İç dünyamda yaşadığım o kadar çalkantılı hâletten sonra artık sahile selamete ulaşma son safhalarına mı ulaşmak üzereyim acaba?
Sanki bazı şeyler değişmek üzereymiş gibime geliyor. Kendimi her geçen gün daha rahat hissetmeye başladım. Bunda belki en büyük sebeplerden birisi hayalini kurduğum şeylerden vazgeçmiş olmak veya daha iyi bir ifadeyle, hayallerimi bir kenara itme sath-i mailine girmiş olmak olsa gerek. Grafikerlik vs.den sonra en büyük uhrevi ve dünyevi amaçlı hedefim olan sinema, medya, senaristlik, iletişim gibi sahne işlerinden de vazgeçmiş olmak.
..Peki buna dar fikirlilik, sığ düşünmek denebilir mi?
Hayır!
Buna yaşanılanlar sonrası sonuca ulaşma denir…
..Peki buna anlık psikolojik dalgalanma ile söylenmiş duygusal laflar denebilir mi?
Buna da hayır! Zira çok duygusallık ve de duygusallıktan daha fazla mantıksallık denir. Ve buna mantığın duygulara hakim olması denir. Daha şeyler söylerdim fakat mantığım el vermiyor..
Artık kendimi çok daha özgür hissediyorum. Mantıksız (ulaşılamaz anlamında mantıksız değil, çünkü eğer grafikerlik ve de sinemacılık ile ilgili kararlı tavır sergilemiş olsaydım kesinlikle eninde sonunda sonuca ulaşacağımdan emin(dim) ve eminim) hayallerin zincirlerini fırlatıp, hafiflik esintilerine kendimi salmak, tevekkül sahiline demir atarak, tutku ve ihtiras kelepçelerinden azad olmak.
Ânı yaşamak, zira hayat büyük hedefler kurmak ve bunlara ulaşmak için oldukça kısa sayılır. Ve hedefine ulaşıp ta pahalı bir araca binen, lüks villada yaşayan bir moruk için kazandıkları birkaç yıl sonra ölme gerçeği karşısında ne kadar haz verici olabilir ki? Başkalarının moruklaştığında ancak ulaşabildiği şeylere gençken sahip olanlarda bunların hazzını ne kadar hissedebilir ki? Hep daha fazlasının peşinde koşarak kendi kuyruğunu yakalamaya çalışan bir canlı ne kadar mantıklı bir iş yapmış sayılır ki?
Bu arada zincirlerden kurtuldukça kendimi anlama yolunda daha ileriye gidiyor, yaşadığım saçma (olağanüstü zannettiğimsi) kaosları daha iyi anlamlandırabiliyorum. Mesela; asıl amacımı hiçbir zaman bilemiyordum, tam olarak da bilebildiğim söylenemez fakat benim (enaniyet!!) istediğim aslında sahip olmak değil, hep hakim olmaktı ve belki de hâlâ öyledir. İstesem a işinde, istesem b olayında,, (bu akşam teyzem aradı. Olabilecek en iyi ihtimal olan AN’ı değerlendirmem hususunda) fakat artık istemiyorum.
Artık hiçbir şey istemiyorum. İstemek kazandırmıyor, istememek de sahip olmayı istediğinde sahip olunduğu kadar anlamlandırmıyor.
Hülasayı-ı kelam içimden bir his “Monster” filminde hayallerine kavuşamayan (TV’lerdeki artisler gibi olmak. Bunun bana yansıyan hâli şahsi ideallerim ) genç kızın günün birinde “Buraya kadarmış” deyip artık pes edip kötü yollara, iğrençliklere yuvarlanması (bunun bendeki karşılığı da “kötü” değil, “hiçbir şey veya tevekkül”) gibi olduğunu fısıldıyor.
(Bu sadece başlangıç sayılır. Birden geçmesini bekleyemem.)
Ve..
.
..
…
….
…..
“Buraya kadarmış.”
2004 11 30