Bugün bir şeyleri düşünmek zorunda kaldım.
Önce bir şeyi belirtmek istiyorum ki, o da şu; bugünlerde sanki sık sık bu “günlük” demek istemediğim ama günlüğe benzer yazı yazma aptallığı yapıyorum gibi sanki. İstemeden oluyor, kendime kızıyor ve kendimden özür diliyorum.
Düşünmek denmez, her zamanki bir şey. Bir arkadaşım iki keredir bana bir şekilde yemek ısmarlıyor (ısmarlama işini yapan taraf ben olmak isterdim fakat…). İkisinde de fazla yapabileceğim bir şey olmuyor. Param yok, onun var… Eziliyorum, büzülüyorum, sineme atıyorum, kabulleniyorum (kabullenmek zorunda kalıyorum)… Sabahleyin de ben başka birisine kendi evimde bir şeyleri az kalan paramla hazırladım ama… Daha fazlasını yapabilecek… Bunun düşünmekle bir alakası yoktu. Şimdi ikincisine gelelim.
Bir gün, birisi ile evlenirsem tuttuğum bu kadar notu (aptal platonik aşklarım) o kişiye nasıl anlatacağım!? Arkadaşım “empati” dedi, kendini onun yerine koy dedi, o sana aşklarından bahsetse ne yaparsın dedi (zaten F’yi biraz da bu yüzden istemiyor değil miyim? Yani bir arkadaşı olduğu için. Yani ilk olmadığım için ve yani ilk ve son olmak istediğim için…)*
Bu konuyu şimdiden halledeyim;
Bak güzelim. Sen, yani evlenmeye karar verdiğim (ya da evlendiğim (tabi böyle bir şey olursa)) bana göre dünyanın en iyisi. “Best of the best”. Güzellerin bir tanesi. [Eridi gibime geliyor.] (Samimiyim, emin ol)
Sensin. Çünkü;; bir; senden, onlardan daha çok hoşlandım, iki; hem duygusal, hem mantıksal=diğerlerinin iki katından fazla, hatta ihlaslı olduğu için yirmi iki kat, üç;Zaten gerçekten istiyor olsam, duygularıma karşı koyma gereği duymazdım ya da duygularım mantığımı da yenerdi, mantığım da duygularım olurdu, dört; senin “rasyonel(anlayışlı)” ve “daha empatik” olman zaten seni kraliçe yapan özelliklerinden birisi.
Zor olan mı? Bunları kendisine söyleyebileceğim birisini bulmak.
Çok zor. Çook, çoook.
(Tabi Allah (cc) nasip ederse, neden olmasın)
Diğer konu ise; Hayat kendisine bağlanmak için çok kısa yirmi altısı çoktan geçti bile, kaldı otuz dört yani neredeyse yarısı (NŞA).
*Alakasız bir not; insanlar ilk kendilerine kaptırdıkları kişiye çeşitli dolgunluklarının çok büyük bir kısmını difüzyon gibi iletiyorlar (duygusal elektrik) ve olay yumurtanın ilk spermden sonra zırh kazanması gibi diğerlerine kapalı kalıyor.
Alakasız notun çağrıştırdıkları: Yani ben iki numara olursam potansiyelin yüzde elliden fazlası tükenmiş olacak. Benim potansiyel ise ufak sıyrıklar yüzünden yüzde yüzün biraz altında yüzde doksan sekiz gibi bir şey olacak. Tabi karşı koymam dolayısıyla isteğim artıyor, yüzde doksan sekiz de telafi oluyor. Bu kısım ona (sana); sen ikinci değil, tek birinci olacaksın(dır. Saçmalıklar olmazsa ki, olmaz inşallah) çünkü; çünkü, kendimi kaptırmadım ve mücadeleden vazgeçmedim. Mücadele etmediğim veya mücadeleden vazgeçtiğim kişi sensin.
Alakalı not: Kendimi mahvetmekte ve zora sokmakta üstüme yok. Helal olsun yani. Ne diyim?
Alakasız bir not 2: Âşık olmak şöyle olsa gerek. İçimize derc edilmiş olan karşı cinse ilgi duyma realitesi var. Bu realite, olmakla bir işe yaramıyor. İçimizdeki bu duygu bir şekilde somutlaşmak istiyor. Bu duygunun açığa çıkması için çevredeki karşı cinsten birileri eğer eşik değerini aşıyorsa “âşık olma” şeklinde açığa çıkıyor. Çevreden âşık olunan kişi de eğer buna karşılık veriyorsa eşik değeri aşkın seviyesine göre katlanarak üst noktalara, başka birisinin yetişemeyeceği seviyelere yükseliyor. Birçok flört edinenlerde bu olay zamanla yalama olduğundan evlendiği kişiye olan sevgisi anlamsılaşıyor fakat flört edinmemiş kişilerde bir kişiye karşı maksimum seviyede anlam kazanıyor (yumurta-sperm olayı).
Maksimum rezonans denebilecek bu “aşk” olayı mantıksal dayanaklarla sağlamlaştırılıyorsa karşımıza seksen yaşlarında hâlâ ilk günkü gibi birbirlerine sevgi dolu iki yaşlı çiftin el ele tutuştukları mutlu bir fotoğraf karesi oluyor. Eğer bu “aşk” sadece aptal duygusallığın mantıktan uzak çürük temelleri ile yükseltilmek isteniyorsa, bu kez çürük temele bir de aşırı yüklenme olduğu için patlama yani “boşanma” oluyor.
Ya! İşte böyle sevgili ve sevgi[li](siz) seyirciler. Şimdi sorularınız için telefon numaralarımızı veriyorum. Sakın aramayın. Çünkü önce kendi kendime sorduğum soruları cevaplamam lazım.
2004 07 05