ısınacağı ve statülerimizin de ortak olduğu bir kişi (Allah rast getirsin uygun zamanda ve uygun vasatta). Bu durumda bayağı bir zaman alacak gibi.
Ve son durum yani S. denen velet. Bir kere bu çocuk benim akrabam değil. Çocuğum değil, babamın malı değil, kısaca hiçbir şeyim değil peki ben bunun ardından niçin bu kadar üzülüyor ve sokakta giderken bile “ah bir karşıma çıksa da sevsem” diyorum. Aslında bu olayın çok saçma bir şey olduğunu biliyor ve kabul ediyorum ama ya ben, ne olacağım ben?
O çocuğu da sevmemin ve de daha başka gördüğüm tatlı çocukları sevmemi masaya yatırmaya bile gerek yok. Kabul etmeliyim ki sorunlu bir çocukluk dönemi geçirdim. Baba faktörü ile pek karşılaşmadım (ben ilkokula giderken babam ( babama orta okulda iken “baba!” diye hitap bile edemiyordum) yurtdışındaydı (… vs.), ben orta-lisedeyken de o evde ben yurttaydım). Babamın beni sevdiğini ve benimle (üniversiteli olduğum için gurur da duyuyor (duymak zorunda çünkü şimdilik ona bu durumun maddi ve manevi hiç faydası yok, en azından bu durumla gururlanıyor)) fakat bu benim baba sevgisiyle büyüdüğüm anlamına gelmiyor. Yani baba sevgisi ve orta okuldan sonra da anne sıcaklığı ve akraba yakınlığı hissetmedim. Ama benim de doğal olarak kendi yakın ve uzak çevremle sevgi alışverişinde bulunmam gerekiyordu, ama olmadı.
Peki bu durumu nasıl amorti edecektim, müzik dinleyerek mi, hayvanları, doğayı severek mi, bana ağabeylik yapan insanları severek mi? Nasıl, nasıl karşılayacaktım. Evet duygusal boşluklar yaşadığım gerçeği ile karşı karşıya bulunuyorum. Bunu kağıtlara garip ve fazlaca da anlam ifade etmeyen resimler çizerek, karalayarak mı, müzik dinleyerek mi kapatacağım? ya da ne yapacağım? İşte bu nokta da bana karşı az çok sevgi besleyen insanlara karşı fazladan alaka da göstermek durumunda bulunuyorum bu olayda şimdiye kadar ki yaşadıklarım ve tecrübelerim beni bu sonuca ulaştırıyor. Kendime tavsiyem orta-lise yıllarında yaptığım gibi (o zamanlarda da böyle günlük türünden aynı bu lafları söylemiştim (kitap oku)) kitapları kendime dost mu edinmeliyim. Öyle ama kitaplar beni sevemiyor ki sadece vaktimi geçirmemi sağlıyor o kadar. Kedi falan da besleyebilirim ben onu seveceğim o da beni ama o kadar param da yok ki. Esasında bu konuda bu şekilde yazacak o kadar çok şey var ki ama şu finaller döneminde bunlara ara verip hayatımı anlamlı kılacak bazı gerçekliklerin tasarlanması ve uygulanması aşamasına geçebilirim.
7 Oca. 02 22:15 falan, şu an dinlediğim müzik Scorpions’tan Wind of Change bu S denen velet niye aklıma hep gelip gelip duruyor bir türlü anlayamıyorum, gerçekten bu olayın çok saçma bir çocuğu kendi kardeşi gibi sevmek gerçekten çok tuhaf ama insan duygularını dizginlemekte gerçekten de çok zorlanıyor. Bir çeşit “Büyük Cihat” da denebilir. Yani biliyorum duygusal değil mantıklı davranmalıyım ama hisler o kadar baskın geliyor ki sanki uzun müddettir kucakta taşınan bir yükün artık kollardan ayrılmak istemesi ve artık takatinin o yükü taşımaya yetmemesi gibi bir duygu. Aşmak istiyorum ya da bu durumun olumlu bir şekilde artık sona ermesini diliyorum. Allah’ım doğrusunu nasip et, beni de aslında düşündüğüm işi başarmamı nasip et yani mızıkçı arkadaşların oyununa dahil olup oyunun Hak çizgileri içinde oynanmasını temin, Allah’ım Allah’ım, Allah’ım….
2002 01 03
