01:44
Büyük şeylerin sıkıntısını sinesinde taşımayan (veya taşımaktan, o ortamdan uzak kalan) ruhum küçük şeylerin (nisa) cazibesi ile başı döner oldu.
Aman Ya Rabbi!
Bugün laboratuara girdiğimde hemen karşıda oturan ve gözümün önünde beliren ilk kişi o idi. O da bana baktı. Tabi aptal aşık onun kendisine baktığını zannetti ama o, kapıdan kim girse ona bakacaktı.
Kesinlikle saçmalık!
Yatağa uzandım ve onu düşünüyorum. Yok yok düşünmek istemiyorum. Düşünmemin bir anlam ifade etmeyeceğini ve düşünmemem gerektiğini biliyorum. Fakat yine de onu, ona sahip olmasam da hayal olarak da olsa düşünmek istiyorum. Onu düşünmek bile bana zevk veriyor. Başka şey değil, “o”. O my God!!
Silmeliyim. Silip atmalıyım. Bugün olduğu gibi onu görsem de, onun da bana baktığını bilsem de. Asla göz göze gelmemeli ve soğuk olmalıyım, soğukkanlı. Zira her yakınlaşma daha büyük çekim gücü, her çekim daha fazla istekli yaklaşmaya neden oluyor…
Farkındayım ki; her ne kadar onu istemesem de, yine de çok istiyorum. Çok istiyorum ve hiç istemiyorum. Bunu istemiyorum. Lehime çevirmek için ondan uzak kalmalı ve asla göz göze gelmemeliyim.
10:00
“Seni çoook seviyorum”
“Dünyadaki herkes bir yana, sen bir yana”
“Lanet olsun. O kadar kişi içinden sana mı aşık oldum!!”
“Şıllık. Nereden çıktın karşıma”
“Sadece sen”
“Daima beynimin kıvrımlarındasın, hadi kollarıma gel”
“Gözlerini yiyeyim”
“Bela. Ighyygy!!
“…..”
“…”
“.”
2004 05 01