Artık buraya kadar olduğunu hissediyorum. Daha fazla yazmanın ya da yazmamın pek anlam ifade etmeyebileceğini düşünüyorum. Şimdiye kadar bir çok acımı bir çok ızdırabımı, bir çok duygumu bu satırlara döktüm. Belki bunu psikolojik sorunlarımın içe dönük çözümlenmesi için, belki de bilmiyorum ne için yaptım. Bir gerçek var ki bir sürü acımı bu vesileyle aştım, kendime aynı zamanda doktorluk yaptım. Kendime yine kendim yardım ettim. Kendimle dertleştim. Gâh ağladım, gâh gaza geldim, gâh gerildim kısaca kendimi buldum.
Sanki her şey çözülmüş gibi bu cümleleri niçin yazdığıma da aslında anlam veremiyorum. Ama zaten çoğu şey anlamsız değil mi. Ve zaten anlam peşinde koşmak başlı başına problem kaynağı olmuyor mu ki? Bazı şeyleri kabul etmek, o şeyleri inkâr etmeye çalışmanın verdiği kendini kandırma hissini ve acıyı yok ediyor. Bir de kabul etmemenin, görmemeye çalışmanın insanı komik duruma düşürmesi var. Bazı şeyler ancak ona inanılarak anlamlı ve faydalı oluyor.
Ey dertlerim sizi kabul ettim. Ey çilelerim sizi kabul etmenin de ötesinde sevdim. Belki sevmek zorunda olduğum için sevdim, belki diğer alternatifim zaten olmadığından. Şimdi ise siz iyi ki oldunuz, sayenizde sıfır olmanın mutluluğunu yaşama şansım oldu. Artılara sahip olamamanın acısını çekmektense sıfıra sahip olmanın hazzı ancak sizin gibi “eksi”ler sayesinde oldu. Ve sizin sayenizde esas mutluluğun herkesin sıfır noktası olduğunun ve de asıl kederin mutluluğu yok eden mutluluk peşinde koşma mutsuzluğu olduğunu anladım. Galiba artık her yere boru döşemektense istediğim yerden su çıkarmanın nasıl olduğunu keşfettim, yani keşfettirdiniz, yani keşfetmek zorunda kaldım.
Ne yani şimdi ben hayatın anlamını mı buldum? Belki evet, ya da hayır. Bir dakika sen ne yaptığını zannediyorsun. Bu yaşadıkların anlık ‘bast’ hâli olabilir bu kadar da rahatlama. Hem düşün daha birkaç gün önce intihar psikolojisi ile doluydun. Bu kadar da değişme. Duyguların seni ne kadar da etkiliyor. Bir günün bir gününe uymuyor. Sen gerçekten manyaksın.
- - Hayır ya!
Dur bi. Belki bunlar anlık bir his yoğunluğu değildir. Ne yani, şimdiye kadar ki geçen zamanın ardından böyle bir sonuca ulaşamam mı?
- Hayır suus!
Belki de kendimi böyle kabullenmeliyim. Bir gün öyle diğer gün başka türlü. Tamam, bazı zamanlar, bazı hisler insanı esir edebilir. Öyleyse ne kendini aşağılayıp intihar psikozlarına gir ne de cennetteymiş gibi ayakların yerden kesilmesin. Yani, belki de, şunu kabul et artılar ve eksiler hep olacak. Eeee, ne be!
Hem nerede kalmıştık? Ha. Artık böyle yazılar yazmak istemediğimde. Niçin? Artık bazı şeyleri sorun yapmaktan çıkardın mı? Olabilir. Her neyse.
Böyle devam etmemeli, bu işin bir sonu olmalı. Zaten hep aynı şeyler arasında fasit daire çizmek anlamsızlıktan başka bir değil. Neymiş, maddi sorunlar, ders problemleri, sosyal problemler, kişilik sorunları, fıtratla mücadele, karşı cins veya aptal aşk serüvenleri falanlar filanlar. Dostum. Yetmez mi ha?
Tamam, bundan böyle, böyle saçmalıklarla vakit harcamamaya çalışacağım. Ya, bakarsın bazen mecbur kalırım ha. Neyse birkaç tane daha olabilir. Yani bu ben, bakarsın enteresan şeyler döner. Tamam ama çok az.
Aman Allah’ım buna nasıl son veririm. Yazmadan nasıl duracağım? Kafayı yemiyim. -yok yok merak etme yiyecek kafan kalmadı. Hem başka şeyler yazamaz mısın? Niçin olmasın?…………………….. 15:05
Bir dakika hedeflerimden bahsetsem olur mu? Mesela bir gün önemli bir kişi olmak istediğimi ve bunu önemli bir kişi olma amacı için değil dünyada işe yarar bir şeyler yapma ve ahiret adına bu dünyada güzel tohumlar bırakmak yoluna araç olarak kullanmak için.
