Bugün …’in kalan eşyalarını taşıma sıralarında evdeki serserilere, kendime hakim olmam gerektiğini bildiğim halde çok sinirlendim. Onlara zarar vermek istedim. Onlar …’e yani özel arkadaşlarımdan birine delikanlıya yakışmayacak şekilde zarar vermişlerdi. Farçata ile onları korkutmak istedim. O ŞS denen it bir ara uğradı gitti. Eğer o olsaydı kesin birilerini deşecektim ama.. Farçata. Elime bir farçata aldım ki eğer saldırılırsak kendimi savunma hücum taktiği ile güvenceye almaktı. Bu farçata denen kesici tipteki aletleri kavga, söz dalaşı gibi olaylar esnasında çevrede bulundurmamak lazım. Kendimi çok zor tuttum. … beni sakinleştirmeye çalışırken, yanlışlıkla …’in eli kesildi üç yerinden. Dikiş falan atıldı.
Asıl konuya gel!
Artık içinden çıkılmaz halet-i ruhiyem bir garip duruma geldi. Sonunda saldırganlık damarım ortaya çıktı. Birilerini deşmek, birilerine zarar vermek gibi fiiller yaparak hıncımı çıkarmak istiyorum. Çok saldırganlaştım. Korkuyorum. Bu eğer böyle devam ederse sağa sola çok sert davranabilirim. Neyse, kendimi rahatlatayım. Gergin müzik dinlemeyeyim. Neyli müzikler falan dinleyeyim.
De.
Bunlar ne işe yarayacak aspirin etkisi. Bir şekilde sıkılan ruhumu sükûna kavuşturmalıyım. Biliyorum ki sükûna kavuşmam kendi dar çabalarımla olmuyor. Çevreden de bu yönde olumlu gelişmeler kendi kendine olmuyor.
Bilemiyorum. Çok hırçınlaştım. Zaten bazı insanlar benden korkuyorlar. Niyeyse? Çok mu sert görünüyorum. Hayır.
Benim sorunum beklediğim romantizmi yaşayamamak. Maddi bağımsızlığa ulaşamamış olmak. Daha da kötüsü sağa sola borçlu olmak. Duygularım çiçek, çocuk, su, kadın gibi fıtratımda olan doğal seyirle giderilemiyor. Bu da bendeki dengelere zarar veriyor. Bozulan dengem birilerini façata ile kesme teşebbüsleriyle sonuçlanıyor.
Adama taşınma olayı başlarında zarar vermeyeceğimi söylemiştim, niye söylediysem. Beni engelleyen tek şey de bu idi. …’in eli de kazayla kesildi ama …’in müdahalesi fazlaca etkili olamayabilirdi. Ben S1′e zarar vermeme sözü verdim. Bu sözü tuttum. Ama neyse durum daha da vahim olabilirdi.
Hülasa. Tatmin edilmeyi bekleyen duygularımın yıpranmış olması bende olumsuz karakter geliştirme yönünde etki oluşturuyor.
Ama ne yapabilirim ki? Çaresiz, parasız, idealsiz,… Ya!
Ben çıldırmayayımda kim çıldırsın ki?
Şu an tıpkı “Suç ve Ceza” daki Raskolnikov gibiyim. Ailemin durumu beni de endişelendiriyor. Kardeşlerimin mutlaka dersaneye yazılması gerekiyor vs.. Ben burada çok çaresizim. Kafam hep karışık. Ve aynı zamanda ilginç ağrı modelleri var. Ağırıp ağırmadığı bile belli değil. Iyyyy!
Cep telefonum yok sayılır çünkü şarzı hiç olmuyor. Yes tuşuna zor basılıyor. Parmağım bu yüzden ağrıyor. Dün okuldan bir arkadaş aramış. İyi ki telefon sessiz moddaymış. Benimle o görüşmemiz gerekiyor. Hatta benim onu aramam gerekiyordu. Ama niye aramıyorum. Çünkü hiç bir zaman kontürüm olmuyor. Kartla arasam o da olmaz. Hem buluşsak bile ne halt edeceğim ki? Cebimde beş kuruş yokken kendimi ne kadar rahat hissedip de adamla iki kelime muhabbet edebiliriz ki? Amaaaan. Kusura bakmasın ama kendisiyle çok görüşmek istediğim bu kişi ile görüşemeyeceğim. Hiç kimse ile görüşmek istemediğim gibi..
Bağışıklık sistemimde harap olmuş şekilde. Üç haftadır kendimi halsiz, yorgun ve kafası karışık hissediyorum. Sağlığımla ilgili de endişeleniyorum. Şu anda akut farenjit, nezle, ciğerden balgam gelmesi, yorgunluk gibi sorunlarım var. İnşallah sorunlu bir hastalığa yakalanmam.
Bana sadece dünyadan uzak kendi halimde saçma sapan yaşamak düşüyor. Dünyaya açılamıyorum. Açılabilsem neler yapacağım ama. Sen istediğin kadar fokurda, için içine sığmasın, dünyada başka insanlarla beraber ol(a)madıktan sonra neye yarar ki?
Biraz önce birisi kapıyı çaldı. Bana bir şeyler falan sordu. Temizlik, memizlik. Ama hiç bir şey anlamadım. Kadın evde konuşabilecek başka biri var mı falan diye sordu. Hala bir şey anlamış değilim. Üff. Bu kafayla bir de ders çalışmam gerekiyor. Tam trajedi. Allah sonumu(zu) hayr’etsin..