Evet, siz dahisiniz. Yo, yo şaka yapmıyorum. Gerçekten. Siz tam anlamıyla bir dahisiniz. Tavırlarınız, paradokslarınız, dağınıklığınız, kararsızlığınız. Sizi içinde bulunduğunuz hal ele veriyor. Sanki davranışlarınız çok sıradan birisi imajı vriyor ama ya içinizdekiler..
Bazıları çok şey bilir ve cahildir. Tıpkı eğitim sistemimizden geçipte alakası olmayan bir çok dal hakkında, bir daha hiç düşünüpte bakmayacağı halde, bilgi sahibi olan öğrenciler gibi.
Tam anlamıyla hepsi bilgi kübü. Onlar hem failatun çatısını, hem ışığın dalga boylu mu, tanecik yapılı mı olduğunu, ülkenin en ücra köşelerindeki rafinerileri ve daha neler neleri biliyorlar.
Onlar üniversiteye geldiklerinde kendilerine uygun bölümü seçmiş olmanın dayanılmaz hafifliğini tadamıyorlar. Çünkü o kadar çok gereksiz (yani sallama) ders var ki, hangi biriyle uğracaklarını bilmediklerinden iki cami arasında beynamaz oluyorlar.
Onlar bir şekilde okullarını bitirmişlerdir, mezun olmuşlardır. Ama bir dakika! Ne yapacaksın? Daha gitmen gereken kurslar, takip etmen gereken seminerler, hak etmen gereken setifikalar, x’ler, y’ler var. Daha bir sürü yığıntı. Alın size çok şey bilen, hiç bir işe yarmayan insanlar topluluğu. Tıpkı 200-300 sayfa olup da hiç bir şey anlatmayan (yazarlarına helal olsun) kitaplar gibi. Kafası onlarca bilgi ile dolu cühela takımı!
- Hey dostum sen çok zekisin. Canını niçin sıkıyorsun.
- Anlamıyor musun? Bu devirde zekâdan daha önemli mevhumlar var.
Anlamıyorsun bre.. Sana dahisin diyorum.
Sen bir-iki alanda çok ilgilisin. İçine girdiğin zaman hiç bırakmayacakmış gibi olacağın dallar var. Tıpkı bir küheylan gibi koşup koşup yine bırakmayacağın, hatta sonunda ne olduğunu anlayamadan öleceğin işler var.
- Peki ya sen! Sen kendini çok aptal hissediyorsun.
Senin idealin var. Birçok planın var. Eline bir fırsat geçse asla kaçırmayacağın, en ufak bir delikten her tarafını saracağın, içine sızacağın işler var. İdealin var. Bir de içinde bulunduğun şartlar. Nerede ağa kızı Şerife, nerede Osman. Nerede senin ideallerin, sen neredesin?
- ..
- Ah bir fırsat geçse var ya. Yok baba yok. Bizim elimize hiç bir zaman fırsat geçmeyecek.
İşte burada haklısın. Hiç bir zaman eline fırsat geçmeyecek. Ve tam burada senin ile diğerlerinin farkı ortaya çıkacak. Ne demek istediğim açık mı? Yoksa anlamadın mı?
- Fırsatlar. Fırsatları sen oluşturacaksın.
- “De get ya!” dersen, de get!!
Ama göze alıyorsan, kapıyı açmak için önce yanlış anahtarları sokmanın verdiği çalışmanın sabrını, çilesini çekmek gerekiyor. Yola koyul.