Biraz önce babam telefonla aradı. Onunla bir müddet konuştuk. Konu; belediye bursu alabilmem için gerekli belgelerin hazırlanmasıydı. Kardeşlerimin öğrenci belgeleri ve babamın Bağ-Kur ve SSK ile ilişkisinin olmadığına dair birer kâğıt.
Ne kadar doğal bir mesele değil mi?
Babamın hiçbir sosyal güvencesi yok. Tek güvencesi sağlığı, nasırlaşmış elleri ve gözlediği bir iş fırsatı. İş fırsatı dediğim, bir inşaatta herhangi bir iş.
Ahh! Babacığım. İzmir’de değilmiş. Nazilli’deymiş. Hem de fayans işinde değil kalıp işinde.
Ah, babacığım!
Yağan kar dolayısıyla işe ara vermişler. İşe arar verilme nedeni tabi ki işçilerin sağlığının tehlikede olması ihtimali ve buna bağlı olarak işçilerin çalıştırılmaması değil. Bunun sebebi kar yağışı devam ederken beton dökme işinin devam edememesi.
Ah, babacığım! Keşke seni bu durumdan kurtarabilseydim. Uğraşıyorum, ama elimden şu gözyaşlarından başka bir şey gelmiyor. Keşke seni (ve sizi) memnun edebilecek bir şeyler yapabilseydim. Ama bilemiyorum. Bu belki benim istediğim anlamda hiç olamayacak, belki de çok sonra olacak.
Ah, babacığım! Korkuyorum. Hiç yapamamaktan değil, bir gün istediğimi elde ettiğimde ancak üzerine karlar yağan mezarında seni ziyaret ettiğim zaman olmasından korkuyorum.
Çok korkuyorum.
Biliyorum. Benim seni o inşaat kolonları arasından kurtarmamdan daha büyük hazzı senin beni mutlu iken görmen sırasında yaşadığın olacak. Ama babacığım çok korkuyorum, benim adıma değil, senin adına. Senin bu mutluluğu yaşayamaman ihtimalinden dolayı korkuyorum.
Allah’ım, Allah’ım… Ne olur Allah’ım. Kendim için değil, onlar için, babam için ve gururuna rağmen bana göndermek üzere kapı kapı dolaşıp adeta borç dilenen annem için. Ne olur Allah’ım,. Belki ben duası kabul olacak birisi değilim. Belki ben … Ama ne olur. Onlar için.
Ah Allah’ım bugün benim dershanedeki tek kravatsız, takım elbisesiz kişi olmam, iyice yıpranmış olan ayakkabılarla idare etmek zorunda kalmam veya doğru dürüst paramı denkleştirememem… Bunların hiç birisi umurumda değil. Bunlar belki beni çok üzüyor fakat hiç birisi açtığı telefon gibi ağlatmadı.
Hiçbir sevgili ve hiçbir bu tür saçmalık umurumda değil. Evlenmek, mevlenmek bunları unutuyorum. Sevgili? Hayır! Böyle bir şeyden haberim yok. Şimdi aklımda tek bir şey var; telefondaki yorgunluk! Başkası için yaşama, mutluluğu diğerlerini mutlu etmekte bulma…
Başka ne düşünebilirim ki? Toplumsal meseleler mi? Nasıl düşünebilirim ki? Ooooff, off!
….
Böylesi psikoloji altında psikopat olmayayım da ne yapayım?
Denge!
Yitireceğim.
Kendimi motive etmeliyim.
Ben zaten hep motiveyim.
İşler motivasyonla olsaydı keşke.
Olursa oluyor, olmazsa olmuyor. Kendini boş yere motive etmeye çalışıp gaza getirme.
Belki en doğrusu şudur. Ya da kesin doğru.