Hıh hıh. Az sonra okula gitmem gerekiyor ve akbilim bitti. Daha da kötüsü ya da olan kötülüğün nedeni ise hiç paramın olmaması. Ne kadar trajik. Olsun önemli olan gönül rahatlığı. Esas olan parasız yaşamaya olan alışkanlık. Doğru olan realiteleri kabullenmek, olana razı olmak, olmayanı düşünmemek.
Bir kuruş bile param yok ki okula gidebileyim. Bari uyumakta olan …’da para olsa da biraz borç alsam.
Parasızlık kötü değil, parasızlığa tahammül edememek kötü. Önemli olan mutluluğu paraya endekslememek. Para yoksa bir ihtiyacım görülemeyecek demektir. Ne yapalım. Zaten bir sürü insan, bir çok ihtiyacından mahrum değil mi ki? En azından benim ihtiyacım para ile alakalı, bir gün param olursa nasıl olsa bu geçici durumdan kurtulmuş olacağım. Ve de bu günlere dönüp baktığımda yüzümdeki tebessüm daha da anlamlı ve coşkun olacak.
Ne kadar romantik.
Müzik dinliyorum. Çok mutluluk verici. Hard diskteki tüm yabancı şarkıları sildim, bayan şarkıcı da birkaç tane dinliyordum, onları da sildim. Ama şimdi dinlediğim Richard Clayderman’ın bir parçası bana nasıl olsa vazgeçtiğim müzikleri hatırlattırmıyor. (Burada pek samimi değilim gibi çünkü aşağılık Therion hücrelerimi harekete geçiriyor, bunu yaparken de bana haz veriyor. Gerçi, dengem sarsıldı şiddet dolu rüyalar gecelerimin misafiri oldu ama bu o müziklerden mi oldu bilemiyorum)Yani anlatmak istediğim önemli olan (gerçek) zevki yakalamak ve olanla iktifa etmeyi bilmek. Helal dairesi keyfe tabidir. Helal dairesi ile yetinmek istemeseydim belki de Vanesse Mae’yi, Mozart’ı, Klasik Türk Müziğini, Ennie Morricone’yi ve daha nice enstrümantal parçaları hiç tanımayacak ve sadece nefse değil aynı zamanda ruha da mutluluk veren müzikleri tanıyamayacaktım. Yüzdüğüm gölü deniz zannedecektim, henüz fark edemediğim okyanusların da olduğunu bile bilmeyecektim. Her neyse. 09:03
Gel gelelim asıl meseleye. Beynimde kancayla dolaşmak canımı çok sıkıyor. O aptal yaratığı düşünmek istemiyorum. Duygularıma hâkim olmak, hislerimin esiri olmamak istiyorum. Ama gel gör ki, kendisinden kaçtığım şey beynimin kıvrımlarında tatlı tatlı oturuyor ve beynimi kemiriyor. (Neyse ki vahşi bir şey beynimi dişliyor da olabilirdi, ol vakit daha beter olurdu),
Çözüm ne ki? Tamam, birçok insanın aşk yüzünden yaptıkları aptallıkların hiç de gülüp geçecek basit olgular olmadığını anladım. Gerçekten âşık bir insan, biraz da gerzekse, her türlü dengesizliği yapmak istemese de yapar. Ama şu da gerçek ki, ne kadar stresli, gergin, öfkeli de olsan adam öldürmek meşru değildir ve cezası malumdur (ne olduğunu tam bilmiyorum. 20 yıl? Ömür boyu? Kısasa kısas? Af?) Yaaani, bu işe bir çözüm bul ve adamı öldürme.
Peki ya çözüm? Bu arada felsefecilerin neden çok düşünüp, müthiş şeyler bulup da sonuca ulaşamadıklarını da bu vesile ile az buçuk anlamış oldum. Felsefeciler de aşık olmalı, olayın saçmalığını bil, çözüm yollarının da onlarcasını bil ama tüm bunlar hiçbir işe yaramasın.
Çözüm neeEeEEE? Dellenecem.
Tamam, buldum deli olmak.
Evet, evet. Böylece tüm yaptıklarım mantıklı (en azından bir deliye göre) sayılacak ve ben de felsefecilerin yapamadığını yapacak ve çözüme ulaşacağım. Çoook zekiyim çoook!
2002 11 21