Biraz aklım başıma geldi gibi oldu. Bunu hissedebiliyorum. Artık onu ilk baştaki gibi umursamıyorum. Belki kendi kendime ona karşı hiç kimsenin farkına varmadığı ama benim bayağı bir efor sarf ettiğim mücadele tam bir zafere ulaşamamış olsa da bayağı bir ilerleme kaydettiğim söylenebilir. En azından olayın büyüleyici perdesini minimum seviyelere çekebildim. Sabır ilk başta yapılan karşı koymadır. Ben de sabretmeye, dayanmaya çalıştım. Geldiğim bu noktada ciddi seviyede sarsıldım ama bugün kendimi mutlu hissediyorum. Bir zafer kazanmış kumandan gibiyim. Ama erken sevinmemek, en azından karşı karşıya olduğum tehlike itibariyle bundan sonra da kontrolü kaybetmemek durumundayım.
Zaten başından beri böyle bir işin geri zekalıca olduğunun farkındaydım ama mücadelem duygularıma engel olabilme noktasında gelişti. Mücadele duygulara karşı olduğu için bundan sonrası için de hep müteyakkız olmalıyım zira daha zor levellerle karşılanmak da olası. Mesela savaşı kendimin olayın tek aktörü olduğu bir zeminde verdim, bu mücadele onun bana göz kırpmak gibi bir davranışı olmuş olsaydı çok daha ciddi ve hırpalayıcı olurdu. Belki de oynamam gereken hard bir level beni oyun dışına itebilirdi. Şimdi en azından kendime olan güvenim geldi. Cazibedar güzelliklere karşı aşımı vurulmuş oldum.
Bundan sonraki leveli başarmak isteyen birisi ne düşünebilecekse onu düşünüyorum. Allah’ım yardımını nefsimize karşı üzerimizden eksiltme ve bizi nefsimizle baş başa bırakma. (amin..) gerçekten de insan kendine hiç güvenmemeli daima Yaratanından (cc) yardım istemeli imiş. Güzellikler O’nun lütfu, işlediğimiz çirkinlikler ise nefsimizin aşağılığındandır. Bunu anlamam için başımdan böyle bir şey geçmeli, irademin yetersiz kaldığı noktada duanın gücünü ve yalvarma karşısında İlahi gücün inayetini görmeli imişim. Aklıma hep o yaratığın gelmesine karşı, hep aklıma Allah’tan dua isteme savunma sistemi başarıya ulaştı.
Dua sen ne sırlı bir güçsün. Bunu anlamak için de bir şekilde aciz kalarak çaresizlik yaşamak gerekiyormuş. Sadece duanın motive ediciliği ve duamın kabul olacağına olan inancım nasıl olsa bir gün bu beladan kurtulacağımı fısıldıyordu. Ve işte zafer…
Nasıl da aptalca idi. Büyük aşk dediğin hiçbir engel karşısında yılmaz. Hah hah ha. Niye yılmasın ki. Niçin büyük aşk olsun ki? İradenin yılmaz savaşçı gücü mü, yoksa aşkın muhteşem büyüklüğü mü? Hıh hıh hıh. Tabi ki iradenin sarsılmazlığı. Beni köle yapacak aşka işeyeyim. Beni basitleştirecek, beni ayaklar altına alacak, beni kendimden uzaklaştıracak, beni büyük duygular yerine bir kişinin tutsağı yapacak aşk ne işe yarar ki?
Mecnun sen salak mıydın ki bir karanlık Leyla peşinde ömrünü tükettin. Ama Mecnun sen en iyi ihtimal ile karşılaşmıştın ve senin aşkına saygı duyuyorum. Senin aşkın gerçekten dünyevi olabilecek aşkların en büyüğü idi. Ama ne işe yaradı sen de en sonunda boş bir hayal peşinde gittiğini farkına varmadın mı? Ve gece karanlığı beynindeki aydınlık karşısında güneşi görüp kaçmadı mı?
Peki bir gün birisi ile karşılaşırsan ve gerçekten sen de o kişinin en iyi ihtimal olduğunu hissedersen o zaman ne yapacaksın. Hiçbir şey ona aşık olacağım ama bir şeyin farkında olarak en iyi ihtimal bizim bilemeyeceğimiz gelecek de saklı ve kim ki benim için ya da herhangi bir için en hayırlı ise sadece o aşık olunmaya layıktır. Kim, nerede nasıl; kim bilebilir ki? Allah hayırlısını zamanı gelince nasip etsin ve kendi sevgisini yaratıklarına olan sevgiden üstün kılsın. Üff ne mübareğim ya. Bu duaları herkes zaten yapıyordur ama çok azı yazıyordur ben de yazan biriyim. Falan filan.
Dua etmek yazı yazan biri için en kolay şey olsa gerek. Nasılsa dua edilecek bir sürü şey var sen dua et bunları yaz, sonra bir bak bir sürü şey yumurtlamışsın. Aman neyse.. Artık dualarımı içimden etmeye çalışacağım, hem daha samimi olur.
2002 12 21