O kadar da bir şeyler söyleme ihtiyacı hissetmesem de, içimden gelen an’ı yazma isteği ve gerekliliği duygusu bana bunu yaptırıyor.
Kendimi bu günlerde sanki huzurlu gibi (evet, evet “gibi” yani asıl olarak değil sadece “gibi”. Bu parantez huzurumu baltaladı. Hemen parantezi kapatayım) hissediyorum. Niye? Bilmiyorum (çok klasik bir cevap oldu ya!). Galiba hormon sistemim bu günlerde dengeyi kurmak için mutluluk hormonları salgılamaya başladı. (İşe bak ki, vücudumuzda olup bitenlere direkt müdahale edemiyoruz) Belki de battaniye ile yatmaya başladığım bu yaklaşan kış öncesi mevsime dayalı bir hormon hareketliliğidir. Ya da neyse ne!
Salondaki aptal “lanet alet” TV, sahibinin yeni evine taşınması ile birlikte evimizden gitti. Tek kelime ile “harika” oldu. Oh be! Lanet aletin kadın anatomisine dayalı geri zekâlı ekranından kurtulmuş oldum, olduk. Şükürler olsun…
Diğer mesele; bir Mouse almam gerekiyor. İyi de bu önemli mi ki? Önemli sayılmaz ama Mouse bana X’i anımsattı. Ah! Lanet olsun! X. En son Mouse alışımda onu görmüş, başım dönmüş, hayali beynimi sar(s)mıştı. Bir Mouse almam gerekiyor. Nereden alsam. Aynı yerden mi? Beni bir şeyler o yöne doğru itiyor. Vakum beni çağırıyor. Hayır, hayır. Bunu yapmamalıyım. Mouse’u başka bir yerden, alternatif onlarca mağazadan bir yerde almalıyım. Bir kez daha bu heyecana dayanamam. Üstelik 1-0 yenik olarak ve ikinci maçı da deplasmanda yapmak zorunda olarak.
[Başımı gayr-i ihtiyari sağa çevirdiğimde odamdaki duvar mantarına önceden astığım Hz. Yusuf'un hayâsını anlatan "Ahsenu'l Kasas" başlıklı 2004 08 02 tarihli KIRIK TESTİ yazısı ile karşı karşıya geldim. Bana bir şeyler söylemeye çalıştı. "İffet", "sabır", "irade" gibi bir şeyler. Ah Allah'ım ne kadar zor! Ah Dibace (X) ne kadar... Ah ben ne kadar... Ah Yusuf sen ne kadar iffetliymişsin... Nefsim "Ama o bir peygamberdi" dedi. Neyse ki nefsimin aptal olduğunu ve beni yoldan çıkarmaya çalıştığını biliyorum.
"İrade ile imtihan".
...Riya, riyakârlık.
Son iki kelime de yazılması gerekli iki kelimeydi. Sebebi ise nefis&irade çatışmasında ki zayıflığım. Şöyle ki, X karşımsa olsa ne yapardım?
...
Cevap yok.
Yüz yere dönük ve düşünceli. Mücadele asıl öyle bir ortamda olur ve ben daha hayal kurmaktan bile kendimi alı koyamıyorum. Tekrar; riya, riyakârlık, aptal, aptal, aptal]
Bunu yapmamalıyım. O’na yaklaşmamalıyım. Ateş çemberine hiç girmemeliyim. Nasıl olsa bir gün unutacağım, eğer aradığımı bulursam da hiç hatırlamayacağım.
Mouse’un yanında bir de hoparlör alsam iyi olur. Dershanede müziksizlikten canım sıkılıyor.
Yazı yazma hakkında:
Bir Internet sitesinde periyodik yazıp yazmama konusunda ikilem içindeyim. Aslına bakılırsa benim söyleyeceklerim kitaplarda zaten söylenmiş şeyler, anlatacaklarım zaten arayanın istediği zaman asıl kaynaklarında bulabilecekleri tipten mevzular. Bir de ben yazı yazıp “yazı ve yazar çöplüğü”ne katkıda bulunmasam iyi olur. Hem de kafa patlatmış olmam. Bir de grafikerlikle ilgili çalışma zamanından vakit çalmamış olurum.
Aklıma gelmişken. Korsan yayınlar desteklensin ki, para için yazanlar değil de sadece gerçekten yazması bir şey ifade edenler yazsınlar. Yazarlığı ticaret, eserlerini de ticari emtia olarak görenler korsan yayınların desteklenmesi ile boşa uğraşmış olur, yazması gerektiği için yazanlar da daha geniş kitlelere ulaşırlar.
Yaşasın korsan yayıncılık.
2004 09 12