“Biliyorum ki intihar etmek dinimizde kötü bir fiil. Hatta sadece kötü değil aynı zamanda sonucunda direkt olarak cehennem çukurunda olmak var. Ama Allah’ım artık dayanamıyorum ve hiç bir şekilde ümitlenemiyorum. Ümitlenebilsem de zaten gelecekteki olumlu hali düşünüp de mutlu olmaya çalışmak, şimdiki zamanın yıpratıcılığından dolayı hiç sevimli gelmiyor. Gelecekte ne olacaksa olacak! Şimdi ne haldeyim, şimdi ne hissediyorum? Mesele burada kilitleniyor. Ayrıca şimdi çekilen acıların hayat boyu çekilecek ızdırapların şimdiki parçası olma ihtimali çok yüksek. Yani bu belki de bitmeyecek, bitse bile tekrar bu hale dönme korkusu her mutluluğu yok edebilecektir. Şimdi kaos, paradoks; sonra korku, endişe.
Kısaca böyle yaşamaktansa ölmeyi tercih ediyorum. İsteyince ölünmediğine göre geriye intihar etmekten başka bir alternatif kalmıyor. Şimdi intihar edeceğim ama ne olur Allah’ım bir istisna olarak beni cehenneme atma. Seni seven birisi olarak intihar ediyorum ve en azından beni yok et. Böylece acı çekmeyeyim. !?!?!?!?”
DANN!!
Her şey aynen böyle. Etmediğim intihardan önce bıraktığım notta yazdığı gibi. Bu yük (yük diye bir şey yok, sadece paradokslar, fasit daire) kaldırılabilecek gibi değil. Böyle yaşamaktansa ölmek, cehennemde yanmaktansa yok olmak istiyorum.
İşte böyle.