Yaa! İşte böyle…
Bir şey yazasım gelmiyor.
Bir şey yapasım…
Hiçbir şey.
…….
Hiçbir şey.
…….
İşte özet; hiçbir şey.
Olay bu kadar basit ya da bu kadar karmaşık.
Son günlerde dikkatimi çeken bir şey oldu. Bir bilim adamının (bilim adamıdır herhalde) tespiti; “ihtiyaçlar hiyerarşisi”. Yani sonu gelmez arzular, bitmek tükenmek bilmeyen istekler, bir türlü kavuşulamayan hedefler, hep birkaç adım önde giden gölgeler. Gölgeler; çünkü hep karaltısından haberdar oluna biliniyor, aslı olmuyor. Ve lanet olası gölge de benim gölgem, arzularımın, isteklerimin gölgesi oluyor.
Hiçbir şey yapasım, hiçbir şey de yazasım gelmiyor.
Yazacağım şeyler ne işe yarayacak ki!? Duygulanıyorum, ağlamak istiyorum. Ve alakasız olacak ama şükrediyorum.
Birkaç gün önceki bir muhabbet esnasında birisi okuldan atıldıktan sonra affedilip ondan sonra okulunu bitirebildiğini anlatan birisi, yaşadığı bir şeyi anlattı; okul stresi dolayısıyla bir sabah uyandığında gövdesinin sol kısmı göğüsten bele kadar olan kısım yanmış. Evet. Resmen ateşte yanmış gibi yanmış. Tüyler ürpertici. Somut bir alev kaynağı olmadan gerçekleşen bu yanma olayının nedeni bunu anlatan kişinin yapmış olduğu stresin ve bu stresten hâsıl olan enerji’nin (denebilir) yanma şeklinde patlama yaptığı olmuş.
Başka bir olay ise; o kişinin bir arkadaşının başına gelmiş. Arkadaşı “şizofren” olmuş. Hep ölümden korkuyormuş falan. Ayrıntılara ve garipliklere girmeyeceğim.
Yine kendi arkadaşımın bir sürü dişi bu nedenle çürümüştü ve bazı başka rahatsızlıklar…
Kendime de olan şey diğerlerinin yanında ufak kalıyor ama birkaç çürük diş, garip garip rüyalar (deprem sarsıntısı ile uyanma, ciddi ciddi ruhumun çıkması, kâbuslar… gibi)
Neyse hâlime şükredeyim. Bunlar şimdi olmuyor ama olma potansiyeline sahibim. Kendimi dizginlemekte zorluk çekiyorum (konu anlaşılmış olmalı, karşı cins olayı). Bunun en büyük nedenlerinden birisi kendimi içinden çıkılmaz pozisyonlar içinde bulmam, hissetmem (belki de zannetmem). Sanki bir tanesine sahip olsam bütün dertlerim bitecekmiş gibi geliyor. Fakat kendimde farkındayım ki bu çözüm olmaktan çok (intihara sürükleyebilecek) yeni sorunlar kaynağı olacak(tır) [neyime güvenebilirim ki; maddiyat, sosyal yapı, psikolojik hâlet vs.. bu konuyla ilgili olarak her şey aleyhimde. Ben barutum, ateşle oynamamalıyım].
[[ Bu arada aklıma gelmişken.
Geçenlerde berbat hayatı ve eş seçiminde yaptığı birkaç on yılına mal olan aptal aşkından bahseden yaşlı bir gazeteci, âşık olduğu kişiye âşık olma olayını anlatırken; o sıralarda sahip olduğu psikoloji nedeni ile zaten önüne çıkan ilk erkeğe âşık olacağını, çünkü bunu bir çıkış olarak gördüğünü falan anlatıyordu.
Yani gelinim sana anlattım, kızım dinle şimdi. Sen de ...tan dönemler silsilesinin baştan n.(sondan m.) bölümünden geçiyorsun ve sen de artık önüne çıkan her bayandan hoşlanır oldun. Yaniii, bağlantı? Bağlantı şu= aptal psikolojik travmaların sana seraplar gösteriyor. Uçurum kenarında gördüğün bu seraplara yaklaşma.
- - Bana bunları anlatma! Bana çözümden bahset! Bana seraptan daha anlamlı bir şey söyle. Bana aptal mantık oyunları yapıp durma! Kelimelerle birçok şey olduğundan farklı gösterilebilir.
- - Sus yeter! Daha fazla devam etme! Sakın ha isyan etme!
- - İsyan etmiyorum. Sadece sis içindeyim ve önümü bir türlü göremiyorum. Attığım her adımda yokuş tırmanma enerjisi harcıyorum. Bir türlü engelsiz bir yola denk gel(e)miyorum.
- - ...
- - ..
- - . ]]
İhtiyaçlar hiyerarşisi denen şey akıllıca düşünülmüş, güzel bir fikir fakat bir de şu var ki; bazı insanlar için bundan başka bir de bir tatmin eşik değeri olmalı. Evet, evet. Hiyerarşik saçmalığın peşinden gidecek değilim, şu aptal eşik değerini bir aşabileyim; sağlık (elhamdülillah) ve kimseye maddi olarak muhtaç olmamak.
Bir sürü aptallıktan bahsedebilir, sayfalar dolusu bir şeyler sıralayabilirim. Hâlimi dramatize edebilir, ağıtlar yakabilirim, çaresizlikten dem vurur, dünyaya lanetler yağdırabilirim..
Hayır! Hayır! Bunların hiç birisini daha fazla yapmayacağım.
Hâlime şükredeceğim. Sadece şükredeceğim. İsteklerime kavuşmayı istemeyecek fakat en küçük bir fırsatı da dibine kadar değerlendirmeye çalışacağım.
yeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeterYETERyeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeter
yeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeter
yeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeter
yeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeter
yeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeter
yeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeter
yeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeter
yeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeteryeter
2004 09 30