Yazıp yazmamama gerek var mı? Yazmadan yapamayacağım.
Kısaca gelir gider dengesi aleyhime işleyip, her geçen gün batmama neden oluyor. Kötü olan, ayakkabımın deliği her geçen gün kendi büyüklük rekorunu kırıyor. Daha da kötüsü yarına kadar harç parası (iki yüz on altı milyon. Gelir=250 milyon) yatırmam lazım. Rahatlıkla borç alabileceğim kimse de kalmadı.
Ve merak konusu; acaba harç parası olayını nasıl halledebileceğim (veya halledemeyeceğim).
a) Birilerinden, nasıl olacaksa, borç alacağım.
b) Parayı eşleştiremeyeceğim.
c) Hiç borcumu büyütmeyip, harcı da ödemeyeceğim
d) Para kendi kendine gelecek (Hah hah hah ha!!)
e) Öleceğim için böyle bir sorunum kalmayacak (ama o zaman da kefen parası falan..)
D’nin olmasını isterdim. C’yi yapmayı arzulardım fakat bunu yapmam mümkün değil. B’nin olması ile C aynı şey. E olabilir ama B olmasın, A’da aynı şekilde E şıkkına göre tercih edilmeyen bir şık ama eğer E şıkkı olmayacaksa A şıkkı olsun.
Ni ho hah hah ha..
HER ŞEY ÇOK GÜZEL, ÖLÜM BİLE
Yaşamak ne güzel, hayat ne hoş
Esen rüzgâr ne güzel, parmaklarım bunu anlıyor,
Ölmek bile güzel, yaşamım öyle söylüyor.
İnsanları seviyorum, birçoğuna borcum var
Ah insanlar, hiç birinden alacağım yok
Hayat ne güzel, çünkü sonunda ölüm var.
Bu enfes şiir her şeyi anlatıyor herhalde. Aslında sıkıntıdan dolayı çok yemek yüzünden, iyice şişik midem de bir şeyler demek isterdi ama o da demek istediğini dedi bile.
DÖRT GÜN SONRA
Harç parası A şıkkındaki gibi oldu. Merak ettiğim şey; aldığım borçların üstesinden gelip gelemeyeceğim. Kalkamayacaksam, nasıl berbat durum olup kendime olan güvenimi ve ruhsal dengemi tamamen yitireceğim; halledebileceksem, bu nasıl olacak ve bu ölümden beter sürecin sonu nereye varacak?
Neyse. Kaseti başa sarıyorum.
Hiç param yok, bir sürü borcum var. Giren para, çıkan paranın altında. İhtiyaçlarım var.
Tüm bu lafların üzerine şu laf:
“Bir gün muhteşem bir BMW’em olacak, o gün artık gelse.”
Çok mu iddialı oldu?
Hayır! (Konuş konuş, eğlenceli oluyor. Yazık genç yaşında sıyırdı. O kadar kötü biri de değildi. Vah, vah)
Bu kadar borç ve alım gücü düşüklüğü karşısında beni ancak böylesi bir hayal ayakta tutabilir (Son iki kelimenin yerlerine “delirtebilir” de konabilir)
Bir dakika, ne hayali? Bu, gerçekleşecek! (O kadar ki, bunu artık gerçek zannediyor. Vah, vah ) Ne sanması! Kesinlikle, bu hedefime ulaşacağım. Allah’tan dileğim ona kavuştuğumda elimdeki başka nimetlerimin eksilmemesi.
İşte yazıyorum.
“BMW’ye bineceğim ve Allah’a çok şükredeceğim. Bana bu dünyalığı vererek, kendisine şükrettirdiği için ayrıca şükredeceğim.”
Son söz: Bakalım kaç yıl (veya ay (veya .. abartmayalım))
Eee, sonra?
Sonra BMW’yi uçurumdan aşağı atacağım. Önemli olan onun olması değil, ona sahip olabilecek güce sahip olmam.