Demin “Sonsuz Nur” kitabını okuyordum. Bir yerde -dibace- kelimesi geçti. Bu kelime aklıma hemen X’i getirdi. Neden? Çünkü onun satış temsilcisi olduğu şirketin Mecidiyeköy şubesindeki personeli şirketin internetteki adresinde, personel bilgileri bölümünde araştırdım. Satış temsilcisi olarak iki bayan ismi görünüyordu birisi bir de cibade, cibali gibi tam hatırlayamadığım bir isim vardı. Herhalde X’in ismi bu olmalı diye düşünüveriyorum. Ne olursa olsun, sonuçta “dibace” kelimesi bana onu hatırlattı.
Şimdi F kısmına geçelim.
F’yi son bir iki ayda, dört beş kez rüyamda gördüm. Durum bu kadar vahim. Sondan bir önceki rüyamda çirkin olarak görmüştüm. Son rüyamda ise o fena değildi. F’yi rüyamda da görsem, mörsem yine de kafamdan tamamen silmek istiyorum. Kısaca bu.
Sebepleri sıralamama gerek yok; olay baştan sona lekeli. Başımı döndürüyor fakat bunu başımın belaya bulanması olarak yorumlayıp, sorunla daha fazla içli dışlı olmamaya özen gösteriyorum ve göstereceğim. “Olmayacak duaya âmin denmez” gibi bir şey.
Pislik.
Çok güzel, çook.
Tekrar X:
Plan şu; önce arkadaşı onun çalıştığı dükkâna göndereceğim. Dükkânı yoklayacak ve eğer içeride o yaşlımsı kadın ve top sakallı adam yoksa ben dükkâna gireceğim. Ona biraz daha bakacağım. Bakacağım dediğim sadece gözlerine bakacağım. Tabi önce iyi hazırlanmalıyım zira başım fazla dönmemeli.
De.
Sonra?
Olay burada muallakiyet izhar ediyor. Sonra?
Eğer o istediğim, beklediğim ve umduğum kişi olsaydı, bunu yapardım; fazlasını da. İçeri girerdim ve “buyurun” türünden ilk müşteri sözünün ardından, yüzünü ve gözlerini milimetre karelerine kadar iyice süzer ve gözlerinin içine bakıp “güzelliğinizi görmek için geldim” derdim. Sonrasında da duruma göre defansif ya da ofansif hamleler yapar, kalbini kazanmak için gerekli her şeyi yapmaya çalışırdım.
Fakat…
Kendime hâkim olmalıyım ve böyle bir çılgınlığa girmemeli, olduğum bu halden ötesine geçmemeliyim. Onun herhangi bir satış elemanı olduğunu ve benim için yeterli olmadığını, başımın dönmesine, kimyamın değişmesine rağmen aklımdan çıkarmamalıyım.
Unutma “zarara rızasıyla gidene acınmaz”.
Bir kez daha tekrarlıyorum “ona sakın yaklaşayım deme. Eğer onu bir kez daha görürsen ve bu aptal duyguların devam ediyor olursa, yüzde doksan dokuz ihtimalle geri dönüşü olmayan bir yola girmiş ve uçurumdan yuvarlanmış olursun. Ve bir şey daha; onu hemen unutmalısın ve bunun için de onu hatırlatacak her şeyden kaçınmalı bir daha böyle geri zekâlı yazı yazarak dahi olsa onu anımsamamalısın”
Unut, unut, unut.
…….
Neyi unutayım?
Hih hih! Çok komik!
“DİBACE”
2004 08 06