Bahsedeceğim şeylerde yeni bir şeyler yok. Sadece özetlemek istiyorum.
Öğretmenlik de yaptığım bu sıralar hâlâ okula derslere girmem gerektiği için gitmem tam bir azap oluyor. İçimden bazı sesler “her şeyi boş ver, okulu mokulu salla!” diyor. Haksız da sayılmaz. Bir gram okula adım atasım gelmiyor. Aman Ya Rabbi! Okulda iken kendimi tam anlamıyla preslenmiş hissediyorum. Kimseyle konuşmuyor, kendi halimde yaşıyorum. Gerçi kendimi birilerine hoş gösterme gibi bir gayem yok fakat hâlim karşısında benliğim karşısında ezilip büzülüyorum. Aman Allah (cc)’ım neler çekiyorum!?
Ve, fakat, esasında; hiçbir olumsuzluğun bana engel olmasına göz yummamalıyım. Bu benim hayatım, kendi özel hayatım. Ve kader çizgim bana bunu mecbur ediyor. Durumuma şükredeyim, hiçbir saçmalık için canımı acıtmamalıyım. Okulumu da birazcık boş vereyim yani! Okuldan bir an önce mezun olamamam benim umurumda değil fakat aileme karşı mahcup oluyorum. Beni boş ver de, şimdi mezun olsaydım annem babam ne kadar da sevinirdi! Ne yapalım? Elimden gelen ve şartlar bu!!
Kendimi bu çıkmazlar arasında rahatlatacak bir şey yapayım bari. Daha önce kısmen yaptığım gibi. Nasıl olsa okulu adam gibi bitiremeyeceğim ve bunun pozitif sevincini yaşayamayacağım ve de yedi-sekiz yılda mezun olabilmiş olmanın ezikliğini (belki) duyacağım. En iyisi kendimi tatmin edecek başka bir şey yapayım da, içim rahat etsin.
Evet, evet. Şimdi karar veriyorum; bir kitap yazayım. Yazayım da bir şey yapmış olmanın, başarının hazzını yaşayayım. Bükülmek zorunda kalması muhtemel boynumu hiç eğilmeden normal seviyesine getireyim.
2004 11 05