Uff.. Sana bugünümü anlatayım Bir Hiç Kimse. Belki bir faydası olur, ne bileyim ya da olmaz, amaan olsa ne olmasa ne bir şeyler yazayım olsun bitsin. Bugün sabah saat 05:30′a kurduğum cep telefonu (Ericsson A1018, savunma amaçlı, ağırlık çalışmalı konuşmaya yarayan kısmı da olan minik anten) tabi ki programlandığı anda öttü, peki ben ne yaptım telefonu tam uykulu yarı uyanık (telefonu kendimin kapattığını hatırlayabilecek kadar) halde iken kapattım, tabi saati sabah namazına kalkmak için kurmuştum bundan eminim de niye kapattığımı bilmiyorum.
06:55 gibi bir zamana kurduğum saatte (masa saati, aydınlatması ful ekran parlak yeşil) tam zamanında çaldı. Bu sefer iki ya da üçüncü snooze çalışında da olsa kalktım, kalkabildim (Pek çok uyku uyuyan biri gibi değilim en azından çevremde sıkça rastladığım 12-15 saat kadar günlük uyuyabilenlere(!) nazaran) 07:20′ye dek okula gitme hazırlıkları, yattığım yatağı kaldırma gibi faaliyetleri yaptım. Okula gitmeden önce hiç iştahım olmamasına rağmen (dün geç vakitlerde karpuz ve peynir yemiştik) kendimi yemeye zorladım çünkü ağzımın kokmasını istemiyorum. Gerçi ağız kokusu gidersin diye beşli sakız aldım ya neyse. Bir misvağım var o da maşallah odun parçasından farkı yok, bundan önceki misvağım bayağı kaliteliydi ama. Tophane’den Taksim’e çoğu kez yaptığım gibi yürüyerek ve çevremle fazla meşgul olmayarak hızlı adımlarla çıktım. Özellikle bizim evin önünden olan kısmı geçmekten nefret ediyorum bir sürü çoluk çocuk, karı-kız vs. İnsan kendinin sübyancı ve saldırgan sapık olarak görüldüğü hissiyle mahalle aralarındaki sokaklardan ancak yürüyebiliyor. Taksim’e çıktım her zaman ki gibi metroya yine o uzun iniş yolunda genelde sağ yanı yani yürüyenlerin kullandığı merdiven kısmını kullanarak indim. -Şimdi yemek yapıp bir şeyler atıştırmamız lazım ve bana düşen görev de kendimin en baştan teklif ettiği şekliyle bulaşıkları yıkamak- 18:53
Evet kaldığımız yerden devam edebiliriz! Her zaman ki gibi metro çıkışı Maslak yönünde herhangi bir otobüs bekliyorum ve gelen otobüste büyük ihtimal bizim fakültenin oradaki ikiye ayrılan yolun bana bir miktar yol yürüten sol taraftan geçiyordur. Sonra turnikelerden Fen Edebiyat binasına doğru giriş. Tabi ki kapıdaki görevliye söylüyorum gerekirse akbilimi öğrenci olduğumu belli etmek için gösteriyor ve okula giriyorum. Eğer sağdan ikinci turnike yani bozuk olan turnike engellenmemişse o turnikeyi kullanıyor ve görevlilerle bir işim olmuyor. Geçenlerde sabah okula girerken bir başörtülü bayan da girmişti o kişi gitti girişin solundaki kulübecikte başını açtı ve ben ne yapabilirdim ki, gaza gelmekten başka. Sonra binaya girdim sınavım olması gerekirken meğerse sınav 10:00′daymış onu öğrendim, son tekrarları biraz yaptık ve …’le bilgisayar laboratuarına gittik ve biraz müzik dinledik. Bizim … laboratuar görevlisi olduğu için özel kısımda rahat rahat bilgisayar kullanma imkanımız oluyor. Sonra 10:00′da sınava girdik, pek huyum değildir ama en önde geç kaldığımızdan dolayı sınava başladık. Herkes çıktıktan sonra sadece sınavda .. ve ben kaldık, sanki çok iyi sınav veriyormuş gibi. Sınava çok iyi hazırlanmış olmamıza rağmen pek örnek çözmediğimiz için parlak bir sınav olmadı. Sınav çıkışı tekrar laboratuara gittik ve ben biraz mp3 indirme girişiminde bulundum ama kullandığım bilgisayarın uyuz gibi olması yüzünden parça indiremedim. Bu arada bir elemanın da (.., …, ..) liselere giriş sınav sonuçlarına baktım hiç birisi hiç bir yeri kazanamamışlar ben de üzüldüm hani.
Sonra Feriköy’e geçtim ve cuma namazını Hasan Zeynep camiinde eda ettim çıkşta daha önce randevulaştığım ve havuzla ilgili olarak görüşeceğim kişilerle buluştum. Birkaç tanıdık daha gördüm, biraz da sınavı kaybeden …’i teselli etmeye çalıştım ama zaten adam çok üzgün olsa da pek zora gelecek bir tip değil falan ve 14:00′deki randevuma gittim fakat bu randevuya gelmesi gereken eleman her zaman ki gibi sorumsuzca beni (…) sattı. Yaklaşık 14:40′a kadar bekledikten sonra bekleme mahallimden ayrıldım ve daha önce başvurduğum öğrenci pasomu almak üzere Unkapanı’na geçtim oradan da Tophane’ye. Kafam çok bunaldığı için eve girer girmez başıma (sadece saçlarıma) duş aldım. Uyumaya çalıştım biraz ama pek de uyuyamadım, zaten uykumun biraz kısmı geçtikten sonra çalan zil de karşıma çıkan kişiler çekiliş, mağaza tanıtımı falan bir şeyler söylediler de ben onlar dolandırıcı olabilir ihtimaline karşı uyumam gerektiğini belirtip kapıyı hafiften yüzlerine kapattım. Bir müddet geçen boş vakitten sonra 19:00 gibi bir şeyler yedik. Mercimek çorbası (evde yağ olmadığından dibine gelmiş olan salçada bulunan numunelik yağı kullandım). Alınan yağla falan pilav da yapıp yedik. Sonraki vaktimde boş boş geçti Dağcı (Silyvester Stalleno)filmini televizyondan izledik. Çay içtik. Bir film daha (57. Yolcu) izleyip yatsıyı kılıp bu yazıyı da yazıp yatağa geçeceğim. Yarın sabah da havuza gideceğiz.
2002 07 26