Acziyet ya da henüz güç kazanamamış olmak veya güçsüzlük ağından çıkamamak. Bilemiyorum, bir çok kez söylediğim gibi gerçekten bilemiyorum, bilemiyoruz. Bizler insan olarak zayıflıkların falan filan. Ne yapmak gerekiyor anlayamıyorum, tamam kadınlar artık benim için pek bir anlam ifade etmiyor, sadece aynı dünyayı paylaştığımız onlar da insan olan genellikle erkekler tarafından güzel olarak algılanan varlıklar. Kimi zaman neyse işte.. Ama onlardan eksilen boşluk başka bir şeyle doldu galiba yine sevilen bir şey ya da bir şeyler. Bir çok çocuk çok hoşuma gidiyor, çocukları çok sevmek istiyorum, biraz garibime gitti bu durum. Gel ki yükselen burcuma göre çocuk sevgisi sahibi biri imişim ve normal burcuma göre de kadınsılık özellikleri olabilen bir şeymiş,,,,, de çocuk mocuk sevmek istemiyorum. Geriye ne kaldı kediler, ah kediler, kedileri de zaten oldum olası seviyorum zaten bir kaç yıl önce param olduğu takdirde kedi besleyebileceğimden birilerine bahsetmiştim, hatırladığım kadarıyla. Her neyse..
Ama geçenlerde birisi bana “sevgi dolu birisin” demişti. Adam haklı aslında gerçekten sevgi dolu biriyim ama sevgimi nereye boşaltacağım hususunda karmaşalar içimde, bunalımlar içindeyim. Evet bu fazlalık sevgiyi nasıl değerlendireceğim. Karı-kızı salla. Sokakta görünenlerin kıçlarını kullan(dırt)mak isteyen aşağılık mahluklar oldukları belli, öyleleri zaten beni bu tür şeylerden iyice soğuttu. Üff amaaan.
Bu çocukları da sevmek istemiyorum çünkü tamamen mantıksız bir fiil, bana ne çocuklardan, çocukları kendi anneleri babaları sevsin bu beni ilgilendiren bir mesele değil icabında. Bu iş boş, vaz geç bu aptallıktan.
Örneklendirmek gerekirse şimdi ben çok susuzluk çeken birisiyim ve sıvı bir şeyler içmek istiyorum ve önümde bazı alternatifler var, kola veya gazoz (kadın), meyve suyu (çoluk çocuk), ayran (hayvanlar), değişik içecekler (müzik, hobiler, iş sevgisi…). Şimdi merak ediyorum karı-kızı bıraktık (en azından çok muhteşem birisi karşıma çıkana dek, ki pek zannetmiyorum ve de böyle bir imtihanla boğuşmak istemiyorum), çocukları da sevmek istemiyorum (yani istemiyorum), kedi köpekle uğraşacak durumda değilim. Ee ne halt edeceğiz ha!!. Susuzluktan gebermeyi mi bekliyeceğim? Susuz yaşamaya mı alışmaya çalışacağım? Hele bu mümkün değil çünkü bu direk içimdeki sadistlik türü duyguların patlama yapmasına neden olur.
Geriye ne kaldı değişik içecekler kola, ayran ve meyve suyu dışındaki alternatifler bir göz atalım bakalım; şalgam suyu, suni içecekler, süt, falan ve bir de filan. Şimdi bunlarda aslında iyi şeyler de her zaman içilmeye namzet içecek değiller ki, insan koladan, ayrandan, meyve suyundan bile bir bıkabilir ya da yan etki altında kalabilir ya bu alternatif içecekler adamı ne yapar. Bu işin içinden nasıl çıkılabilir ki?
Aslında baştan beri bildiğim hepsinden muhteşem olan bir şey var ama o da biraz zor bir seçenek, zor olduğu nispette de sağlam ve gerekli ve de aslında tüm içeceklerin üstünde bir içecek. O içecek ki tek başına fazlasıyla yeterli. O içecek ki hepsine değer. O içecek ki diğer tüm içeceklerin de kendisine mutlak ihtiyaç hissettiği ana kaynak. O içecek ki kola, meyve suyu, mal, mevki, gurur, enaniyet, tembellik gibi şeylerden uzak kalındığında yani susadığında en büyük zevki verir. Ve sen ki, eğer diğer içeceklerini kısarsan ve bir kısmını bırakırsan ancak o zaman gerçek sıvının değerini anlarsın. Ve sen ne zaman ki tüm vücudunun neredeyse yüzde yetmiş beşinin de o sıvıdan olduğunun farkına varırsan ve sen anlarsan ki canlılarında o sıvıdan yaratılmış olduğunu ve sen, ve sen ah keşke asıl onunla susuzluğunu giderme yolunu denesen ve ondan vazgeçmesen, keşke, keşke, keşke… Ah o sıvı ve gerçek içicinin özellikleri; kandan irinden deryaları geçme azmi,,, Ah ah keşke gerçekten susayabilsem ve istesem kana kana hiç doymayacak gibi ondan, o içecekten. SU (Allah Sevgisi) dan.
2002 08 27