Sebebini tam olarak bilmediğim ya da her neyse işte. Bir istek beni yaşadığım bu günlerle ilgili olarak genel bir panoroma çıkarmaya itti.
Bu günlerde o kadar da bunalımlar içinde değilim. Bu belki bahar havası ve açık gökyüzü belki de hormonların bir müddet kötü salınmasının ardındandengelemek için olumlu salınmasıdır, belki de üçüncü bir sebep yani ilk iki sebep dışındaki tüm sebeplerden herhangi biri veya bir kaçının beraberliği.
Okul hayatımı boş verelim.
Aşk hayatımı boş verelim.
Maddi sıkıntılarımı bir kenara atalım.
Ailem kaynaklı olan kısma kısa bir değinelim. Kardeşlerim için bir şeyler yapabilmeyi çok isterdim. Onları dersaneye yazdırmak, eğitim hayatlarına yardımcı olmak ve daha da önemlisi ergenlik ve gençliğe ilk adım attıkları bu ilginç dönemde yaşamaları muhtemel problerine karşı bir şeyler yap(abil)mek isterdim.
Göz göre yere elimden hiç bir şey gelmeden, seyirci olarak böyle bir dönemi yaşıyor olmam kendimle ilgili sorunlarımı boş verdirtiyor ama kardeşlerim için bir şey yapamıyor olmak telafisi olmayan süreci engelleyemememi veyahut daha iyi bir alternatif üretemiyor olmama neden oluyor.
Ah keşke bir şeyler yapabilseydim… Ama ne yapabilirim ki? Bu tür çaresizlikler… şu hayatın parçalarından birisi.
Annem ve babam.
Ah onlar. Keşke onlara olan borcumu ödemeye başlamış olabilseydim. Bunun için de ne yazık ki elimden pek bir şey gelmiyor.
Dua da etmek istemiyorum. Çünkü ne kadar dua etsem de, nasılsa kaderin çizdiği hayat çizgisi aynen devam ediyor.
Son iki cümleme rağmen yine de umudumu koruyup O’ndan (cc) bir şeyler dilenmek ve karşılığını almaktan da vazgeçemiyorum. Ne yapabilirim ki. Kabul olma ihtimalinin düşüklüğüne rağmen (herkesin duası kabul olsa hayattaki gariplikler, eksiklikler, yokluklar hiç olmazdı ki. Ki bunlar her zaman olan şeyler.) “istiyorum”…..
Çaba sarfediyorum. Elimden geldiğince sınırları zorlamaya çalışıyor, sahip olduğum anahtarları deniyor, doğru olan anahtara ulaşmayı umuyorum.
Bilgisayar parçaları satış işine böyle bir umutla girmiştim. Bu başarısızlıkla sonuçlandı. İlk anahtar daha kilit deliğine bile girmedi.
Ondan önce bilgisayar programcısı olabilme umudu ile C dilini öğrenmeye çalıştım. Bir kursa gidemedim ama takip ettiğim kitap ve yaptığım uygulamalar böyle bir işin benim için gerilimli olacağını gösterdiği için vazgeçtim.
Aslında bu anahtarı biraz daha dikkatli denersem olabilir. Bununla ilgili anladığım şu oldu ki, böyle bir ihtimal önümün açılıp “yürü ya kulum” tipinde bir durum olmadığını gösterdi.
Bundan da önce Flash’la uğraştım. Bunun da kursuna gitmedim ve bunu kesinlikle çok iyi bir şekilde becerebilirim.
Bir dakika ya! Bu anahtarı tam olarak sokarsam olabilir.
Bu da kısa vadede biraz da Flash’la bir çok insanın uğraşması hasebiyle, attan inip eşeğe binmeme isteğim nedeniyle durakladı. Bunun da bir yolu olabilir.
Özel ders verme girişiminde bulunmuştum. Aslına bakılırsa hiç bir yere ilan falan asmadım sadece çok dar bir çevreye bundan bahsettim fakat severek yapacağımı zannetmediğimden ve de bu işe tam olarak inanmadığımdan bu da böyle ortada kaldı. Kısaca bunda da önüp açılıp, yollar genişlemedi.
Yazı (hikaye) yarışmasına katılarak oradan cüz’i de olsa para kazanmayı umdum. Az da olsa borç kapatabilirim diye. Gazetede gördüğüm “metin yazarı aranıyor” ilanına baş vurdum. Birkaç deneme aşamasını da geçtim. Fakat halen öğrenci olmam buna kapak atmamı engelledi. Kısaca “metin yazarlığı” anahtarı da işe yaramadı.
Sonrasında hayatımın en garip (belki de saçma) kararlarından birini verdim. Olan borçlarıma yaklaşık olarak yarısı kadar daha ekleyip yazarlar kursuna katıldım.
Kurs bitti. Sertifika aldım. Bu da bana para kazandıracak ruhsatı sağlamadı. “Yazarlık”ta para yok bunu anladım.
Gerçi yazarlığı para için yapmak bana fahişelik yapmak gibi geliyor ama gerçekten çok ihtiyacım var ve gerçek fahişelik yapamam. Belki bir gün yazılar yazarım, fakat para için değil, parayla ilgili sorunum kalamadığında manevi duygular ve haz için yazarım.
Yani bu anahtar da işe yaramadı.
Çok iyi bir yazar olsam bile bunu kim keşfedecek, bana kim güvenecek ki?
En sonunda senaryo olayı. Mükemmel senaryolar yazabileceğime inanıyor, kendime bu konuda çok güveniyorum. Bunu da para için değil hizmet için yapmayı çok isterdim. Fakat bu da şu aşamada çok geçerli bir iş değil. Bu anahtar para için değil hizmet için denenmeli ama neyse…
Bunun için bir kaç yazımı ve senaryo yazma işiyle uğraşabileceğimi …’ye mail attım ve buna cevap bile yazmadılar.
Niye?
Müsbet senaristlere ihtiyaç mı yok. (yıl 2004)
Yaptıklarımın başka birilerinin onayından geçiyor olması gerekliliği ve eserlerimi değerlendiren kişilerin vizyonsuz ve de yaptıklarımı anlayamayacak olmaları. Ne kadar berbat bir durum.
Bu anahtarı tekrar denemek istemiyorum. Bu çok yorucu ve ucuz bir iş. En kötüsü anlayışsızlıklar..
Kimsenin seni anlamasını bekleme.
Her neyse bundan da vazgeçtim. Nasıl olsa Hollywood güzel senaryolar (bol bacaklı) hazırlıyor, Yeşilçam (bıyyy!) da mükemmel. Boş verelim gitsin. Bundan vaz geçiyorum ve kimsenin seni umursamamasına sitem ediyorum. Keşke bununla ilgili en ufak bir ileri ittirici dış etki olsaydı. Ama heyhat!
Peki sonra! Başka anahtar kaldı mı? Veya tekrar denenmesi gereken anahtar var mı?
Ah, en ufak bir fırsat çıksa da değerlendirsem.
Son günlerde reklam işi ilgimi çekiyor. Fakat bununla ilgili de yapabileceğim bir şey yok. Kime, kendimi nasıl isbat edebilirim ki. Veya birileri beni niçin kabul etsin ki!
Durumu kabullenip beklemeye devam..
En ufak bir fırsat eninde sonunda elime düşecek!!…
2004 04 11