Hiç.
…
Bir şey.
…
Ölüm.
Kurtuluş, yok olup gitme. Bilinmezlik. Acziyet. Artık dayanamama. Kötü olduğunu bilme, ama yine de yapmak ya da yapmamayı bir türlü yapamamak. Karmaşa. Belirsizlik. Çaresizlik. Olanı kabulden başka alternatifi olmamak. Alternatif oluşturamamak. Yapmaya çalışmak, ama ne olduğunu bilmediğin bir şeyin veya hiç bir şeyin seni engellemesi.
Bıktııım!
Ama boşuna bıkmak gibi bir lüksün de yok. İste ya da isteme ama bu yoldan sapmaya kalkma. Zaten yolun dışına da çıkamazsın. Çünkü yoldan çıkma çabaları da, çıktığın yol da sonuçta gidiyor olduğun yoldan başkası değil. Durma da, hareket de etme. Ufffff!
Her şey yapmak istiyorum. Hiç bir şey yapmak istemiyorum. Engel, engeller. Asıl olan engeller olsa gerek, çünkü başka bir şey görünmüyor.
……
Neredesin? Hiç bir yerde olmayan. Seni arıyorum. Sen neredesin?
Tüm bunlar bu yaşlarda yaşanılan, herkese sanki sadece kendisi yaşıyormuş gibi gelen ama askında birçok kişinin yaşadığı yolunu bulma çabaları. Bu çabalar genelde imkânsızı olması gereken zannetme, böylece onun peşinden koşma ve tabiki beklentilerine eğer şansına denk gelme durumu yoksa ulaşamama. Ne denebilir ki? Aptalca çaba sarfetmeler.
Sonra biter hepsi, ardından da aklında bir şey kalmaz. Öylece sürer gider.
Bu kadar basit ya da karmaşık. Hepsi bu.
Sadet!!
Evet, ben.
Yine de sıkılıyor canım.
Anasını avradını…