Canımı sıkmamaya çalışıyorum. Canımı sıkmamaya çalışıyorum da ne yani? Sonrası? Üff! Telefon geldi. 200$ borcum olan arkadaşım acilen parasını istedi. Bu ayın sonuna kadar. Ben şimdi ne halt edeceğim?
Hadi hayırlısı.
Ne hayırlısı olacaksa?!
Ağlamak için iyi bir zamanlama. Tam sırası. Fakat ağlamayacağım. Artık eskisinden farklı tepki vermeliyim.
Öğrenciyim (hâlâ okul devam ediyor), öğretmenim (gelir elde etmek için bunu yapmak zorundayım. Bu işi nerede yaptığım ile ilgili spekülasyon yapılabilir. Aldığım maaştan fazlasını başka bir yerden alabilirdim ama daha az maaşlı olanı seçtim. Vicdanımın yüzünden böyle yaptım. Neyse işte…), veliyim (kardeşimi ortaokul sonrası sınavlar için dershaneye yazdırdım, parasını sözde ben ödeyecektim ama yükü aileme kaldı. Şimdi de -parasını boş ver- kardeşimi dershaneden almamız gerekiyor; hem para, hem de öğrencimizin isteksizliği yüzünden.).
Üç rol, keşke hepsi bu olsaydı. Bu üç rol birbiri ile ilintili olan üç rol. Ve diğer roller. -Bu arada “Love Story” parçası çalıyordu- Evet bildiniz, fıtratımın zorladığı, hayat çizgimin engellediği, preslendiğim mevzu; …. Ne olduğunu da unutacağım neredeyse. F ve X ikisini de unutayım gitsin; nasıl olsa unutmam da unutmamam da beni hırpalıyor.
Hangisini düşüneyim ki? Yarından sonraki gün de okul derslerim başlayacak. Aman Allah’ım (cc)! “Dua mı etsem” Ah! Bundan önceki son cümle.
Üç yüz milyonu (200$) nasıl bulacağım? Okulu ne yapacağım? Öğretmenliği herhangi bir patlak verdirtmeden nasıl devam ettireceğim? Aileme olan borcumu ne zaman, nasıl ödeye(bile)ceğim? Bir ..’e ne zaman, nasıl, nasıl olacakta, sahip olacağım, olacak mıyım, bunun sonu ne olacak??
Uzun zamandır yazacak bir şeylerim olmasına rağmen bir şey yazmıyordum. Çünkü beni yazı yazma depresif psikolojisinden kurtarsın diye hikâye falan yazmaya çalışıyordum. Peki, bu hikâyeler bir işe yarayacak mı? Yoksa bunlar için de boşuna mı uğraşıyorum tıpkı bir miktar borcumu kapatabilmek için yazdığım ve yayınlandığı halde bana hiçbir maddi fayda sağlamayan yazı gibi mi olacak?
Amaaan. Yeter ya!
Hiçbir şey yazmak, iç miç dökmek istemiyorum. Uyuşmuş gibi bir hâldeyim.
İşte böyle.
Keşke bir “Love Story“im olsaydı. Yani borcum olmasaydı ve zincirleme olarak diğer sorunlarımın aşıldığı hâl…
Nerede?
Dayan, dayan, dayan.
Dayan pis sürüngen.
“Adagio”
Bu da şimdi çalan parça.
2004 09 25