Çıldıracağım. Belki de çıldırmışımdır. Ya da çıldırmak ne demek ki? Şu olabilir mi?
Etrafımda ve dünyada, her yanımda karşı cinsiyetten insanlar var. Ortalıkta arz-ı endam ediyorlar, yaşam alanımda görünüyorlar. Peki, bu ne demek olabilir ki? Ortalıkta dolaşan bayanlardan bana ne?
Asıl olan şu ki; onlar yüzünden çıldıracağım (ya da çıldırdım). Ne kadar zor!
Bir şey yapasım gelmiyor. İçimde sebebi belirsiz garip halet var. Şöyle tarif edilebilir; umutsuzluk, karamsarlık, ikilem, çok söylemek isteyip de bir türlü diyememe, aklına gelip durması, kovmaya çalıştıkça yakınlaşması, istemediğim hâlde yapmak zorunda olma, boyun eğme, karşı koymaya çalışma, acziyet, kendini ifade edememe, ne yapacağını bilememe, bekleme, kaos, sürpriz bekleme, patlama, için içini yemesi, nefesini ensende hissetme, me, ma, mu, mi, vesaire, vesaire…
Bu işin sonu nereye varacak. Aklıma gelen, bu işin sonunun gelip gelmemesinden ziyade, daha yeni başlıyor olabileceği elemi. Elli dakikalık bir derste geçen onlarca dakikaya rağmen sadece iki dakika geçmiş olması gibi bir şey.
Duygulara kement vurulabilir mi? Vurulamaz mı? Bazıları vurabiliyor mu? Duygularına hâkim olabilenler varsa, bu duygusuzluğa neden olmuyor mu? Duygusuz olmakla, duygusal paradokslar yaşamak arasından hangisi daha tercih edilebilirdir?
Bu da belki duygusallık olacak ama duygularımı kaybetmek de istemiyorum.
En iyisi kabullenmek olsa gerek. İçinde kaynayanlar bir türlü çıkacak yer bulamayacaklar.
“Bazı şeyleri kabul etmek gerekiyor”. Bu cümleyi kabullenemiyorum ama bazı şeyleri kabul etmek gerekiyor.
“Çaresizlik” kabul edilebilir mi? Bir şekilde yolu bulunamaz mı?
Ah, ah! Çok çok şükürler olsun. (Kesinlikle çok samimi ve rahatlatıcı bir söz)