Ümit ışıltıları. Kendine gelme. Normale dönme. Belki de kendini kandırma. Ama bu son cümle olmamalı. Artık buna son vermenin vakti geldi. Zaten geçmişten ders almayıp da aynı fasit dairede dolanmaya devam etmek akıllıca bir iş değil.
Geçenlerde birisine hayatımın gidişatı ile ilgili kendimce başarısız okul hayatıma izah getirirken ya da konuşma seyri icabı, başımdan çok bunalımlı günlerin geçtiğinden bahsediyordum. Muhatabımın bunalımlarıma örnek vermemi istemesi karşısında bir an duraladım.
Benim bunalımım neydi? Ben niçin çeşitli nedenler dolayısı ile kendimi hep sıkılıyor, bunalıyor psikolojik baskı (veya acı) içinde hissediyordum. Sorunum neydi?
Bu duygular içinde bulunulduğu zaman insanı sarsan, etkisiyle dünyayı zehir eden ama daha sonra dönüp de geriye bakıldığında doğru dürüst akla bile gelmeyen, yaşanıldığı zaman dilimi içinde tüm kişiliği esiri eden, sonrasında da unutulan garabet halet olsa gerek.
Sıkıntılarımın konusu yazı olarak not ettiğim bu ortama dökülmemiş olsa ben de şaşırırdım herhalde niçin çok hırpalandım? Kabaca parasızlık, başarısızlık (ders hususu sadece buz dağının görünen kısmı), sevgi bunalımları, psikofizyolojik paradokslar, ulaşılamayan idealler ya da ulaşılması imkansız idealler, -ler, -lar, falanlar, filanlar.. mı?
Belki hiç biri belki hepsi, ama bir gerçek var ki yaşananlar geçti (gibi). En azından bundan sonrası için daha mantıklı (hisli değil mi) ya da daha optimum olması açısından tecrübelerden istifade edilir bi şekilde yola devam etmeliyim.
Tekrar tekrar, tekrar hoş değil ama… Ağlamak isterdim. En azından şimdi sebebini bilemediğim ama hissettiğim bir şeyler beni duygulandırdı. Öğlenleyin uyuya kaldığımda gördüğüm rüyada da çılgınlar gibi ağlıyordum. Zevkini çıkara çıkara, tadına vara vara. Her neyse.
Sanki son zamanlarda biraz mantıklı davranmaya (ya da hislerimin tahakkümünden kurtulmaya) başladım. Mecbur kaldığımdan olabilir. Hep düşüncelere dalmak, hep hep, belli bir noktadan sonra aptalca olmaya başlıyor.
Artık kafamda binlerce düşünde dolanmıyor. Artık sadece belli bir noktaya kilitlenip oraya bakmak suretiyle sessiz ve derin duruşumu sürdürüyorum. Belli ki bazı şeyler değişikliğe uğramaya başladı.
Ne bileyim. Sonumuz hayr’ola!
Her zaman ki gibi bir sürü şey yazmak için oturdum fakat sadece aklımda kalakalmış kırıntılarla iktifa etmek zorunda kaldım. Hâlbuki gündüzleyin dinlediğim Vangelis – Voices parçası bana ileri derecede gaz veriyordu. İnşirah esintileri estiriyor, kendime güvenmem gerektiğini hücrelerime fısıldıyordu. Belki de gecenin bu 02:00′leri beynimi eksik kullanmama neden oluyordur.
21:56
Yarın aptal bir hocanın dersinden kuiz var ve hiç de garipsenmeyecek bir duygu içerisindeyim; canım ders çalışmak istemiyor!! Hayııır! Zorla olmayacak. Kitabı açmak bile istemiyorum. Haftalardır başlamam gereken yerin yakınından bile geçmedim.
I, ı. Olmayacak. Böyle son zaman psikolojisi altında ders çalışmaktansa sıfır almak daha istenebilir. Böyle tüm hazırlıklarımı yapmış olup, hazır bir şekilde panik yapmadan sınava girmek istiyorum. Ya da hiç sınavlar olmasa. Daha güzel olmaz mı? Böyle zorbalıkla bir yaptırılmaya çalışılıyorum. İğrenç bir durum. Daha da beteri bu iğrençliğe tahammül etmek zorundayım. Böghk!!
Ne kadar sürecek? Ne kadar ihmal edersem. Hayıır böyle bir cevap almak istemiyordum. Farklı bir cevabı olamazmıydı? Mesela şey gibi.. Hımmm. Ne gibi. Püh. Başka bir cevap da aklıma bile gelmiyor. İşe bak. Zorbalık karşısında elim kolum bağlı.
Goran Bregoviç. Adama bak ya! Nasıl bu kadar neşeli olabiliyorsun? (Goran Bregovich – Babino Bonbonche). Oh, ooh. Umurunda mı sanki dünya.
Derse başlamamak için neler yapabilirim. Hiç (ya da fazla) hoşlanmadığım oyun (Volfied) oynama fiilini mi gerçekleştirsem. Derbeder derbeder otursam, uzansam, yatsam mı? Bir kitabı okuyor gibi mi yapsam? Müziklerle anlamsız anlamsız uğraşsam? Bir yerlere gitsem, biriyle buluşsam, bir şeyler yesem atıştırsam.
Hiç bir şey yapmasam. Üff. Yine de aklıma yarın ki kuiz geliyor. Bu lanet derse artık çalışmaya başlamalıyım. İki üç hafta kaldı. Artık bir yerlerden başlasam.
Başlamak istemiyorum.
Biri ders çalışmayayım diye büyü yaptı herhalde. Bu büyüyü nasıl bozacağım. Naaaaayıır!! Nolaaaaaamaaz!!
11 07 2003 12:24
Okulda olmalıydım. En azından kuiz hatırına bunu yapmalıydım. Ama kimin umurunda. Dünden beri müzik dinledim (şimdi de yaptığım gibi), uyuz uyuz yattım, bir sürü gereksiz yeme faaliyeti yaptım, derbeder derbeder bekledim. Daha fazla ne yapılabilirdi ki. Ders çalışmayı da denedim. Ama iğrenç. Bakmak bile istemiyorum…