- - Ha ne dedin sen önemli biri mi olmak istiyorsun. O’ğlum sen gerçekten salaksın.
Önemli biri olmak sana ne sağlayacak (Bu arada kendime yeni sorunlar oluşturma yeteneğim uğraşacak bir şey bulmada zorluk çekmedi). Dünyada bir sürü önemli sayılan insan var kaçının yerinde olmak isterdin. 30-40 koruması olan ve senin için birer geri zekalı kişilikten ibaret olmayan sanatçı, siyasetçi, sporcu bozuntuları, şimdi senin hâyâlin mi oldu?
Hayır kardeşim ya, sen beni yanlış anladın. Ben (ki bu kelime aptalların gurur kaynaklı sık kullandıkları kelime) önemli bir kişi olma amacında değilim. Bu kişinin (bu daha iyi) amacı esasında önemli birisi olarak dünyanın en imrenilen birilerinden olmak değil. Bu kişinin amacı ortalıktaki sanatçı geçinen fahişe, kültürlü geçinen gerzek, muhteşem sanılan aşağılık, insan görünen hayvan ve pozitif algılanan (karanlık ortam dolayısıyla) negatiflerin ortamı daha fazla boş bulup iğrençliklerine devam etmelerini engelleme yolunda kendimi yapabileceğimin en iyisi ile ortaya koymak. Ve oyunun kuralları markalaşmış aptalların (ıhhh, roman yazarları, yönetmenler, senaristler, zıkkımlar) yerine kalitesi tescilli daha iyi bir marka olarak sahneye çıkmayı gerektiriyor. Şimdilik kuralları böyle oynayıp geleceğin kurallarını bir nebze unutmadan “Tarık dün bir köleydin, bugün bir kumandan unutma ki yarın toprak olacaksın” gerçek kuralını koymak ya da asıl kurala her zaman uymak gerektiği gibi o zaman da uymak. Ve en büyük kural “Ey insan ala külli hal öleceksin“i asla hatırdan çıkarmamak.
Gelecekle ilgili birinci teori: Ve bir gün ulaşmayı umduğum hâyâl. “üretiyorum (Her şeyi veren o ve O’ndan umuyorum ki ilham versin ve o ilhamları O’nun için kullanayım), dertliyim (O’nun yolunda), sahibim (gerçek sahibi tabi ki O), şükrediyorum (Her şey O’ndan), ölüyorum (O’nun yanına uçmak şeklinde)”
Hâyaller gerçekleşme ihtimali minimum olan ama yine de kurmaya değer, insan bu işte hâyal etmek bile güzel.
İkinci teori: Ve unutmuyorum “bir gün her şey kaybedilebilir, umulanlar hayalîni kurmuş olmanın acısını da hissettirip dünyanı zehir edebilir, ölmek istemene rağmen ruhun seni terk etmiyor ve adeta azabın kabirden de önce başlamış olabilir”. Ve yine unutma ki, gerçek mutluluk sadece diğer âlemde gerçekleşmesi muhtemel ikinci ihtimale karşı da şimdiden “dayan ve kendini O’nun “rahmet” ismine salıver ve unutma ki o va’dinde hulf etmez ve öncelikli olarak O’ndan beklediğin şekilde sana davranır. O’ndan “rahim” ismi ile davranmasını um ve bil ki gerçekten sana öyle davranacaktır.
Hangisi iyi ihtimal birinci mi, yoksa ikinci mi? Bilmeem. En iyisi kendini suya bırakmak ve kaderin rotasına karşı gelmemek (gelsen ne yazar ki).
Ama bu kişi .. birincisini umuyor ve hedeflerini ona göre çiziyor ve ..
…başlamıştım bile senaryo yazmaya (ne kadar komik ya kendimin bir gün senaryo yazarı, yönetmen olarak hissediyorum, belki de kendimi üçüncü ihtimale hazırlamalıyım yani hiç ummadığım ve aklıma bile gelmeyen bir ihtimale, yok yok yine de bir şeyler yapayım. Hiçbir şey yapmamaktansa olma ihtimalim olmasa bile senaryo yazarlığı faaliyetleriyle uğraşmak daha iyidir)
Bir şeyi söylemeyi unutmuşum. Küçüklükten beri bir hayalîm vardı. “Öyle bir uğraş bulayım ki, onunla uğraştıkça daha çok, daha çok, daha, daha uğraşayım ama yine de o işi yapmaktan bıkmayayım. İçtikçe susayayım, susadıkça içeyim, fakat aşırı su nedeniyle olumsuz etkilenmeyeyim.” Bakalım öyle bir şeyle karşılaşacak mıyım? Ha, ne derim? Why not? (bunu kullanmak bana acı verdi. Never again!)