Uzun uzun hikâyesini anlatma niyetinde değilim. Yok, hiç param yoktu, cebimde iyice azalmış olan para da başkasınındı vs.
Kısaca söylemek gerekirse rüyamda bile (Rüyam: Arkadaşlara bir şey ısmarlıyorum. Paramın eksik gelmesi korkumdan dolayı söylenen fiyatın tutarının olmadığını belirtiyorum. Param ucu ucuna yetiyormuş (para-fobi). Adam bana eksik yiyecek koyuyor sebebi de ucu delik olan ayakkabılarımdan dolayı çoraplarımın kirli olmasıymış… falan filan) fobilerimden (paramın eksik gelmesi, giyim kuşam standardımın kötü olması, ortalıkta rezil olma, kötü algılanma) kurtulamıyorum. Asıl olay:
Alacağım kitabı bulabilmek için tarifleri takip ederek birkaç farklı yere uğradıktan sonra …Ü Vakfı’na gittim. Kitabın fiyatı on beş milyondu. Paramı (başkasının emanetiydi) saydım; sekiz buçuk milyon. “Neyse sonra alırım” dedim. Adam da espri olarak “Neyse sonra veririm” dedi.
Sonrasında kitabın içeriğini incelemek için kitabın ilk sayfalarına bakarken adam “Al kitap senin oldu” dedi.
İnanamadım.
Duymamış gibi yapıp biraz daha inceledikten sonra kitabı geri verdim. Adam “Alın. Sizin olsun” deyince o kadar çok sevindim ki, adama bir şekilde karşılık veresim geldi.
Ama ne yapabilirdim ki? Sıkı sıkı teşekkür ettim. Belki bir gün adama bir iyilik yapma fırsatım doğma küçücük ihtimaline karşın adamın gözlerine, yüzüne iyice baktım. Ve ayrıldım.
Neredeyse ağlayacaktım. Sevinçten tabi. Kitaba çok ihtiyacım vardı, param yoktu. Şimdi param yok, kitabım var. Olsun, oh be! Kitabı alabildim.
Adamdan Allah(cc) razı olsun. İnşallah bu iyiliğin karşılığını kim(ler)se karşılığını alsın(lar)…
Elhamdülillah.
2004 03 18