Bazı şeylerde ileri boyutlarda değişiklikler olmadıktan sonra halimin düzeleceğini pek zannetmiyorum. Okulum bir türlü bitmek bilmiyor, yaptığım öğretmenlik kişiliğimle rezonans olmuyor, daha da kötüsü ve de gerçek olan da şu ki; hayatımı değiştirecek herhangi bir hareketin gerçekleşeceğini de senarist olma hayallerimin bitmesiyle neredeyse tamamen kaybettim.
Son günlerdeki hayata pozitif bakış açım uerini ister istemez yine kaosa bıraktı.
İğrenç, berbat, dayanılmaz…
…
Başa gelen çekilir..
Duvarı nem, yiğidi gam bitirir.
…
Kendimi kandırmayayayım. İçimdeki bilmediğim hedefe ulaşmadıktan sonra hiç bir şey olmayacak. Bilmediğim hedefe de ulaşamayacağım için hayır! Başa dönmeyeyim.
Hayatı olduğu gibi kabulleneyim.
Ama nasıl?
Her gün lanet Taksim meydanında yürüyüp bir sürü karşı cinsle aynı havayı soluyup …
Diplomam olmadığı için aynı işi yaptıığım halde yarı para a….
Zeki olduğumdan emin olduğum halde bitmeyen okul…
Aptalların dünyasında aptal olmamanın acısı ve yoluma çıkıp beni engelleyen geri zekalılar ve bir türlü istediği….
Günah&sevap, olumlu&olumsuz…
Ve yine çaresizlik…
Yine çaresizlik…
Yine, yine…
Kişilik çatışmaları,
Allah’ım! Belki de yaptığım dualar kabul olduğu için bu hayatı yaşamak zorundayımdır..
Belki de hiç bir şey üzülmeye değmez.
Belki de, belki de dememem gerek.
Belki de…
Kapı açıldı. Biri geldi. Suçluluk duygusu benzeri bir duyguyla alel acele lavaboya gittim. Elimi yüzümü, gözlerimi iyice yıkamama rağmen yine de bana “Hasta falan mısın” dedi. Üfff!
Yine de psikolojim yerinde değil denemez.
Bir de …
2005 08 18