Nasıl başlamam gerektiğinin tam olarak farkında değilim. Kafamda şablonunu oluşturduğum kurgu tam olarak nasıldı? Bunu hatırlamıyor, bunun için çaba da sarf etmiyor, doğal seyir nasıl giderse o şekilde yazmak istiyor ve bir tarafından anlatmaya başlıyorum.
Hazır mıyız?
Nefeslerinizi tuttunuz mu?
Tamam
Bir gün önce;
Her şeyin aynı şekilde gittiğini düşündüm. Bunu düşünürken hem olayların kendi istedikleri seyirde ilerlemekten bir türlü vazgeçmediklerini hem de benim (kendimin) de aslında bir suçlu olduğumu, esasında (aslında dualarımda Rabbime (cc) daima şükrediyorum. Çünkü şükretmem gereken o kadar çok şey var ki…) her ne olursa olsun hâlime şükretmem gerektiğini ve benzer şeyleri kısmi bir rahatlık hissiyle düşündüm.
Yine bir gün önce;
Bir şeyi fark ettim; isyankar tavırlar takındığım, sinirlendiğim, ağladığım, ruhumun sıkıldığı anlar hep duygularımın dış faktörler karşısında pes ettiği (veya eder gibi olduğu) anlık zaman dilimlerinde gerçekleşiyor. Ve bu anlık (fakat mantıklı düşündüğümde olmaması gerektiğini düşündüğüm) gerginlikler psikolojimi alt üst ettiği gibi (yazılma suretiyle de) kayıt altına alınıyor. Tabi bu son cümlelerim sanki her şeyin çok normal olduğu fakat tamamen benim kusurlu olduğum anlamına gelmiyor. Yani, tünelin ucunun hiç görünmediği zamanlarda da (şimdi de pek farklı olduğu söylenemez) ışıktan hep haberim oldu (ve oluyor). Fakat bir teknik analiz yapmak gerekirse; bunalımın kaynağı (değil de tetikleyicisi) esasında duygularımın mantık karşısında ezilmesi ile meydana geliyor
Dün, ondan önceki gün, ondan da önceki günler aylar yıllar, bugün ve yarın;
- - Neyin hayırlı neyin şer olduğunu sadece Allah (cc) bilir. Aşağıya inen ve alternatifi olmayan merdivenler belki de yukarıya, çok yukarıya çıkaracak asansöre iniyordur. Bir de tam tersi.
- - Mütevafit (geçici demek istedim) sıkıntılar, skalanın yüzde birlik kısmını kesinlikle karartıyor ve duygular bu karanlık dilimi sanki tüm skalada aynı imiş gibi gösteriyor.
- o Hayat skalası ne zaman beyaz, ve ne zaman siyah olacağı (büyük ölçüde) belli olmayan bir hat boyunca ilerliyor.
- o Hayat skalamın yirmi altı yılındaki bazı (yoğunlaşmış) karaltılar dolayısıyla bir daha yaşamak istemediğim geçmişe kısaca siyah denebilir. Fakat, … bilmiyorum. Zaten kim bilebilir? Daha da ilginci neyi bilebilir?
- - Kötülükler nefsimizden, iyilikler Allah (cc)’tandır. Buna tam anlamıyla iman ediyorum. Öyle ki bir çok şeye (metafizik şeyler) olan imanım bu kadar içten değil..
- o İman ediyorum. Eminim. Demek istediğim Hz. İbrahim kıssasındaki (yoksa Hz. Musa mı?) öldükten sonra dirilmenin nasıl olduğunu inandığı ve fakat yine de görmek (hissetmek) istemesi gibi.
- § Hissetmek istiyorum. Belki ileri gidiyorum fakat bunu tam olarak istiyorum. (Zira bazen dualarımda “imanımı artır” diyorum. İmanımın bir şekilde daha fazla artabileceğini zannediyorum)
Bir hafta kadar önce;
Ramazan Bayramı dolayısıyla memlekete gitmiştim. Oradayken teyzemin bana göre olduğunu düşündüğü birisi olduğunu öğrendim.
Birkaç saat önce;
Teyzemlere gitmiştim.
Hayallerim (di); [Hayaller genellikle gerçekleşmez fakat takdir edilen kesinlikle olur]
- - Sosyal (bağımsız, yardımsever, nüfuzlu, müdahaleci [dengeleyici], ) ve maddi (bu sosyal beklentim için. Yoksa şahsi açıdan çullarla yaşayabilir sadece ekmek ve domatesle de tatmin olurum) açıdan kendimi mutmain hissedeceğim iş(ler) ve statü.
- - Tam rezonans (bu teknik olarak mümkün değil fakat maksimum (optimum) seviye de niçin olmasın [zaten hayal]) hissedeceğim bir karşı cins. Örnek; bir BMW’em olsa ve bunu uçurumdan aşağı yuvarlasam (hastalık?!) bunu rasyonel bir şekilde kabul edebilecek. [neyse ki sadece saçma sapan bir hayal]
- - Bir adet BMW. Sahip olmam yeterli. Tadını alayım sonra atayım. Bir daha da gözüm hiçbir aptal dünyevi faniliklerde olmasın.
- - Tanımlanmamış hayaller. [Bu kısım tam akla ziyan. Çünkü ne olduğunu bilmediğim hayalim, ve buna ulaşamadığım için bunalıma düştüğüm beklentiler. Daha da kötüsü hayal (gerçekleşmese de kaybedecek bir şey olmaz. Mesela astronot olmak vs) olmasına rağmen gerçekleşmesini istemek (ve daha da ilerisi olmamasını kabullenememek)]
ŞİMDİ KENDİMDEN ŞÜPHELENMEYE BAŞLADIM. CİDDEN YA DELİRDİM. YA DA DELİYDİM DE İYİLEŞTİM (DE BAZI SAÇMALIKLARI FARK ETTİM). [Belki de hiç biri. Yani her zaman ki gibi işte]
Aradan bir gün (Tarihsel olarak. Aslında 12 saat) geçer. Saat 07:18. Sabah namazından biraz sonra.
→ Teyzemin kızının gözleri bir hayırseverin yardımı ile birkaç yıl önce ameliyat yapılmıştı. Teyzemlere gittiğimde bunu teyzem bana birkaç kez anlatmıştı. Yani bu hayır olayı teyzemi çok mutlu etmişti ve bu, teyzemi o hayırsevere karşı daha yakın davranmaya itiyordu.
→ Evlenmeyi düşündüğüm kişide bazı özellikler arıyordum; tesettürlü olması, kendisinden hoşlanmam, yaşının bana uygun olması vs.
→ A olayı; baş harflerim olan …’ye her zaman bir A harfi ekliyordum. Bunu ilk baştaki ileride evlenmeyi düşündüğüm kişinin baş harfinin de A olacağını varsayarak ailevi bir sembol gözüyle kullanıyordum. Sonra bu saçma duygudan vazgeçtim. Ondan da sonra kendime ön ad olarak Abdullah veya Abdurrahman’ı (çünkü bunlar Allah (cc)’ın sevdiği isimler(miş) ve gerçekten de öbür dünyada isim olarak böyle çağrılması daha hoş olur herhalde, her ne kadar önemli olanın amellerdeki ağırlık olsa da) benimsedim.
→ Balkanlar (Yugoslavyalılar) bana hep yakışıklı ve güzel gelmiştir.
2004 11 22