Önce özetler;
Yok,, ya da sadece özetler. Fazla bir şey yazmak, aynı saçmalıkları tekrarlamak istemiyorum.
Önce günün içinden gelişmeler; bugün bir dişim daha (yirmilik alt sağ) çekildi. Konuyla ilgili en iyi hatırladığım diş hekimi genç doktorun güzel olmasıydı.
Bir de, diş çekilmeden önce ve sonra anket gibi bir iki form doldurdum. İstanbul Üniversitesi psikiyatri bilmem nesinin bir şeyi idi. O formda garip garip sorular vardı; “gaipten sesler duyuyor musun, başkaları tarafından anlaşılamadığını düşünüyor musun, vücudunun çeşitli bölgelerinde yorgunluk gibi hisler oluyor mu, kendini yalnız alçak düşürülmüş veya terk edilmiş düşündün mü, intihar etmeyi düşündün mü?” gibi sorulardı. Her neyse. Formu doldururken gülümsediğim şeyler falan da oldu. Bir de, kendimi “hasta” gibi hissettiğim, “yok daha neler” dediğim, “demek ki sorunlu insanlarda bunlar oluyor” dediğim sorulardı.
Yeter.
Bu günle ilgili diğer mesele yarından sonraki sınava şimdiden hazırlanmam gerekiyorken, hiçbir şey (denebilir) yapmadığım ve daha da kötüsü yapmayacağım.
Asıl mesele ise; grafikerlikten tamamen vazgeçtim, [Araba sevdasından da. -bu kısmı paragraftan sonra araya sıkıştırdım.- Dünya fani, ölüm ani; rızay-ı ilahi asıl, öbür dünya baki. Yââni..] karşı cinsle ilgili her şeyden (evlilik vb..) caydım ve bir de yazarlık, senaristlik türü şeylerden de tamamen vazgeçme aşamasındayım. Hatta bunu da (terk edeceğim son tutkum olmasına rağmen) da terk ettiğim söylenebilir. Bir tek belki başladığım birkaç hikâyenin kitaplaştırılması ve bu proje hariç. Bu ikisi ilk ve son olsun. Hem yazmak ile yazmamak arasında ne fark var veya yazsam sanki ne olur ya da olacak ki!?
- - Peki, şu ana dek biriken projemsi hazırlıklar ne olacak; çizimler, yazılar, taslaklar.
- - Hââ,, onlar mı? Onlar artık birer (kişisel) tarihi eserlerim olacak. Yani bunlar da bu kadar işte..
Kaçış yaşıyorum. Mesuliyetten, zorluktan. Eh zaten, eninde sonunda olması gereken olmuyor mu ki? Niçin ekstra arzularla kendimi harap edeyim ki?
Yeter, yeter.
2004 11 29