Siyahım ya da beyazım. Gülenim ya da ağlayanım. Seven&nefret eden, inanan&şüpheci… Karnım ya açlıktan bir garip, ya tokluktan ağrı içinde. Ya en iyiyi alıyorum, ya da hiç almıyorum. Ya tam ya hiç.
Yok mu tüm bunların bir ortası? Hep bir uçta olmak zorunda mıyım? Bu ne zamana kadar daha böyle sürecek. Hayat sürmekteyim, ölünce mi bitecek?
Siyah ya da beyaz olmayan özelliklerim de var. İlkokuldan sonraki dönem boyunca acı çekiyor olmak gibi. Hep bir şeylerin sıkıntısını yaşamak gibi. İyi ki bu sabit. Ya bazen (bir-iki yıl gibi) de neşeli olacak olsaydım. O zaman sadece siyahlar değil, bir de beyazlar olur, siyah&beyaz olurdu. Bazı beyazlıklar yok değil ama onlarda gelecek endişesinin anı mahvetmesi ile grileşmiş anlar (lise 3 yılları)…
Ve şimdi. Bir şeyleri değiştirebilir miyim acaba? (Burnumu gıdıklaya gıdıklaya bir gözyaşı damlası burnumun ucuna geldi)(bir damla daha, bir damla daha, daha, daha…)(Burnum da tıkandı).
Hayır!
Şimdiye kadar hiçbir şeyi değiştiremedim. Kazandıklarımı kazandığımda da kazanmış olmamın anlamı kalmadı, geç kaldım (.TÜ gibi). “Keşke kazanmasaydım, bunları da yaşamasaydım” dedirtti.
Hiçbir şeyi değiştiremem! Olan oluyor, olmayan olmuyor. Olanın olması için harekete geçmeye bile gerek yok, olmayacak için de canını çıkartmaya gerek yok.
Evet! Çünkü lise ve öncesi binlerce beraber olduğun kişinin olmadığı bir okuldasın. Ve bir çok kişinin aksine temiz (hizmet) bir dünyadasın.
Değiştirebilirsin! Belki eşik değerine çok yaklaştın, son bir hamlen kalmıştır. Belki duaların kabul olmuyor gibi görünüyor ama kabul olacaktır.
Olabilir! Bir çok kez dualarımın kabulüne şahit oldum. Sabret! Bu kez daha çok yakar. İnanıyorsan (tam olarak inanıyor muyum? İnansam bu kadar üzülmezdim zaten) duan kabul olacaktır.
Ama ne zaman!!?
Dayaannn!!!?
Ama nasıl!!!?
Biraz daha, biraz daha!!
Ne demiştik?
Ne yapabilirim?
Bana yaklaşık on beş milyar para lazım. Bir şekilde bunu elde etmeliyim.
Ama nasıl?
Ama nereden?
Ama ne yaparak?
Keşke bu soruların cevabını biliyor olsaydım.
Kendime acımaya başladım. Bu adama yazık. Keşke yüzü biraz (gerçekten) gülebilse.
Güçlü ol!! Kazanacaksın!! İNANIYORUM! Kazanacaksın ve kara sürecine (O’nun (cc) izniyle) son vereceksin.
Peki ama ne yapacaksın?
Bekle!! Bekle!! Sabret. Dişini sık! Önüne bir fırsat illaki çıkacak. Yapman gereken karşına çıkan o fırsatı en iyi şekilde değerlendirmek.
Bekle, atla. Fırsatı kaçırma.
Güzel. Çok rahatladım. Ne yapmam gerekiyormuş. Bir fırsat bekleyeceğim. Karşıma çıktığı anda onun üzerine atlayacağım. Karşıma başka bir şey çıkarsa ne yapacağım? Yine atlayacak mıyım?
Bekle. Beklemeye devam et. Elli yıla kalmaz bir fırsatla karşılaşırsın. Baktın bu süre içinde fırsat mırsat çıkmadı, atlayacak başka bir şey de çıkmadı, zaten o yaştan sonra beklemene gerek de kalmaz.
Nasıl çözüm!? Böyle bir çözümü ancak bir aptal (ben) önerir. Bir geri zekalı da (bu da ben) uygular.
Ya fırsat iki ay içinde çıkarsa?! O zaman aptal ve geri zekâlı kelimeleri “dahi” oluverir. Ben de aptallığa devam ederim.
Neymiş. Canını sıkma. Bekle ve atla!
Peki. Bekleyeceğim ve atlayacağım (pencereden) ama caiz değil.
Çok kötü. O zaman ilk ihtimal gerçekleşsin Allah’ım.