“Her geldiğimde seni göreceksem bir Mouse almak için üç kez değil yüz üç kez, dört gün boyunca değil dört yüz gün buraya gelirim…”
” Gözleriniz, baktıkça tekrar tekrar bakılmak istenecek kadar güzel.
Tekraar, tekraar… Sözleriniz, sözleriniz de ancak bu gözlere sahip birisinin kullanacağı kadar güzel ve efsun dolu. Sesiniz, küfretseniz bile başımı döndürecek kadar cennet melodisi tadında….”
“Ben artık aldığım bu Mouse’dan sonra bilgisayarın diğer tüm parçalarını da satın alırım, tabi sizden almak şartıyla..”
“Büyü, efsun dedikleri bu olsa gerek.”
Bu ifadelerden herhangi birisini ona karşı söyleyebilirdim ve söyleyebilirim. Fakat son uğradığımda, oradaki diğer iki kişiye dediğim “…fena değil..” lafından sonra olayın seyri değişti. Sapık gibi algılanmış olmalıyım. En azından derin sessizlik ve bana hitaben denen “Ne demek istiyorsun?” cümlesinden sonra böyle algılanmış olmalıyım.
İyi de ben zaten bu konunun hiç açılmamasını istemiyor muyum?
Galiba o lafları ben söylemedim. Ağzımdan çıkan lafları Allah söyletti. Eğer onu gördüğümden itibaren giderek artan onun beni çeken vakum gücü eğer tasarladığım iltifatlardan birisini söyleseydim veya ona çarpıldığımı bir şekilde belli etseydim (zaten heyecanlı tavırlarımdan ve gözlerimin üzerinde olmasından belli olmuştur) ve de olay artan ivmeyle devam etseydi… Kesinlikle geri dönüşü olmazdı. Kesinlikle ama kesinlikle. Tabi bir de F gibi bir arkadaş sahibi olmayan… Birisi değilseydi F olayının çok ötesinde suya kapılırdım.
Bir gün sonrasında otobüs beklerken ki zaman diliminde telefon kulübesinde sıra olmasaydı ve otobüs bana sıra gelmeden kalkmasaydı ona “Demek istedim ki, sizden o kadar çok hoşlanıyorum ki…” demiş olsaydım yine akıntının önündeydim.
Şimdi de kendimi zor tutuyorum. Telefon açabilirim, mağazaya tekrar gidebilirim.
HAYIR!
Kesinlikle böyle bir şey yapmamalıyım. Hatta onu hayal bile etmemeliyim. Olayın üzerini örtüp, daha fazla kendimi kaptırmadan onu unutmalıyım. Onu düşünürken bile hormonlarımda belirgin bir hareketlilik oluyor.
Unutmalıyım,
Ve bir daha kıyısından bile geçmemeliyim.
“Ah! O ne güzellikti! F ve X ikiniz de çok güzelsiniz ama X daha uygun ve daha …”
Bu işin sonu nereye varacak ki? Aradığım kişiyi, istediğim pozisyonda iken ve en kısa sürede bulmak istiyorum ama ????
Kurallarını kendinin koy(a)madığın dünyada yaşamak zorundasın. Zorunda olunan olay şimdilik “beklemek, beklemek, beklemek.”
Belki de aradığım kişi F de olabilirdi, X de ama, fakat ben istediğim pozisyonda değilim. Pres. Baskı. Depresss.
Böyle giderse olgunlaşma çürümesi geçireceğim.
2004 06 05