Neşeli ol. Kendini fazla sıkma. Boş ver. Çok kafanı yorarak kendini hırpalama. Eğer bu durum çözülecekse sorun yok demektir, eğer çözüm yoksa da elden gelecek bir şey yok demektir. Hülasa-i kelam üzüntüyü bir kenara at.
Evet, bu laflar çok orijinal. Ne kadar da rahatlatıcı. Aman Allah’ım! Çok rahatladım artık bir kuş kadar hafifim! Neler oluyor elimde olmayaraktan gökyüzüne doğru yükseliyorum!!
Yarın sınavım var. Çok basit bir sınav. Konuları zaten biliyorum. Ama yapamayacağım. Kafam çok karışık. Bir türlü motive olamıyorum. Kitaba baktığım zaman da, normal vakitlerde de kafam kararsız ve ne yapacağını bilemez halde.
Bu aptal para meselelerini büyüterek kendimi yıpratmak ve olayı daha da dramatik hale getirmek istemiyorum. Ama bir gerçek de var ki, durumun vahametinden her ne kadar kafa olarak arınabilsem de, reel dünyada parasızlığı hücrelerime dek hissediyorum. Derimi ıslatmasından korktuğum şeyin tüm vücüdumu sarmalamış olması, kendisinden kaçmak için çaba sarfettiğim şeyin ne kadar da mahkûmu olduğumu gösteriyor.
Evet. Mantıklı olmalıyım. Mantıklı olmaya mecburum. Daha fazla kafayı yiyerek hastalık gibi, hele de tüm ömür boyunca sürebilecek tipte, sorunları kendime çekmemeliyim. Sağlam dur. Her ne kadar geyiği pek fayda vermese de adamın biri “Beni yıkamayan engel, beni güçlendirir” demiş. Bu lafa kulak vermemen gerekiyor olsa da yine de kulak ver. En azından çileli bir hayatın sonunda, bir gün ölüm döşeğine düştüğünde hayat sürecinin sonu olması itibariyle maksimum güçlülüğe sahip olmuş olursun. Aaa, ne güzel ölmeden önce çok güçlü olacağım..
Başka mantıklı bir şekilde izah edilebilecek bir şey var mı? Mesela belli süre sonunda çekilen “açlık” hissimi nasıl gidereceğim. Artık ortalıkta sahibini arayan bozuk paralarda yok. Doymak zorundamıyız? Değil ama. Olay açlık tokluk değil. Bir şeyle meşgul olamıyorum. Motivasyonum gayr-i ihtiyari bozuluyor. Bilmiyorum ama “tokluk” hissi olmayınca insanın kapasitesi düşüyor.
Karın doyurma olayı. Nasıl halledilebilir? Yandaki odada başkasının kendi biriktirdiği bozukluklar var. Ha. Ne dersin? Olmaz. Daha bu sabah melemen parasını oradan aldım. Üfff! Ne olacak bu böyle. Açlık hissi beni engelliyor.
Borç al. Borç mu? Borç alabileceğim kişi sayısı yok denecek kadar az. Kendimden küçüklerden borç almak istemiyorum. Zaten borcum olan kişilerden de. Parası olup olmadığı belli olmayan kişilerden de. Ondan da, bundan da. Püfffff! Borç olayı da …
Para çal!
Açlık kafana vurdu herhalde salak herif. İğrenç yaratık.
Ee na’pçaz? Hiç bir şey. Bekle. Görme…
Üff ağlasam daha çok rahatlardım herhalde. Görül(me)düğü üzere hiç bir tane makul çözüme ulaşamadım. Ve hala karnım aç. Üzülüp de aç karnına kendimi ülser yapmak istemiyorum. Olay bu. Üzüntülü yaşamak için mükemmel bir ortamın var, ama üzülmeye hakkın yok. Çatla emi!
Çatlamayacağım ama bu gidişle çıldır(ma)acağım. Eh daha ne?